Senaryomu nasıl satabilirim?

Bir senaryo yazdım. Senaryomu mükemmel hale getirdim. Her haliyle çekime hazır. Peki bir yapımcıya nasıl ulaştırabilirim?

Oh! Senaryo nihayet bitti! Peki şimdi?

1- Senaryo bitmiş durumda mı?

Yapımcılar, yönetmenler, sinemacılar genellikle vakitleri kısıtlı, günlük hayat tempoları yoğun insanlardır. Sizin yarım senaryolarınızla ilgilenecek halde değillerdir. O sebeple senaryonuzu kendi bakış açınıza göre mükemmel hale getirmeden bir sinema profesyoneline okutmaya ya da tanıtmaya kalkışmayın. Sizin açınızdan senaryonuz kusursuz hale gelmiş olmalı. ‘Fikir çok iyi, fikrime bayılacaklar’ dediğiniz anda kaybettiniz. Bir senarist olacak kadar disiplinli ve iş insanı olamayacağınızı göstermiş oldunuz. Bitmemiş senaryo diye bir şey yoktur. İşi bitirin.

2- Senaryo kurallara uygun yazıldı mı?

Piyasada çok sayıda ‘senaryo’ dolaşıyor. Bilgisayarın başına geçip sayfalarca ‘döktüren’ ve bunların çıktılarını alıp kapı kapı dolaştıran çok sayıda girişken ve cesur insan var. Yapımcıların rafları senaryolarla doludur. Çoğu zaman dağ gibi birikir bu senaryolar. Peki kim okuyor bunları? Çoğu zaman hiç kimse. İşi çat kapı gelen senaryoları okumak olan insanları bünyesinde çalıştıracak kadar profesyonel ve yoğun yapım şirketleri Türkiye’de var mı bilemiyorum. Ortalık senaryodan geçilmeyince, ve bunların çoğu da amatörler tarafından yapımcılara ulaştırılmış olduğunda ne oluyor biliyor musunuz? Büyük ihtimalle hiç okunmuyorlar ya da senaryonun sayfalarına göz gezdiren bir ‘yetkili’, sadece sayfaların şekline şemailine bakarak işi bilen birinin o senaryoyu yazıp yazmadığını anlamaya çalışıyor. Sayfa düzeni yüzünden harika senaryonuzun bir kenara atılmasını istemezsiniz değil mi? Örneğin ünlü bir Hollywood senaryo hocasına göre senaryonun sayfaları arasında gezerek, hiç okumaya gerek kalmadan bir senaristi bir amatörden ayırmak mümkün. Örneğin senaryo yoğun diyalog içeriyor, aksiyon anlatımları neredeyse yoksa… Ya da tam tersi, senaryoda hiç diyalog yoksa… İçeriği önemli değil. Standart senaryo sayfa düzenini bilen biri, sayfalarda okumadan gezinirken, senaryonun unsurları arasındaki dengeyi şıp diye fark eder. Ne yapıp edin satır boşlukları, font, paragraf yapısı vs. gibi basit senaryo yazım kurallarını öğrenin.

3- Senaryonun size ait olduğuna dair gereken çalışmaları yaptınız mı?

Yani notere gidip ‘bu senaryoyu ben yazdım’ dediniz mi? Noter sizin yazdığınız senaryoyu okuyup ‘Hmm, evladım bunu sen yazmışsın, her halinden belli’ demez. Noter senaryoyu okumaz. Noter sadece, kendisine getirildiği tarihte sayfalarına imza atacağı ‘senaryoyu getiren şahıs budur’ diye bir belge hazırlar. Eğer senaryo ile ilgili bir dava söz konusu olacak olursa taraflardan kimin elindeki belge daha eski ise ona bakılır. Senaryonun gerçek yazarının belgesi daha geç tarihli ise yapılacak bir şey yok. Bir bardak soğuk su içebilir. Senaryonuz biter bitmez ilk iş olarak, özgün olduğuna ve size ait olduğuna dair bir belgeye sahip olmalısınız. Bunu kapalı bir zarfta kendinize posta yoluyla senaryonuzu göndererek de yapabilirsiniz. Ayrıntılı bilgileri bir avukattan öğrenmenizi tavsiye ederim. Son olarak eğer bir başka eserden uyarlama yaptıysanız ve bu eserin telifi bir başkasının elindeyse bu şahıstan bir muvafakatname almanız gerekiyor. Örneğin Orhan Pamuk gibi eserleri henüz telifli olan bir yazardan uyarlama yaptıysanız doğal olarak bu yazarın rızasını (resmi olarak) almalısınız. Sözlü izinler işe yaramaz.

Senaryonuzu koruyun.

4- Senaryo gerçekten iyi mi?

Senaryo bitti. Kurallara uygun yazıldı. Telif sorunları da yok. Bundan kimse emin olamaz. Dünyanın en iyi senaryosu bile dünyanın en iyi yapımcısından ret cevabı alabilir. Geri çevrilebilirsiniz. Göz ardı edilebilirsiniz. Elle tutulur gözle görülür somut bir ürünü satmaya çalışmıyorsunuz. Bir takım kağıtlar üzerindeki hayalleri satmaya çalışıyorsunuz. Sizin o hayallere ne kadar inandığınız hiç kimseyi ilgilendirmiyor. Senaryo sanatında bir devrim niteliğindeki bir senaryo ile yapımcı kapılarını aşındırıyor olabilirsiniz. İnsanlar bir iş bir düzen tutturmuş gidiyorlar. Araya girmek, aralarında var olmak istiyorsunuz. Belirsizliklerle dolu bir dünya. Yapmanız gereken şey; enerjinizi kaybetmemek, işinize olan inancınızı kaybetmemek, kendinizi dev aynasında görmemek, sabırlı olmak ve odaklanmış olmak. Maymun iştahlı olmamak. Senaryonun iyi olduğunu kanıtlamak için bazı ‘güzellikler’ yapmanız da işinize yarayabilir:

A. Çarpıcı bir isim

Senaryonun kapak sayfasında isminizi iletişim bilgilerinizi yazdınız. Bir de çarpıcı bir isim yazdıysanız oraya, ‘beni oku’ diye adeta haykıran beyaz sayfalarınız oldu demektir. Font ve kapak sayfa düzeninde farklılığa gitmeyin. Adeta elişi derslerinden fırlamış bir senaryo profesyonel bir imaj uyandırmaz. Örneğin oraya ‘Kuzuların Sessizliği’ yazdıysanız, ve yapımcıya uzatırken ‘bu bir polisiye gerilim’ dediyseniz yapımcının o değerli on saniyesi içinde projeyi okumak için bir istek duyacağını hayal etmek yanlış olmaz. Merak uyandırıcı, okuduktan sonra da iz bırakacak bir isim.

B. İlk On Dakika

Senaryonuzun ilk sayfaları okuyan kişiyi senaryoya bağlamada etkili olduğu kadar seyirciyi de filminize bağlamada etkili olacağı için yapımcılar ilk on sayfaya azami dikkat ederler. Ilk on dakikada filmin neler vadettiğini göstermeniz gerek. Sıkıcı olmayın. Şaklabanlık da yapmayın. Dramatik açıdan güçlü bir giriş, büyük açmazların, engellerin habercileri ya da kendileri… Olacaklar hakkında çok iyi bir ipucu… Merak, merak, merak.

