Oyuncunun yüzü

Milos Forman’ın muhteşem filmi Amadeus’ta bir sahne vardır; Antonio Salieri’nin Mozart’ı ilk kez gördüğü kraliyet daveti sahnesinde Salieri kendi kendine küçük bir oyun oynamak ister, kalabalıkta dolaşırken ve henüz Mozart ile tanıştırılmamışken acaba Mozart’ı sadece davetteki insanların yüzlerine bakarak tanıma başarısı gösterebilecek midir? Salieri o anları günah çıkartırken şöyle anlatır: 
Salonu geçerken kendi kendime bir oyun oynamaya başladım. Bu adam (Mozart), ilk konçertosunu 4 yaşında, ilk senfonisini 7 ve ilk operasını 12 yaşında bestelemişti. Tanıyabilir miydim? Böyle bir yetenek yüzünden anlaşılabilir miydi? İçlerinden hangisi O olabilirdi?
Gerçekten de yetenekli (ya da zeki, olgun vs.) bir insanı sadece yüzüne bakarak diğer insanlardan ayırt edebilir miyiz? Da Vinci “insan yüzünün görselliği çok fazla önem taşır” derken bir insan yüzünün arkasında sakladığı insana ait, karaktere ait çok fazla değer taşıdığını mı ima etmiştir? İslam geleneğinde konuyla ilgili belki kadim başka geleneklerle de kısmen karışmış, ilm-i sima başlığı altında çok sayıda ve tanınmış eser verildiğini biliyoruz.

Konuya başka bir açıdan bakalım: Mesleklerini yüzlerini kullanarak icra eden insanları, yani aktör ve aktrisleri diğer insanlardan ayıran nedir?

Bir oyuncunun sahip olabileceği en önemli şeylerden bir tanesi elbette ki dramatik bir yüz. Dramatik yüz; genel anlamda hüznü, öfkeyi, sabrı, olgunluğu, çekilen acıları taşıyabilen bir yüzdür. İnsanın yüzü yaşadığı hayatın bir haritası gibidir. Hayatımızda karşılaştığımız engeller bizi olgunlaştırırken yüzümüzde de izler bırakırlar. Hangi acı hangi ize takabül eder bunu söylemek imkansız elbette ama insan yüzünün geneline yayılan olgunlaştıkça anlamlılaşma eğilimi olduğunu düşünebiliriz. Bugün başarılı olduğunu düşündüğümüz pek çok oyuncunun yüzünde çekilen acıların izini görebilmekteyiz. Oyunculuk kariyerlerinde bulundukları noktalara gelirken neler yaşadıklarını, nasıl bir var olma mücadelesi yaşadıklarını bir ölçüde tahmin edebiliyoruz. Şunu söylemek istiyoruz, sadece yetenek değil onların yüzlerinde taşıdıkları anlam. Gerçek başarının kolay elde edilmediğini gösteren birer kanıt bu yüzler. Oluşan büyük bilgi, yetenek ve istek birikiminin, kaderin de “evet” demesiyle yakalanan fırsatlarla kesiştiği noktadan itibaren tanıyoruz bu insanları. Ve belki de zannediyoruz ki çok şanslılar. Ya da sadece çok yetenekliler. Anthony Hopkins, Kathy Bates, Hugh Laurie, Helen Mirren ve başka pek çok isim oldukça ileri yaşlarda dünyaca tanınır birer ikon haline geldiler.

Yüzünde taşıdığı anlamların böylesine yoğun olduğu oyuncuları ülkemizde malesef pek sık göremiyoruz. Yok değil elbette, bizde de başarıya giden yolda çekilen acıların bıraktığı anlamı taşıyan oyuncu yüzleri var. Ama son dönem dizi filmlerimizde boy gösteren cici bici kızlar ve ana kuzularının, lay lay lom serserilerin yüzlerinde, adanmışlığın sonucu çekilen acıların izlerini göremiyoruz. Setlerden çok podyumlara ya da moda magazin sayfalarına yakışıyorlar. Hatta çoğu oralara bile uymuyor. Lütfen yukarıda fotoğrafı dikkatlice inceleyin. Sonra da son dönem isimleri parlayan dizi oyuncularının yüzlerini gözünüzde canlandırın. Nasıl bir fark görüyorsunuz?

Bir senaryo yazarken ya da bir film tasarlarken gülse bile ağlamamak için kendini zor tutuyormuş gibi görünen, oluşturmak istediğiniz dramatik etkiyi sırtlanabilecek olgunlukta, kendisini hayal edebileceğiniz kaç yerli oyuncu var? (Yukarıdaki oyuncu yüzleri seçkisi ve kolaj bana ait)

Bu yazı Film Yapımı, Sinema-TV kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.