Senaryo yazarken merak ettikleriniz…

SORU 1: Karakterlerin kıyafet tarz ve şekillerine değinilir mi? Değinilirse, hangi aşamada değinilir? ( Sinopsis, Tretman, Senaryo)

CEVAP: Her şey kurduğunuz öykü ile ilgili. Eğer öykünüzü, mesela karakterinizin duygu durumunu, karakter gelişimini vs. anlatabilmek için seçtiği kıyafetlerin değişimini gözetiyorsanız kıyafetler yazılır. Yoksa hiç bir gerekçesi olmadan karaktere bir kıyafet giydiriliyorsa bunu yazmaya gerek yoktur. Sanat Yönetmeni’nin görevi bu gibi durumlarda tercihler yapıp karalara varmaktır. Bu sebeple yazar gerçekten anlamlı bulduğu kıyafetleri yazmalı. Senaryo ve tretman aşamasında.

Senaryo yazarken merak ettikleriniz

Senaryo yazarken merak ettikleriniz

SORU 2: Jenerik te, filmin önemsediğimiz bölümlerinden ipucu veren görüntüler verebilir miyiz?

CEVAP: Verebilirsiniz ama filmin sırlarını açık etmeyiniz.

SORU 3: Senarist film müziğine ne derece tavsiye ve müdahalede bulunabilir?

CEVAP: Fazla detaya girmeden her türlü tavsiyede bulunabilir. Filmde özellikle kullanılmasını istediği parçalar varsa senaryoya yazabilir. Ama bu istekleri yazarken işi sadece müzik olan filmin müzik sorumlusuna da iş bırakmalı. Herkesin kendi işini yapması önemlidir. Senaristin işi öyküyü iyi kurmaktır. Bir müzisyen kadar müzik dünyasına hakim olmayabilir. Olsa da isteklerini son söz olarak senaryoya yazmamalıdır. İşin profesyonellerine de çalışma alanı bırakmalıdır. Zaten film yapım aşamasına geldiğinde senaristin fazla müdahil olduğu noktalar varsa yetkili kişiler tarafından devre dışı bırakılacaktır.

SORU 4: Tretmanda, bir maddede anlattığımız (iç-dış) görüntüyü, senaryoda ayrı ayrı sahnelere ayırabilir miyiz, yoksa bir Tretman her maddesi bir senaryo sahnesi olmak zorunda mıdır?

CEVAP: Tretmanı sahne sahne yazmak zorunda da değilsiniz. Size kalmış. Sahne sahne yazmak işinize yarayacağı için öyle önerilmiştir. Yoksa bu konuda herkesçe kabul edilmiş bir standart yoktur.

SORU 5: Tretman ile senaryonun açıklama kısmı arasındaki farklar nelerdir?

CEVAP: Senaryodaki açıklama kısmında (aksiyon, devinim), mizansen adını verdiğimiz, sahne içinde karakterlerin davranışlarının tasviri bulunur. Bu tasvir tretmanda senaryoda olduğu kadar detaylı olmak zorunda değildir. Tretmanda asıl amaç dramatik yapının detaylı bir şekilde kurulmuş olmasıdır. Senaryoda ise film bittikten sonra, perdedeki halinin nasıl olacağına karar vermektir. Bu anlamda tretman daha içeriksel, senaryo daha biçimseldir.

SORU 6: Aynı sahnede uzak ve yakın çekimler aynı sahne başlığı altında mı olmalı, yoksa ayrı sahne ve başlık mı kullanılmalı?

CEVAP: Sahneleri ayırmak için asıl belirleyici şey mekandır. Mekan değişmediği sürece bir sahne içinde çok sayıda farklı çekim ölçeği kullanılabilir.

SORU 7: Filmin başında diyalog başladıktan sonra kisiler akmaya devam edebilir mi?

CEVAP: Ülkemiz sinemasında başlangıç jeneriğinin olması-olmaması ya da biçimi ile ilgili sınırlandırmalar ve standartlar yoktur. İstediğiniz gibi bir açılış tasarlayabilirsiniz.

SORU 8: Toplu ekiplerle oluşan sahnelerde her kişiye ayrı ayrı isim vermemiz gerekir mi? Yoksa diyalogda bulunacak olan önemli kişilere mi isim vereceğiz? Komutan, Doktor, Hoca gibi…  Örnek: Olay yeri inceleme ekibi, sağlık ekibi gibi.