C. Sağlam bir final

Eğer senaryonuzu son sayfalara kadar okutmayı başardıysanız bu büyük bir başarıdır ve umut ışığı hala parıldamaktadır. Ama yeterli değil. Bir de ‘kuş kondurmanız’ gerekmektedir. Yapımcıların film işindeki temel öncelikleri paradır. Filmin izlenmesini, çok seyirciye ulaşmasını hedeflemişlerdir. Bu doğru ve gerekli bir şey. Bu sebeple seyircinizin filmden ayrılırken (acıklı son bile olsa) iyi duygularla ayrılmasını isterler. Yapımcıya göre ‘iyi duygu’ seyircinin verdiği zaman ve paranın hakkını almış olmasıdır. Çünkü filmin seyirciye son anda verdiği duygu genellikle en çok hatırlanan duygu olacaktır. Filmin finalinde bir kuş kondurulmuşsa, seyirci ağlamış, gülmüş, hayata dair bir farklılık hissetmişse filmi genellikle o şekilde hatırlar. Bunun ‘seyirciye istediğini vermek’ şeklinde algılanması her zaman doğru değildir. Bazen seyirciye istemediği şeyi vermek de seyircide iyi bir iz bırakabilir. Kabaca şu şekilde ifade edebiliriz: açtığınız bütün parantezleri kapatın. Ama iyi kapatın. Babam ve Oğlum’u hatırlayın. Film büyük reklam kampanyaları ile gösterime girmedi. Etkili final sahnesi, kondurulan kuş sayesinde filmi izleyen neredeyse her seyirci, filmin reklamını yaptı. Tanıdığı herkesi filmi izlemeye davet etti.

D. Dilbilgisi, imla her şeydir.

Bir senaryo yazarı kendi işine saygı göstermiyorsa, başkalarının o işe saygı göstermesini beklemeye hakkı yoktur. Filmin adında yapılan imla ve yazım hatalarının senaryoya nasıl bir etki yapacağını düşünürsünüz? Ayrı yazılması gereken yerde yazılmayan -de -da, kesme işaretleri, kelime bilgisizliği, iddia yerine iddaa yazmak, büyük harf küçük harf kullanımıdaki hatalar ve daha nicesi… Senaryo yazmak bir meslektir. Otobüsü iyi kullanmayan şoför, parayı yanlış sayan veznedar, göbekli kısa mesafe koşucusu, özensiz-bilgisiz-saygısız senarist. Bir yapımcı ya da bir yönetmen; dilbilgisi, imla ve yazım hatalarıyla dolu bir senaryoyu, dünyanın en güzel hikayesini anlatıyor olsa da okumayabilir. Haklı olur.

Dilbilgisi: Yazarın kendisine ve yazdıklarına saygısıdır.

5- Senaryo yarışmaları

Herkes iyi senaryo arıyor. Buna emin olabilirsiniz. İyi anlatılan iyi bir hikaye kadar müşterisi hazır bir ürün yoktur. Torpil, adam kayırma, rüşvet iddiaları bu tür yarışma ve festivaller için zannettiğiniz kadar yaygın değil. ‘Zaten vermezler’ deyip kendi kendinizi bu tür yarışmalardan ve ortamlardan uzaklaştırmayın. İnsanlar bu tür yarışmaları iyi hikayeleri ve yazarları avlamak için düzenliyorlar. Ciddi yarışma ve senaryo kabul eden festivaller isimsiz yazarlar için en önemli başlangıç noktasıdır. Senaryonuzu bir yapımcıya ulaştırdığınızda okunacağının garantisi yoktur. Ancak bir yarışmaya gönderdiğinizde -en azından jüri tarafından- okunacağına emin olabilirsiniz. İyi, gözünüze kestireceğiniz jüri üyelerinin katıldığı her türlü etkinlik bulunmaz birer fırsattır. Yarışmayı düzenleyenler kadar jüri üyeleri de kendilerine yaratıcı çalışma arkadaşları arıyor olabilirler. Bu sebeple yarışmaları ihmal etmeyin. Ancak çok önemli bir şartla!

Jüri ya da yarışma organizatörleri aptal değildir. İlan edilmiş duyuruya uygun olmayan, on yıl önce yazmış olduğunuz, ‘ne olacak, şansımı denemiş olurum’ dediğiniz senaryoları yutturmaya çalışmayın. Her yarışma senaryosu, söz konusu yarışmaya özel yazılmış olmalıdır. Başlığı değiştirmek yeterli değildir. Senaryonun finaline yada uygun yerlerine mevcut yarışma temasına uygun yamalar yapmak yeterli değildir. Unutmayın: tembel yazar diye bir şey yoktur. Oturup sıfırdan yazacak ve ilgili yarışmaya katılacaksınız. Boş ümitlere kapılmayın, kimseyi kandıramazsınız. Yarışma yönetmeliklerini iyice okuyun. ‘Bu yarışmayı düzenleyenler neden böyle bir yarışma düzenlemiş olabilirler’ diye iyice düşünün. Yarışmalar genellikle sosyal konuları merceğe almak (çözümüne katkıda bulunmak) isterler, örneğin ‘göç sorunu’ ile ilgili bir yarışma teması verilmişse senaryonuzda ‘göçmenleri neden sınır dışı etmeliyiz’ sonucuna varmaya çalışmanız doğru olmaz.

6- Film Festivalleri

Pek çok film festivali senaryo yazarları ile film yapımcılarının bir araya gelmesini sağlayacak etkinlikler düzenlerler. Etkinliğin başlığı ‘Yapımcılarla tanışmakta zorlanan senarist adaylarını sosyalleştirme toplantısı’ şeklinde olmaz tabii ki. Bir film festivalindeki herhangi bir etkinlik, halka açık katılımlı, soru-cevaplı söyleşiler, kokteyller, resepsiyonlar, galalar, film gösterimleri sinemacıların tanışması için önemli fırsatlar sunar. Bir yazar olarak eğer kendinizi pazarlamak durumundaysanız dışa dönük bir insan da olmak zorundasınız. Yazar ve sanatçılar genel olarak içe dönük insanlardır ve kendilerini anlatma konusunda çok istekli olmadıkları gibi bu konuda kabiliyetleri de sınırlıdır. Ama şartlar her insanı zorlar ve değişmek durumunda bırakabilir. Senaryonuzu ve sanatınızı ne kadar hayata geçirmek istiyorsunuz? Soru budur. Bazı konularda kendinizi aşmanız gerekiyorsa aşacaksınız. Yapamıyorsanız şikayet etmekten vaz geçin. Unutmayın, genellikle yazma konusunda yeteneksiz insanlar dışa dönüktür, kendilerini pazarlamayı iyi bilirler ve sosyal ortamlarda başarılıdırlar. Bazen yetenek ve sosyal beceriler bir insanda aynı anda bulunabilir. Her ne olursa olsun işlerini kolaylıkla tanıtabilen insanlar sosyal fobilerinden kurtulmayı başarabilmiş olanlardır.

İyi fikre herkes saygı duyar ve iyi senaryo her zaman kendini gösterir. Asıl iş, senaryonun iyi olduğunu anlamalarını sağlayacak kadar insanlara zaman verebilmek. Okutabilmek. Film festivallerindeki bütün etkinlikler, özellikle katılımcıların da söz alabildiği etkinlikler kendinizi gösterebileceğiniz yerlerdir. Kendinizi göstermekle yetinmeyip sinema profesyonelleriyle birebir iletişim de kurabilirsiniz.

Film festivalleri; senaristler için de çok önemli.

Eğer yeterince dolmuşsanız, artık kendinizi ve senaryonuzu ifade edemezseniz patlayacak hale gelmişseniz, dünyaya açılmanızın da vakti gelmiş demektir. Olsa da olur olmasa da deyip, ‘bir senaryo yazdım ama kimseye okutamadım’ diyor ve durumu kabulleniyorsanız zaten kimseyle tanışmaya çalışmayın, insanların vaktini boşa işgal etmeyin. Senaristlik ile hayal kırıklığı ve başka çaresi kalmamış olmak her zaman barışıktır. Tutkusuz, heyecansız senarist yoktur. Sizde bunlar yoksa boşuna uğraşmayın. Hasbelkader bir yerlere gelmiş insanların ‘sözde’ başarılarını konuşup duracağınıza doğru bildiğiniz şeyde ısrar edin ve bedellerini ödemeye de hazır olun. Başarı öyküleri hep anlatılır. Ne var ki başarısızlık öyküleri sayıca çok daha fazla olmasına rağmen pek konuşulmaz. Vaz geçmemek başarının birinci şartıdır. Vaz geçenlerin başarılı olma şansı yoktur. Ayrıca kendinize şunu da sormayı ihmal etmeyin: ‘Başarı’ nedir? İşlerini büyük paralara satan bir senarist olamasanız da iyi bir insan olma seçeneği hala önünüzde durmaktadır.

7- Yapımcılar

Senaryolarınızı yapımcılara ya da yapım şirketlerine posta yolu ile ya da elden göndermeyin. Nereden geldiği belli olmayan muhatabı ve göndereni belirsiz zarflar kaybolmaya, görmezden gelinmeye mahkumdur. Kişisel olarak senaryonuzu pazarlamanız en sağlıklı yoldur. Peki bu nasıl olacak?

A. Sosyal Ortamlar:

Diğer bütün meslek grupları gibi sinemacılar da, yeme içme ve tatil mekanları dışında, genellikle ortak mekanlarda bulunurlar. Aktör ve aktrislerle -hele tanınmış kişilerse- bulmak, konuşmak; zor ve çoğu zaman tatsız sonuçlar verebilecek türden eylemlerdir. Ama sinemacılar böyle değildir. Kameranın arkasındaki insanlar önyargılarınızdakinden daha mütevazi ve alçak gönüllüdür. Kendileriyle sağlıklı ilişkiler kurabilirsiniz. Önemli olan ‘uygun bir vakitte bizim ofiste görüşelim’ dedirtmektir. Bu çok zor değildir. Dengeli ve mesafeli bir tanışma mizanseni yazabilir ve oynayabilirisiniz. Bunu sizden iyi kimse yapamaz. Neden mi? Çünkü siz senaristsiniz.

B. Ofis ziyaretleri:

Sahne: Bir yapım şirketinin giriş katı. Elindeki sarı zarfın içindeki senaryosuyla bekleyen bir senarist. Kapıdaki görevli kıza Yapımcı X Bey ya da Y Hanım’la görüşmek istediğini söylemiş. Görevli kız kibarca ‘randevunuz var mıydı?’ diye sormuş, cevap olumsuz. ‘Konu neydi?’ diye sorup sormayacağı ise belirsiz. Sorsa bir türlü sormasa bir türlü. Ümitsizlik ve hayal kırıklığı potansiyeli çok yüksek bir sahne değil mi? Bu sahne ve devamındaki bütün olasılıklar içerdiği ümit ve güzellikler kadar gerçek olabilir. İnsani ilişkilerdeki mesafede, istekli ve ısrarcı olmak ile küstahlık ve kabalık arasındaki belirsizlikte ortada bir yerdesiniz. Bilmeniz gereken şey şu; insanlara ulaşmak ve iletişim kurmak sanıldığı kadar zor değil. Zor olan dengeli olabilmek.

C. Tanıdıklar, tanıdıkların tanıdıkları:

Türkiye’de -ve belki dünyada da- senaryonuzu satabilmek için başvurabileceğiniz en etkili yoldur. Insanlar bildikleri ve tanıdıkları insanların görüşlerine ve yönlendirmelerine güvenirler. Bir selam, bir tanıştırma ihtiyacınız olan toplantıyı size sağlayabilir. Tanıdıklık illa ki hemşehrilik ya da yakın bir bağlantı aracılığıyla olmak zorunda değil.

D. Sürpriz faktörleri:

Ne zaman nerede karşınıza bir film yapımcısının, yönetmenin çıkacağı belli olmaz. Böyle sürpriz bir şansınız olduğunda siz hazır mısınız? Filminizi, projenizi, senaryonuzu hemen başından sonuna kadar anlatmaya çalışıp insanları bunaltmayın. İlk hedefiniz, sağlıklı bir ortamda senaryonuzu anlatabileceğiniz bir görüşme koparabilmek.

E. Sosyal Medya:

Bugün sosyal medya hesabı olmayan bir kimse hemen hemen hiç kalmadı. Yapımcılar da sosyal medyayı kullanıyorlar. Asıl iş aslında yapımcılara hangi yoldan ulaşacağınız değil, nasıl ulaşacağınız. Sosyal medya hesabınız, bir senaristin sosyal medya hesabı gibi görünmüyorsa, bir yapımcıyla sosyal medya üzerinden iletişim kurduğunuzda nasıl bir sonuç beklersiniz? Sizinle iletişim kurmaya çalışan bir senarist adayının sosyal medya hesabı (profili), işine odaklanmış bir senaristin hesabı gibi değil de dengesiz, tutarsız, her konuda fikir beyan eden, içeriksiz, kişisel iç dökmelerle dolu bir hesap olsa, siz yapımcı olsanız, ne düşünürdünüz? İnsanların ilgisini çekmek istiyorsunuz ama ilgi çektiğinizde ortaya çıkacak sonuçtan çok da emin değilsiniz.

8- Hepsi bir yana

Senaryo yazarlığında elle tutulur pek bir işi olmamış pek çok senarist adayının hem kendisi hem de girmek istedikleri dünya ile ilgili çok sayıda önyargısı var. Sanatçıların kendi yaptıkları işi beğenmeleri doğaldır. Ama bu, beğeni seviyesinde kalmalıdır. Yazdığı senaryoya aşk seviyesinde bir bağlılık senaristler arasında karşılaşılan çok yaygın bir hastalıktır. Heykeltıraş Pygmalion, bütün sanatçılar için olduğu gibi senaristler için de kötü bir örnektir. Senaryo; şiir-öykü ve roman’dan farklı olarak, daha az bireysel bir sanattır. Yani şiiri yazarsınız ve okuyucusuna ulaştırırsınız. Ama senaryonun seyircisine ulaşması için üzerinde daha çok sayıda insanın çalışması gerekir. Sinema kolektif bir sanattır. Bu sebeple senarist esnek olmalıdır. Hele ki kariyerinin başında bir senaristin tabir caizse hamur gibi olmasında fayda vardır. Kendisini dev aynasında görmek, kendisini suçlamak yerine bütün dünyaya çamur atmak, genç/yaşlı senarist adayları arasında yaygın alışkanlıklar. Hayatında doğru dürüst film izlememiş, anlatı türünün klasiklerinden habersiz, kısıtlı bir genel kültür ile senarist olmaya soyunmuş kalabalıklar arasındasınız, unutmayın. Fark yaratmak kolay değil. Hem işinizin hem de karakterinizin kalitesi ortaya çıkacak sonuçla çok yakından ilişkili. Aile çevresinden sinema camiasında değilseniz, argo deyişle tuzunuz da kuru değilse, işiniz çok daha zor. Bu sebeple senaryo yazmak isteyen, sinemacı olmak isteyen sanatçı adaylarının başarıdan çok, verecekleri emeğe odaklanmaları gerekmektedir. Doğru olan budur.

Bu yazı Senaryo Yazarlığı kategorisine gönderilmiş ve , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Senaryomu nasıl satabilirim? için 157 cevap

  1. Salih der ki:

    Salam Aleykum!

    Bir senaryoyu yazan, senarist mi olup, yapımcıya sunulur? Yoksa yapımcı mı senariste talepte bulunur? Yönetmen, Yapımcı senaryoya karışır mı? İster 1. Bölüm olsun, ister 13. Bölüm. Mümkün mü?