CEVAP: Birden fazla sayıda insanın tek bir diyaloğu hep bir ağızdan söylemesi çok sık rastlanan bir durum değildir. Böyle bir durumda (mesela bir futbol stadyumunda taraftar kitlesi) kitleyi tek bir karakter gibi yazmalısınız. (mesela, TRİBÜNLER: Gooooool!) Birden fazla insan farklı farklı diyalogları aynı anda seslendiriyorlarsa buna tiyatro ve sinemada RABARBA adı verilir. Rabarba söz gürültüsü demektir. Tek seslilik değil çok sesliliktir. Rabarba arasında duyulmasını istediğiniz kelimeleri sıkıştırabilirsiniz. (mesela, TRİBÜN:  Rabarba; Gooool! Yuuuuh! Helaaal! Yaşaaa!) Ancak farklı karakterler, kimin ne söylediği belli olacak şekilde hep bir ağızdan konuşuyorlar ve hepsinin de seyirci tarafından duyulması gerekiyorsa, karakterler tek tek yazılıp, diyalogları da diğer karakterler gibi uygulanır.

SORU 9: Bir otomobilin arka koltuğunda oturan iki kişi diyalogda bulunacaksa, bu durum da şoföre de yer vermemiz gerekir mi? Gerekirse hangi aşamada yer veririz. Tretman, Senaryo…

CEVAP: Şoförün kurguda görülmesini istiyor musunuz? Şoförün hikayenin akışında bir yeri var mı? Şoför hikeyede hiç önemi olmayan sıradan bir şoför ise hiç bir aşamada yazmanıza gerek yok. Yönetmen isterse şoförden detay alır ve kullanır. Hikayede yeri var ise, onun orada olmasının bir anlamı var ise tretman, senaryo hatta duruma göre sinopsiste bile yazmalısınız.

SORU 10: Doğrusal zaman gerçek zaman akışına çok yakın ise, mesela olaylar 3-5 ay veya 2-5 yıl da, başlar biterse bu değerli midir?

CEVAP: Zamanın ileri ya da geriye doğru kesintiye uğraması (Flashforward ya da Flashback) bir filmi kendi başına değerli ya da değersiz yapmaz. Nasıl kullandığınız önemlidir. Her iki şeklin pespaye kullanımları olabileceği gibi son derece estetik (yani değerli) kullanımları olabilir.

SORU 11: Doruk noktası birden fazla olabilir mi? En son da olabilir mi?

CEVAP: Olabilir, şöyle ki: Senaryonuzda birden fazla öykü ekseni varsa her eksen için ayrı bir doruk notası olabilir. Bazı eksenlerin ucu açık da kalabilir. Doruk noktasının yeri değişkendir en sonda da olabilir. Bu, öyküyü nasıl kurguladığınıza bağlıdır.

SORU 12: Anlamının, herkes tarafından bilinmeyeceğini düşündüğümüz, kelimeleri ve nesne isimlerini kullanmak risk midir? Mesele: Kelik, azık vb.

CEVAP: Karakterlerin diyaloglarında, gerekiyorsa kullanmanızda hiç bir sakınca yoktur. Ancak sadece yapımcı yönetmen ve oyuncular gibi, film insanlarının okuyacağı, aksiyon yazdığınız kısımlarda kullanırsanız, herkes anlamayacağı için sakıncalı olabilir.

SORU 13: Olaylar eğer bir köy veya yörede geçiyorsa, karakterleri o yörenin ağzı ile konuşturmak, daha gerçekçi olur mu? Her karakterin İstanbul Türkçesi ile konuşması gerçekçi olur mu? Eğer yöre ağzı tercih edilecekse bu senaryoya nasıl yansır. Nasıl telaffuz edilecekse öyle mi yazılır?

CEVAP: Bu konuda bir uzlaşı yok. Piyasada her iki türlü senaryoya da rastlayabiliyoruz. Ancak doğrusu senaryo metninde karakterlerin diyaloglarının düzgün bir dille yazılmasıdır. Aksiyon, açıklama kısımlarında ise sözgelimi şöyle bilgiler yazılmalıdır: “Hasan Adana yöresine has bir aksanla konuşmaktadır.” Bunu okuyan oyuncu, canlandıracağı karakterin aksanının hangi yöreye ait olduğunu öğrenecektir. Konuyla ilgili gerekli bilgiye sahip değilse araştırır ve öğrenir. Aksanlı konuşan bir karakterin diyalogları düzgün bir dille yazılırken karakterin olmadığı bir karaktere dönüşmesi de önemli bir risktir. Sözgelimi eğitimsiz bir karakter eğitimli bir karakter gibi görünmemelidir. Bunun için diyalogların düzgün bir türkçeyle ama karaktere uygun bir tarzda yazılmaları gerekir.

SORU 14: Figüranlara nasıl yer verilir? Mesela: Sınıfta başka öğrenciler de vardır, olayı çok sayıda meraklısı izlemektedir, düğünde çok sayıda davetli vardır gibi mi olmalıdır?