    • Gökhan der ki:

      Duruma göre değişir. Senarist elindeki projeyle kapı kapı dolaşıp yapımcı arayabilir. Tanınmış bir senaristse, yapımcılar kapısını eskitebilir. Yönetmen de Yapımcı da senaryo yapımcıya satıldıktan sonra karışabilirler. Anlaşmanın şartlarına göre yeniden yazdırabilirler, senaryonun başını, sonunu, bir yerlerini başkasına yazdırabilirler vs. Her şey mümkün. (TV işlerinde) Yapımcı, finans konusunun yetkili / sorumlusu olduğu için beslenme piramidinin en üstündedir. Yönetmen de bütün sanatsal konularda yetkili ve sorumludur. Dolayısıyla, bu ikisi her şeye karışabilirler.

  2. Kahan der ki:

    Merhaba hocam inşalalh iyisinizdir

    Sizden bir işteyim var

    Sizden örnek senaryo istiyorum eyer varsa bildiğiniz senaryo bana atarmısınız incelemek istiyorum

  3. türker der ki:

    iyi günler Gökhan bey.Kafamda orjınal ıkı tane kurgu var ve seneryo yazılırsa ıkısıde ılgı ceken fılm yada dizi olabılır. ben bunları kıtaplaştıramıyorum yardım edersenız sevınırim

    • Gökhan der ki:

      Elimden gelen yardımı burada yapıyorum. Daha fazlasını maalesef yapamam, hayatımı devam ettirebilmek için ben de çalışmak zorundayım.

  4. Barış BİLİCİ der ki:

    Hocam bir senaryo yarışmasına katıldım fransız modeli ama onlar amerikan formatı istemişler öykü nedir bilmediğim için tretmanı gönderdim sıkıntı olurmu düzeltmem gerekirmi? Cevaplarsanız sevinirim!

  5. Menduh Bayezit der ki:

    Merhaba Hocam;

    Son Işık ve Günah adında iki roman yazdım. Özellikle Günahın film olarak değerlendirilebileceğini düşünüyorum. Bu konuda bana ne önerirsiniz?

    Saygılarımla…

    • Gökhan der ki:

      Romanlar basıldıysa elinizde bir kitap olması size bir avantaj olacaktır. Yapımcılarla ya da film yapmak isteyecek kişilerle konuşurken bir adım önde başlarsınız. Ama yeterli değil. Kitabınızı okuyup bunu film yapalım demelerini beklemeden senaryosunu yazıp ya da yazdırıp elinizde hazır olmasını isteyebilirsiniz. Bu size ve filmcilerle ilişkinize bağlı. Bundan çok iyi film olur diyecek sözü dinlenir insanlar tanıyorsanız size kapılar açabilirler. Sektörde tanıdıklarınız ya da tanıdıklarınızın tanıdıkları olması gerekiyor.

  6. Kadir der ki:

    Selam.

    Senarist olmak için üniversite bitirmeli miyiz? Hayal gücü iyi, fikri güzel, hikayesini iyi bulursa bir insan tahsilsiz dahi olsa senarist olamaz mı?

    Ayrıca hocam bunu bir meslek olarak mı seçiyoruz yoksa başvurular sayesinde mi?

    • Gökhan der ki:

      Herkes senarist olabilir. Üniversite sizin bilgi ve görgünüzü artırmaya yarar. Faydasız değildir. Okul sayesinde çevre de edinirsiniz. Sadece iyi yazmak iyi yazdığını zannetmek yeterli değildir. İnsanlara kendinizi tanıtabilmeli ve projelerinizi anlatabilmelisiniz. Bu da çok sayıda faktöre bağlı. Bu uzun bir yolculuk. Bir kereliğine denenecek bir şey değil. Bu yüzden bir meslek demeyelim buna, bir yaşam tarzı diyelim. Yazar gibi yaşamadan yazar olunmaz. Yazar gibi yaşamak için de çok zengin ve bir eli yağda bir eli balda olmaya gerek yok. Başarılı yazarların pek çoğu hayatlarının uzun bir döneminde parasız pulsuz ve hayallerle dolu yaşamışlardır. Başka işlerde çalışıp geçimlerini sağlamışlardır. Ama hep yazar gibi olmayı başarmışlardır. Nasıl mı? Çok çalışarak. Trakya ağzıyla yazayım: Ne ka ekmek o ka köfte.

      • Sehnaz der ki:

        MERHABA😊

        Size bir sürprizim var….Bi kitap yazdım ve içinde gerilim polisiye serüven ask herşey var.Kitabımı okuyan herkes bu kitaptan cok iyi bir film olur görüşünde…Bende dedim ki NEDEN OLMASIN…

        Konu ile ilgili ne yapmam gerekiyor nasil bir yol izlemeliyim yardımlarınızı talep etmekteyim.

        Ben cok heyecanliyim ve  geri dönüşlerinizi sabırsızlıkla bekliyorum😊

        Saygılarımla

  7. Sena der ki:

    Selamlar Efendim.

    Yüreğiniz kadar güzel günler dilerim. Elimde “Tanrım, bu bir film olsa insanları ne çok etkiler.“ diyebileceğim birkaç senaryom var. Teknik bakımdan uygunluğu varsaydık diyelim. İsimler de oldukça çekici. Başta değerli öğretmenlerim olmak üzere onlarca kişi tarafından da oldukça beğenilmiş yazılar. Gel gelelim yaşım henüz 16. Bir iki sene öncesinde de yapımcılarla görüşmeyi diledim lakin yaşımdan dolayı çekindim. İleride yönetmen olmak istiyorum şahsen karşıma benim gibi bir genç gelse dinlerim fakat ben dinlenir miyim?

    • Gökhan der ki:

      Yapmak istediğiniz işle ilgili okullara gitmek size sadece konuyu öğretmez aynı zamanda gelecekteki meslektaşlarınızla, yani iş çevrenizle tanışmanızı da sağlar. Öncelikle okul konusunu ciddiye alın. Sonra insanlarla tanışıp bir senaryo var ya da ben yönetmenlik yapmak istiyorum derseniz size daha önce ne yaptığınızı soracaklardır. Bunun için de sizin bir şeyler yapmaya heman başlamanızda fayda var. Kısa film yazın çekin. Bir senaryo yazım ekibinde stajyer olarak iş bulun. Ya da bir film ya da dizi setinde gerekirse başlangıçta getir götür işi yaparak işi öğrenin, insanların sizi tanımasına fırsat verin. Bütün bunlar ileride o güzel işleri yapmanızı sağlayacak iş görüşmelerinin zemini olacaktır. Yoksa çat kapı ben geldim ama ne tecrübem var ne de size gösterebileceğim bir işim derseniz sizi pek çok kişi ciddiye almaz. Elinde senaryo ile dolaşan çok fazla insan var ve hangisine sorarsanız sorun benimki başka, benim senaryom süper, ben harika yazdım vs diyorlar. Hadi diyelim göz atmaya bir profesyoneli ikna ettiniz. %99unun çok kötü olduğunu söylesem şaşırır mısınız? ‘Ama benim senaryolarım fikirlerim süper’ diyorsunuz şu an değil mi? 🙂 Demeyin. Uzun bir yolculuk. Enerjinizi toplayın ve kolları sıvayın. Milyerder amcanız, ya da her sözü dinlenen çok büyük bir torpiliniz yoksa çok çalışıp bolca hayal kırıklığı yaşayarak dişiniz ve tırnaklarınızla hayal ettiğiniz yere geleceksiniz. Böyle büyük hayallerin kısayolları yok. Hayal kurmak, hevesli olmak ile hayatını bir ideale adamak arasındaki yegane fark vereceğiniz emektir.

      • Sena der ki:

        Nasıl tebessüm ettirdi bu sözler bir bilseniz.. Dediklerinize uyup elimden geldiğince çabalayacağım. Binlerce kez teşekkürler, müteşekkirim.

  8. Mahir der ki:

    Öncelikle merhaba.
    Sizin yazdıklarınız beni motive etti. Pes etmiyecem.kendimce bomba etkisi yaratacak bir senaryoyu yazmaya başlıyorum. Eğitim almadığım için beynimde film gibi geçenleri aynı şekilde kağıda dökemiyorum. Anlatıyorum yaklaşıyor gibi.ama kagıt üzerinde çok farklı oluyor. Eğitim için malesef maddi olarak sıkıntılarım var. Bu işi yapmış biri ile ortak çalışsam yada bunu yapabilmeniz bir püf noktası varmı tavsiyeleriniz nelerdir.?
    İyi çalışmalar dilerim

    • Ekolar der ki:

      Olay betimlemede bitiyor.Mesela yaşancak olay gece mi gündüz mü olcak,olay kımler arasında gecıcek,olay hava sartları atmosferle uyumlu mu,bulundukları mekan ıkıye ayrılır ıc mekan dıs mekan diye.Bu mekanların dekoru betımlemeye degecek ogeler barındırıyor mu yoksa genel bır mekan mı olucak.Sonra yarattıgın evrenın gerceklıgı,alternatıflıgı,zaman kırılması yaratacak anlar vesaire….

  9. Ali der ki:

    Merhaba;
    Benim elimde yazmış olduğum dizi senaryosu var. Yapım şirketlerine telefon açıyorum, “dışardan kabul etmiyoruz” diyorlar. Bu durumda da ofislerine çat kapı gidip görüşme yapabilme mümkün mü? Yada hiç telefon açmadan direkt ofislerine mi gitsek?

    • Gökhan der ki:

      İletişim kurmak istediğiniz kişilerin ofisine de gitseniz bir başka mekanda tanışmaya konuşmaya da çalışsanız asıl mesele üslup. Üslubunuzu doğru ayarlayabilirseniz her şey mümkün.

  10. tamamen gercek bir hikayem var bana yardımcı olurmusunuz

  11. Çağlar der ki:

    Belirli kişiler tarafından, fırından ekmek çıkarır gibi filmlerin, dizilerin çıktığı bir ortam oldu Türk sineması maalesef.
    Yeni senaristlere yeni fikirlere, konulara kapı kapalı. Asıl sorun bu arkadaşlar yoksa siz ve senaryolarınız değil.

  12. Aynisa D. der ki:

    merhaba ben şu an bir kitap yazıyorum hali hazırda bitmek üzere. bittiğinde basılırsa ve eğer senaryosunu hazırlarsam kabul edilme ihtimali ne kadar olur? yıllardır tiyatro ile iç içeyim ve babam bir tiyatronun yönetmenliğini yapıyor istanbul’daki çoğu ajansta tanıdığı oyuncular ve ajans müdürleri var. aslında bu konuda kurgumdan şüphem yok ama şu an 17 yaşındayım. bu benim için dezavataj mı olur yoksa sıkıntısız hallolur mu?

    • Gökhan der ki:

      Yaşınızın ya da kim olduğunuzun hiç önemi olmadığını sadece işinizin önemli olduğunu söylemek isterdim. Ancak pratikte kim olduğunuz, kimlerin tanıdığı olduğunuz önemli. Yaşınız o kadar önemli değil. İşiniz iyiyse yaşınız size bir engel teşkil etmez. Hatta eğer yazdığınız roman kendi yaş grubunuza hitap ediyorsa bu sizin için bir avantaj bile olabilir. Babanız ve çevreniz size yol gösterebilirler. Bu şansınızı iyi değerlendirmelisiniz.

  13. Emrullah der ki:

    Merhaba Gökhan bey öncelikle bir yapimciya neden ulsabiliriz acaba e posta gibi yerlerdenmi birde benim baktığım bazı yapımcıların @ mail lere ini bulamadım acaba bu işler nasıl olur

    • Gökhan der ki:

      Bu konuda sıkı bir araştırma yaparsanız bulabileceğinizi düşünüyorum. Örneğin bu insanların da sosyal medya hesapları var. Emek verin, zaman ayırın, arama tarama yapın. Bir şeyler çıkacaktır. Nokta atışı arama yapın. Yani bir yapımcıyı gözünüze kestirin ve onunla ilgili araştırma yapın, derim.

  14. Hanibal der ki:

    Malesef herkezin yazdığı ortda da ve hepsi saçma sapan bir çok filmler, bunları kaç kişinin izlediği artık herkezce merak konusu olmaya başladı. Yağlı paslaşmalar ve atma tutmayla bu işler yürüyorsa yazık derim kısacası Rezalet

  15. Ali Haydar ATA der ki:

    Kaleminizin kuvvetini su götürmez, Kurtlar Vadisi Muro karekteriyle aşağılanan devrimci kitle için rövanş olarak 4 kadınla evlenmek için şeriat isteyenateiste dair Veda Hutbesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinden fln söz edilen bir senaryo yazma fikrine nasıl bakarsınız

  16. Nursal der ki:

    Yaşım 14 hayal gücüm çok geniş netflix te dizi oyuncusu olmak istiyorum
    Aklımda bir senaryo var ve tutacağını düşünüyor yaş sıkıntısı çeker miyim?

  17. Cengiz der ki:

    Yazdığım senaryoyu satmaktan ziyade, senaryomda yardımcı oyuncu olarak da olsa oynamak en büyük hayalim. Böyle bir şey mümkün müdür acaba?

  18. Behçet Çokal der ki:

    Yani satılma olasılığı yüksektir öyle mi?
    Hocam iyi denk geldi. Dizi senaryosuna görücü arıyoruz derken satıldı. Şimdi ise hem yazmak hem de başrolde oynamak zorlu mu ya da mümkün mü? Buna yapım ekibi itiraz edebilir mi? Cevabınız her ne olursa olsun, aynısı film senaryosu ile uygun oluyor mu? Çünki farkları var.

    Not: Sette, yapımda rütbesi üstün hangisidir? Yapımcı, Yönetmen, Senarist, İdari/Uygulayıcı yapımcı, Gör. Yönetmeni be s. ?

    • Gökhan der ki:

      Oyunculuk da yapacaksınız diye senaryoyu satma şansınız yükselmez. İkisi birbirinden tamamen farklı konular. Hem yazar hem oyuncu olabilir misiniz, bu mümkün mü, evet. Bu kadar.

      Sette yönetmen bir numaradır. Yapımcı ile aralarındaki iş ilişkisine göre değişebilir, ama setin dışında yapımcı bir numaradır. Diğer herkes bu ikisinin emrinde çalışır diyebiliriz.

  19. Enes der ki:

    Mrb gökhan bey ben mimar sinan sinema tv okuyorum.Ve yazmakta olduğum birkaç tane dizi senaryom var.Fakat ben bunları nasıl yönlendireceğimi bilmiyorum.Yapım şirketlerine gitmek sizce uygun mu? Ne de olsa randevu diye bir şey var..Ama bir yandan da mantıklı geliyor..Size nacizane fikrinize açıkçası ihtiyacım var..

    • Gökhan der ki:

      Bir yerden başlamanız gerek. Randevu alıp gitmenin zararı olmaz. Bir bahane bulup görüşmek gibi de düşünebilirsiniz çünkü iş görüşmesi gibi randevu almak kolay olmayabilir. Öte yandan Bir tanıdık selamı ile vs. gitmeniz daha iyi olabilir.