CEVAP: Sahne başlığına FGR harflerini ilave etmeniz durumunda sahnede arkaplanda sorudaki gibi yardımcı oyuncuların var olduğunu belirtmiş olursunuz. Aksiyon yazdığınız yerlerde de bu FGR’nin kim olabileceğine dair bilgi olmalıdır. Dolayısıyla sahne başlığına yazacağınız FGR sadece kolaylık sağlamak içindir. Yazmasanız da yapımcı sahneyi okuyunca sahnede FGR olduğunu anlayabilmelidir.

SORU 15: Jeneriğin detayları yazılır mı? Yazı karakteri, akış şekli gibi.

CEVAP: Yazabilirsiniz ama riskini göze alıyorsanız. Çokbilmiş bir senarist gibi görülebilirsiniz. Jenerik yazıları başka uzman kişilerin sorumluluğundadır. Ancak özel bir font seçtiyseniz ve bunun öykü için bir anlamı varsa bir öneri olarak bunu belirtmenizde sakınca yoktur.

SORU 16: Önemsediğimiz bir sözümüzü, örneğin kendi sinema tanımımızı, nereye yazabiliriz, senaryonun başına, sonuna…

CEVAP: Sinema hakkındaki görüşlerinizi filminizin başında sonunda bir özdeyiş olarak sunmanız doğru olmaz. Bunun yeri filminiz değildir. Ancak alıntı sözleri istediğiniz her yerde kullanabilirsiniz.

SORU 17: İntihara teşebbüs eden bir karakteri anlatırken, bir, (Irmağın – denizin- oto yolunun …)  kenarında düşünceli bir şekilde bekler. Diyebilir miyiz, yani; ırmak, nehir, yol vb. seçenekleri yazarsak çekimin duruma göre kolay olması açısından iyi olur mu?

CEVAP: Senarist olarak karakterin nasıl intihar edeceği tercihini siz yapmalısınız. Aksi takdirde en ucuz intihar yöntemi tercih edilir ve bu da doğal olarak iyi sonuç vermez.

Sorular İbrahim Özer’e cevaplar bana ait. Güzel şeyler yazın!

Bu yazı Senaryo Yazarlığı kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Senaryo yazarken merak ettikleriniz… için 232 cevap

  1. Neşat der ki:

    Senaryoda epizodik yapı, gerilme, Doğrusal zaman ve dramatik yapı nedir? Bunları kavram olarak açıklayabilirmisiniz?

    • Gökhan der ki:

      Bu kavramları hakkıyla açıklamak istesem bir kitap hacmi tutardı. Burada kısaca tanım benzeri açıklamalar yapabilirim:
      * Epizodik yapı bütün filmin öyküsünün daha küçük öykülerden oluşması durumudur. Bu öykülerin birbiriyle bağlantılı olması ya da olmaması gibi bir şart yoktur.
      * Gerilme yerine gerilim lafını tercih ediyorum(z). Genellikle kahraman (filmin ana karakteri) ile iç/dış dünya arasındaki çatışmayı, uçurumu, temsil eden bir kavramdır. Kahramanı takip eden seyirci bu gerilimi kendisi de hisseder. Çünkü kendisini kahramanın yerine koyar.
      * Doğrusal zaman bir filmde zamanın ileri doğru akmasıdır. Yani geridönüş (flashback) olmayan durumlardır. Zamanın ileri sıçraması çoğunlukla kaçınılmazdır. Bu zamanın doğrusallığına engel değildir. Karakterin yarım saat boyunca otomobiline park yeri aramasını göstermek istemediğimiz için araba kullanırken görürüz, sonra pat diye evin içinde görürüz, zaman ileri sıçramıştır aradaki gereksiz ayrıntıları görmemişizdir. Ama bu örnekte zaman yine doğrusaldır. İleri akmaktadır. Eğer arada bir sahnede 3 gün, 1 ay, 5dk önceki bir sahneyi izleseydik, zaman; doğrusal akmamış olurdu.
      * Dramatik yapı Aristo’dan bu yana uygulanan giriş-gelişme-sonuç formülüdür. Bu akışta her şey yerli yerindedir. Ve işittiğimiz, izlediğimiz, okuduğumuz öykülerin büyük çoğunluğu (biz bunlara klasik öykü de diyoruz) bu yapıya uygundur.

      Ucuz Roman (Pulp Fiction) filmi epizodik bir senaryoya sahiptir. Vincent, Butch, Vincent ve Jules öykücüklerinden ve bunları birbirine bağlayan küçük parçalardan oluşur. Filmin zamanı doğrusal değildir. Mesela Vincent’ın öldüğünü gördükten sonra ölmediği başka bir sahneyi izleriz. Filmin bütünü dramatik yapı analizine tabi tutulamaz. Ancak her episodun birer dramatik yapısı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yani her episod (bölüm) giriş-gelişme-sonuç çizgisine uygun yazılmıştır.