  20. Yasin der ki:

    Hocam bir yarışmaya senaryomu yolluyorum da beğenildi kurallara uygun özgeçmiş isteniyor oyunun özgeçmişi mi benim mi formda

    • Gökhan der ki:

      Soruyu tam anlamadım ama oyunun (senaryonun?) özgeçmişi olmaz. Kurallara uygun özgeçmiş nedir onu da tam bilemeyeceğim. Yarışmanın web sitesinde ya da basılı tanıtım metinlerinde açıklanıyor olmalı?

  21. Aysu der ki:

    İyi akşamlaarrr hocam elimde devam eden bir senaryom var. Tutacağından eminim ya da güzel bir hikayem var demesine derim ama bu senaryomun kalitesini düşürür. Senaryomun bir karakterini de oynamak istiyorum ayrıca. Gözüme kestirdiğim birkaç yönetmen var fakat ben onlara nasıl yazacağımı bilemiyorum. Onları hem oyunculuğum hem de elimdeki senaryoyla etkilemek istiyorum ki ilgilerini çekebileyim. Nasıl bir yol izlememi tavsiye edersiniz?

  22. Xazal Dogan der ki:

    Merhaba Gökhan Bey 😊

    Abi ben 14 yasindayim.

    Dizi senaryosu yazdim hala yaziyorum suan 47. Bölümdeyim ve her hafta bir bölüm ögretmenlerimin hepsine gösteriyorum Matamatik ögretmenime bile onlar hepsi diyo cok iyisin yani iyi yönden hep bakiyorlar. Tabi notlarimda iyi. Iyi olmasa derlerdi sen bunlami ugrasiyosun git kendine sen bunlari yaz…😁 Yani herkes cok iyi bakiyorlar.

    Ben hep derslerimi bitirdikten sonra bos zamanlarda yaziyorum ve bu Covid-19 daha cok yaziyorum. Hikayem cogu gercek hayattan ama tabi bi okadar fazlasida hayek gücüm…

    Yasim cok kücük biliyorum zaten sizin burda yorumlarda yazdigi gibi benim ilkim hep okuldur yani okulumu bitirdikten sonra inşallah senaryocu olmak istiyorum…

    Cocugunuz varmi yok mu onu belirtmek istemiyorum ama bana lütfen sanki sizin kiziniz gibi yada aileden biri gibi cvp verin hani siz yani ne yapardiniz…

    Cevap verirseniz cok sevinirim

    Saygilar….

    • Gökhan der ki:

      Merhaba,
      Bilgiye karşı büyük bir açlık duy ve çok kitap oku. Temel eserleri okumakla işe başla. Eminim her yerde klasik eserlerden oluşan bir takım listeler bulacaksın. İçlerinden birini seç ve okumaya başla. Yazmayı da hiç bırakma. Yeteneğin yazdıkça gelişecek. Vazgeçme.

  23. Şerif özçelik der ki:

    Iyi akşamlar, benim yıllardır yazmayı düşündüğüm senaryolarım var ve şuan iki tane yazdım ama sedece hikâye olarak, daha senaryolaştırdım, senaryoylastirabilirim ama usta birilerle senaryolaştırilmasinin daha doğru olduğunu düşünüyorum, böyle hikâye şeklinde de birilerine sunabilir miyim? Daha doğrusu kime nereye göndereceğimi bilmiyorum. Size göndersem yardımcı olabilir misiniz?

    • Gökhan der ki:

      Maalesef gönderilen senaryoları okumuyorum. Eğer yapım şirketleriyle ya da yapımcılarla bağlantı kurabiliyorsanız hikayeleriniz işe yarayabilir. Ama yine de elinizde senaryo hazır olsa daha iyi olur.

  24. Fatih der ki:

    Merhabalar Gökhan Bey,
    Verdiğiniz tüm bu bilgiler çizgi film senaryoları için de geçerli mi acaba? Ben ilk sezonu için 13 bölümlük 9-12 yaş grubunu hedefleyen bir çizgi film hikayesi yazdım. Bu hikayeyi -değerini görmek adına- bir şekilde tabiri caiz ise piyasaya çıkartmak istiyorum. Ne önerirsiniz?
    Değerli yorumlarınız için teşekkür ederim…

    • Gökhan der ki:

      Evet site içeriğindeki hemen hemen her şey çizgi filmler için de geçerlidir. Güzel bir sunum dosyası hazırlayabilirseniz iyi olur. Mesela çizgi film bittiğinde hangi yapımlara benzeyecekse bir derleme yapıp karşınızdaki kişinin gözünde canlandırmasına yardımcı olabilirsiniz. Bir de tabii en önemlisi asla vazgeçmeyin.

  25. MUHAMMED EMİN KAYA der ki:

    Merhabalar Gökhan Bey,
    Ben 18 yaşındayım ve üniversite sınavına hazırlanıyorum hayal ettiğim bir meslek olan yazılımcı olmayı hedefliyorum ve sahip olduğum bilgilerin yeterli olduğunu düşünüyorum son 2-3 seneden beri senaristlere karşı bir ilgim oldu.Ben yazılımıcı olarak aynı zamanda senaristlik bölümünü okuyabilir miyim? yada senarist olmam yazılımı etkiler mi?

    • Gökhan der ki:

      Sadece senaryo yazarlığı üzerine ülkemizde -bildiğim kadarıyla- bir bölüm yok. Sinema-TV bölümlerinde senaryo yazarlığı dersi var. Bu durumda diplomalı bir yazılımcı olmak için gideceğiniz okulun yanında, isterseniz ikinci bölüm olarak Sinema-TV okuyabilirsiniz. Ancak aynı anda iki bölüm bitirmeye hangi üniversiteler hangi şartlarla evet diyorlar araştırmanız geriyor. Senaryo yazarı olmak için her şeyden önce kendinizi geliştirmelisiniz. Okumayı ve izlemeyi çok sevmeli ve mümkünse eğitim almalısınız. Büyük şehirlerde konuyla ilgili kurslar atölyeler var. Bir yerden başlamak için faydalı olabilirler. Öte yandan piyasada senaryo yazarlığı üzerine yazılmış iyi kitapları bulup edinmenizde fayda var.

  26. Malik der ki:

    Senaryo satmak derken, dizi senaryosu da buna dahil midir? Belli bir meblağ karşılığında, yapımcı hikayenin bütün haklarını kendi üstüne mi alıyor?

    • Gökhan der ki:

      Değişik anlaşma şekilleri olabilir. Özgün bir eser söz konusuysa yapımcının onu film yapabilmesi için film yapma hakkına sahip olması gerekir. Bunun adı ücret olabilir, telif olabilir, ortaklık olabilir, senarist ile yapımcı arasında değişik başka türlü şekillerde anlaşma imkanı bulunabilir. Profesyonel senarist senaryosunu satar, ücretini alır, filmin gelecekteki hakları üzerinde bir hakkı kalmaz (çoğunlukla). Ama bazı durumlarda, projesine ya da yapımcısına göre değişebilir, yapımcı vereceği ücreti kısar, sinema gişesinden ya da TV yayın haklarından pay verir. Tarafların, karşılıklı oturup eserim tüm olası getirileri üzerindeki hakları paylaşması gerekir.

  27. Ich der ki:

    Selamlar hocam,

    bir senaryo varortada. Başrol biçilmiş. Her şey o aktöre göre işlenmiş. Nihayetinde o aktörle randevu ayarlanıp görüşülecektir. Aktörümüz, fenomen olmuş yapımlarda oynamıştır. Kibirlidir doğal olarak. Fakat ilk kez başrol oynayacaktır bu senaryoda. Maddi anlamda zirvesinde değildir, ama fena da kazanmaz. Sizce, beğendiğini varsayarsak bu senaryoyu, kendisi de taşın altına elini atar mı? Bana kalırsa diyemiyorum, çünkü sektöre dair, içerde ne bitip, başlıyor, neler dönüyor hiçbir şey bilmiyorum. Soruyu sormamın amacı tamamen sizin gözlemlerinize güvenmem ve tecrübe süzgecinden geçirip cevabı ona göre vereceğinize inanmamdır. Saygılarımla.

    • Gökhan der ki:

      Aktörler de senaryo okur ve bir senaryonun hayata geçmesi için ellerini taşın altına sokabilirler. Kendinize şunu sorun; Ben o aktör olsam bu senaryoya sahip çıkar mıyım? Çabalar mıyım? Cevap şöyle olacak; Senaryo aktöre profesyonel bir açılım sağlayacak mı, yani kariyerinde altın bir halka hatta dönüm noktası olacak mı? Evet ise ortak yapımcı bulmuş bile olabilirsiniz. Aktör için senaryonuz ne vadediyor? Bu vaadin şiddetine, aktörümüzün vizyonuna göre cevaplar değişebilir. Ama dediğim şartlarda şansınız yüksek olacaktır. Öte yandan senaryo aktörümüzü bu kadar heyecanlandırmayıp da “para bulursanız ben bu projede seve seve yer alırım” derse bile, sizin için büyük bir artı olur. Bütün görüşmeleri ona göre yaparsınız, yıldız oyuncuyla prensipte anlaştığınıza dair, hayal kurmadığınızı gösterebileceğiniz kanıt(lar) koparmaya çalışın. Bir niyet mektubu mesela. Yıldız oyuncunun bir tweet’i, senaryo ile birlikte çekilmiş fotoğraf vs. Bol şans 🙂

  28. Namecat der ki:

    Merhaba. Ben Türkiye’nin ilk bilim kurgu filmini yapmak istiyorum. Kimlerle görüşebilirim? Eserimi tanıtacağım kimlere başvurmalıyım? Bana güvenli İnternet sitesi ve ya iyi bir isim önerebilir misiniz? Teşekkürler

  29. şerif özçelik der ki:

    merhabalar hocam, size bir sorum olacak, bir film senaryosu kaç sahneden oluşmalı, bunun belli bir kuralı var mı? mesela, ben bir tane yazdım, 135 sahne meydana çıktı, her bir sayfanın bir dakika sürdüğünü düşünürsek, benim senaryom 150 sayfayı buluyor, 150 sayfa, 150 dakika demek, biraz uzun mu olmuş?
    bir de ben bütün sahneleri sadece numaralandırdım, sahne isimleri yazmadım, illa sahne ismi gerekiyor mu?
    bir şey daha sormak istiyorum hocam, ben teknolojiyi iyi kullanamıyorum, senaryom için word sayfasının satın aldım, orada senaryo formatı var, onun üzerinde yazdım, bütün sahneleri arka arkaya yazamadım, her sahne ayrı bir belge oldu, tek klasör altında toplayamadım, şimdi senaryomu, bir şirkete göndermeye kalkışırsam nasıl gönderebilirim, bunu bir klasörde toplamanın bir yolu yok mu? etrafımda, bu konuda yardım alabileceğim kimse yok, yardımcı olursanız çok sevinirim hocam

    • Gökhan der ki:

      Sırasıyla cevap vermeye çalışayım:
      – Senaryoda sahne sayısı ile ilgili bir kural yoktur. Bazı filmler uzun sahneler içerir az sahne olur bazı filmler kısa sahneler içerir çok sahne olur. Sahne sayısına bakılmaz.
      – Sayfa sayısı senaryo için önemlidir. Sizin de yazdığınız gibi 1 sayfa senaryo 1 dakika kabul edilir. Bu yaklaşık bir tahmin de olsa filmin süresi hakkında bir fikir verir. 150 sayfa çok uzun bir senaryo. Destansı bir konuyu anlatan film senaryosu değilse 100 sayfayı geçmese iyi olur.
      – Sahnelere isim vermek zorunda değilsiniz. Sahne başlığına sahne numarası, mekan, gün/gece yazsanız kafi.
      – Çıktı alıp gönderecekseniz problem yok. Dijital göndermek için hepsini tek bir sayfada toplamanız gerekir. Yoksa kimse okumaz. Bunu nasıl yapacağınıza ben cevap veremem. Bu satırları okuyanlar arasında bilen varsa cevaplasın.

  30. Merve der ki:

    Merhaba Gökhan Bey. Twitter’da yönlendirmemi istiyorsanız diye devam eden tweet atmışsınız da yönlendirme neyi kapsıyor? Senaryonun değerlendirilmesi mi yoksa yönlendireceğiniz isimler var mı?

  31. Altan der ki:

    Merhaba gökhan bey, size bir sorum olacak. 4 ay boyunca senaryo eğitimi aldım ve dizi setinde yönetmenlerle de çalışmışlığım var. Bitirmiş olduğum senaryoyu yapım şirketlerine sunmak için aramayı bekliyorum. Sizce aradığımda randevu istediğim zaman bu özgeçmişim bana fayda sağlar mı? Yani telefon çat diye yüzüme kapanmaz, değil mi? Sizce nasıl olur?

    • Gökhan der ki:

      Her türlü tepkiyle karşılaşabilirsiniz, en azından psikolojik olarak hazır olun. Ancak film seti tozu yutmuş olmanız elbette bir avantaj. Bunu güzelce ifade edebilmeniz gerekiyor. Öte yandan bu bahsettiğiniz süreçlerde mutlaka bir takım insanlarla tanışıklığınız olmuştur, onlardan yardım isteyin, sizi bizzat yönlendirmeseler bile kiminle nasıl görüşebileceğiniz konusunda size fikir verebilirler. Çat kapı bile yapıyor olsanız sizi bizzat tanıyan insanlara yol yordam sormanızda fayda var.

  32. Şerif özçelik der ki:

    Merhabalar hocam, ben bir senaryo yazdım, bitirdim. Her şeyiyle hazır şuan. Yapım şirketlerine göndermeyi düşünüyorum. Hocam, imeil yoluyla mı göndereyim yoksa normal postayla mı yollayayım bilemedim. Fikir verirsiniz sevinirim.
    Bir de hocam, senaryomu gönderebileceğim, sizin önerebileceğiniz bir yer var mı?

    • Gökhan der ki:

      En iyisi bizzat ulaştırmanız. Email ya da posta yoluyla gönderilen senaryoların kaybolma-okunmama ihtimali çok büyük. Yapımcılar ya da yapım şirketleri kendilerine bu şekilde çat kapı gönderilen senaryoları genellikle göz ardı ederler. Çünkü zaten bildikleri ve tanıdıkları yazarlardan / ekiplerden çok sayıda hazır proje okunmayı ve değerlendirilmeyi bekliyordur. Emin olun çat kapı gönderilen binlerce senaryo var. En sağlıklı yol bir yolunu bulup sizin projenizi sahiplenecek birileriyle bizzat iletişime geçmenizdir. Email ya da postayla göndermenizi önermiyorum. Ama illa ki “başka şansım yok” diyorsanız, çıktısını alıp posta yoluyla göndermeniz daha iyidir.

  33. İbrahim der ki:

    Merhaba. Basılı kitabı olan bir yazar, kitabını yapımcı şirketlerinin içerik yöneticileri ve ya içerik oluşturan ekibe posta yolu ile gönderirse, o kişiler o kitabı alır mı yoksa geri mi gönderir? Mesela Atiye dizisi bir türky yazarın kitabından alınma ve diziden önce kitap o kadar da meşhur değildi (kitabın basıldığı yayınevi dahil).

    Kısaca bu gibi durumlarda kitap yazarları yapımcıların dikkatini nasıl çeke bilir?

    • Gökhan der ki:

      Kişisel ilişki kurmadan sizi fark etmeleri pek mümkün değil. Ya siz kendiniz ya da bir başkası sizin adınıza yapım şirketleriyle ilişki kurmak zorunda. Bir tavsiye çok etkili olabilir. Posta yolu ile aşama kaydetme ihtimaliniz çok çok düşük. Baskı ve posta masrafına yazık. Bir kenara atacaklardır.

  34. Emel der ki:

    Öncelikle Gökhan Bey’e biz genç senarist arkadaşlara gösterdiği yol için teşekkür ederim. Çok şey yazmak isterdim ama tek bir madde üzerinden konuşayım. ”Tanıdık” arkadaşlar. Tanıdığınız yoksa Yüzüklerin Efendisi’ni bile yazsanız bu ülkedeki kibirli ve vizyonsuz yapımcılar veya her kimse dönüp sinopsisini dahi okumayacaktır. Sistemde al gülüm ver gülüm hesabı söz konusu. Bakınız Netflixin Türkiye projelerine. Hep aynı yapımcılar ve birbirinden kötü dizi ve filmler. Bizim restaurantçı ve türkücüden dönme yapımcıları demeye gerek yok. Tanıdığınız varsa Netflixin öve öve bitiremediği Yarına Tek Bilet filmi gibi 5.sınıf senaryolarınızı çektirebilirsiniz. Tabi para yedirmek kaydıyla. Tanıdık yoksa hiç umutlanmayın. Senaryonuzu romana çevirin. Daha çok değer görecektir.

    • Gökhan der ki:

      Katılıyorum. Acı gerçekler. Hep yazıyorum tekrar yazayım; Türkiye’de iyi ile kötüyü ayırt edecek bir sistem yok. Projenin iyi ya da kötü olmasının kazanılan paraları etkilemediği bir sistem kurulmuş. Proje iyi olursa çok kazanıyorlar kötü olursa gene kazanıyorlar. O yüzden “iyi senaryo bulmalıyım” demeye ihtiyaçları yok.

  35. Ali süsgün der ki:

    Selamlar Gökhan bey. Bende bir kaç roman yazdım. Fakat bunları senaryoya çevirip dizi filme dönüşmesini istiyorum. Fakat her ne kadar iyi roman yazdığımı düşünsemde senaryoya çevirme eğitimim yok. Adım adım bana yol gösterirmisiniz. Şimdiden teşekkürler.

  36. Elçin der ki:

    Merhabalar;

    Ben yaratıcı yazarlığı çok seviyorum ve sürekli de dizi senaryosu fikirlerimi tretman olarak kağıda döküyorum fakat çekim senaryosu yazmak işin farklı bir boyutu ve bana tam olarak hitap etmiyor. Sadece tretman yazarı olunamaz mı? Yada elimdeki tretmanlar ile yapımcıya fikir/proje sunamaz mıyım? Bir projeyi illa çekim senaryosu formatında mı sunmuş olmak gerekir? Tretman yazarı olmak için nasıl bir yol izlenmeli? Çok teşekkürler şimdiden…

    • Gökhan der ki:

      Bir senaryo ekibi içinde yer alırsanız tretman yazarı olabilirsiniz. Senaryo ekiplerine katılmayı denemelisiniz. Bir yapımcıya ya da yönetmene sadece tretman yazdığınızı söylerseniz belki onlar sizi bir ekibe yönlendirebilir. Ama sonuç olarak illa ki bir ekibe ihtiyacınız var.

  37. Rıza Kılıç der ki:

    Sevgili Gökhan Yorgancıgil
    Uzun zamandır ertelediğim, hayat mücadelesi çocuklar iş eş vesaire diyerek bir türlü başlayamadığım yazma eylemim bu salgın sürecinde nihayet başladı. Kafamda biriktirdiğim küçük notlarla somutlaştırdığım fikirleri senaryo formatı ile hayata geçirme fırsatı buldum. İşin teknik boyutunu öğrenmem zor olmadı. Öğrenme sürecim hala devam ediyor.
    Bugüne kadar okuduğum izlediğim ve duyduğum materyallerden öğrendiğim şu ki; ürettiğim eseri beni anlayacak kişiye anlatmam neredeyse imkansız. Oluşturduğum eser etiyle kanıyla canıyla her sahnesi her ışığı her sesi ve müziği ile vurgusuyla yerli yerinde. Ama maalesef sadece benim beynimde. Bunu bir yapımcıya işe sıfırdan başlamış biri olarak anlatmanın imkansız olduğuna inandım.
    peki çözüm:
    cevap: kendi filmini kendin yap.
    sonra deli sorular. müthiş bir organizasyon
    1. para: kendi cebiniz sponsorlar reklam
    2. ekip: yönetmen ışıkçı kurgucu vesaire
    3. materyaller: kamera ışık set araba ev vesaire
    4. izinler: devlet telif resmi yazılar.
    olabilir mi?
    Cevabı duyar gibiyim: Ben yaptım oldu Sıfır dediğimde

    • Gökhan der ki:

      Kısa yoldan cevap vereceğim; Gereken parayı bulursanız bütün işleri yürütecek doğru insanları da bulabilirsiniz. Sinema bir ekip işi. Doğru insanlarla çalışmak bu işin en büyük gerekliliği. Uzun yoldan cevap verecek olursam eğer, ben “haydi o zaman bir film yapayım” diye yola çıkmamıştım. İlk yönetmen asistanlığımı 1992 de yaptım. Filmimi ise 2006’da çektim. Aradaki zaman diliminde belgeseller çektim, kısa metraj çok sayıda film çektim, Halit Refiğ ve Yücel Çakmaklı’ya asistanlık yaptım. Yani bu uzun soluklu bir macera. Bunları yapmaya enerjiniz ve zamanınız yoksa para konusuna odaklanmanız gerekiyor. Parayı veren hala düdüğü çalabiliyor.

  38. şeyda ceylan der ki:

    Senaryo hakkında pek bilgim yok ama sizlere şunu sormak istiyorum ;
    Yazılan eserlerimiz de senaryo olabiliyor mu ? Mesela bir kitap yazdın diyelim ama basmayan yayın evine vermediğim onu senaryoya dönüştürmek istiyorsun diyelim bu mümkün mü ?
    İlginç ve garip sorduğumu biliyorum ama yazdığım eserleri sadece senaryoya dönüşebilir mi dönüşemez mi onu öğrenmek istiyorum .
    İlginiz için teşekkürler …

    • Gökhan der ki:

      Tabii ki dönüşebilir. Roman uyarlaması olan o kadar çok film var ki, saymakla bitmez. Sizin romanınız da senaryoya yani sinemaya (ya da televizyona) uyarlanabilir.

  39. Rahim der ki:

    Iyi günler hocam. Bir dizi projem var buna başlamak istiyorum fakat bir yapımcınin karşısına çıkmam için gerekli belgeler nelerdir? Kaç bölüm senaryo yazmam gerekiyor?

    • Gökhan der ki:

      3 bölüm senaryo, 13 bölüm sinopsis, projeyi anlatan ayrıntılı bir ilave dosya. Nasıl bir proje hayal ediyorsanız karşı tarafın da aynı şekilde görebilmesi için ne gerekiyorsa.

  40. Muhammed der ki:

    Merhaba
    Reklam senaryoları yazıyorum. Bu işi kime nasıl pazarlayacağımı bilmiyorum. Sizce nasıl bir yol izlemeliyim

    • Gökhan der ki:

      Reklam ajanslarında metin yazarı olarak işe girmeye çalışmalısınız. Reklam ajansları yada markalaşmış şirketler dışarıdan fikir, senaryo vs. kabul etmezler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.