  2. Selim der ki:

    Senaryoda,filmde farklı zamanlarda ortaya çıkıcak ancak uzun süreli bi işlevleri olmayacak karakterlerim var.Mesela 5 polis memuru.Onlara özel isim vermem saçma görünür diye düşünüyorum ancak diyaloglarıda olucak bazılarının.Onları yazarken nasil belirtmeliyim.polis 1,polis2 felan diyemi?

    • Gökhan der ki:

      Diyaloglarda ismi geçiyorsa karakteri ismiyle yazmalısınız. Diyaloglarda isimleri geçmiyor ve az görünüyorlarsa 1.Polis, 2.Polis vs. gibi yazabilirsiniz.

  3. Fatih Ates der ki:

    Merhabalar hocam benim size bir sorum olacaktı. Televizyonlarda çoğunlukla tutan iş alan/iş yazan senaryo ekiplerinin/senaristlerin ekiplerine asistan olarak girmek için genç senarist adayını öne çıkaracak yöntemler ve önerileriniz ne olur? Ben şu an 2.sinif Reklamcılık öğrencisiyim. Sektörden isimler ile konuştuğumda kısa filmler yazmak, ödüller almak vs. pek bakılmıyor bunlara dendi. Bağlantı varsa, örnek olarak yazdığı bir senaryoya bakıldığına tekniğe/yapıya az çok hakimse, ihtiyaç da varsa alınıyor deniliyor. Ama açıkcası ben ihtiyaç yokken de alınayım istiyorum. Burada beni öne çıkaracak şey nedir? Sektörel bağları kuvvetli kişilerin düzenlediği workshoplara katılıp tabiri caizse oradaki o isimlere kendini/yeteneğini pazarlamak mı, tiyatro oyunları/sinema filmleri yazıp festivallere göndermek mi, kısa filmler yazmak ödüller almak mı…
    Bunlardan hangisi en çok avantaj sağlar? Sizin tanıdığınız tutacak işler alan/yazan ekipler ve senaristler asistan almak istediğinde en çok neye dikkat ederler, ihtiyaçları olmasa dahi yazarlığa aday kişinin isteği ve ısrarı doğrultusunda o genç adayın potansiyeli nasıl olmalı ki geri çevirmemeliler? Şimdiden
    öneriler için teşekkür ediyor, iyi çalışmalar diliyorum.

    • Gökhan der ki:

      Bütün iş kollarında olduğu gibi senaryo yazarlığında da çevre çok önemlidir. İnsanlar havalı rezumelere güvenmektense tanıdıkları bizzat güvendikleri insanların önerilerine inanmayı tercih ederler. Çünkü rezume dediğimiz şey şişirme olabilir. Reklamı yapılan şeyin reklamdaki haline genellikle benzemediğini siz daha iyi biliyorsunuz. Bu sebeple işinizde iyi olacaksınız bir sonraki adım olarak da çevre edineceksiniz. Okulların en büyük faydası, belki de verdiği eğitimden de fazla, kazandırdığı çevredir. Diyelim ki ülkemizde bir üniversitede senaryo yazarlığı bölümü var ve siz o bölümü bitirdiniz. Düşünsenize, bütün okul arkadaşlarınız mezuniyetten sonra bir yerlerde işe girecekler, onlar sizi tanıyor olacak, siz de onları. Genellikle işler çevre (network) ile yürütülür. İşverenler yakın çevrelerinde insan kaynağı bulunamadığı durumlarda, çaresiz kalınca ilan verirler. Nasıl çevre edineceksiniz sorusu bu sitenin ve benim dışımda bir alan. Ama hep söylediğim şeyi tekrarlamış olayım: işinizde iyi olun, devamlı üretin, yarışma/festival gibi alanınızla ilgili etkinlikleri mutlaka sıkı takip edin.

  4. Emre can der ki:

    Merhaba,ben internetten indirdiğim bazı senaryoları inceliyorum ancak karşılaştığım bazı şeyler var ve ne kadar araştırdıysamda ne olduklarını öğrenemedim.
    Örneğin dikkatimi en çok çeken 5A 6A 6B 6C 7A gibi numaralandırmalar var ve anladığım kadarıyla bunlar mevcut olduklarında sahne başlıklarının yanlarında oluyorlar,
    Ayrıca çok fazla sayıda kesme -tire işareti kullanılmış ve birçok sayfanın en sağ kısmında * yıldız işaretleriyle karşılaştım.
    Bunlar ne anlama geliyor bunlarla indirdiğim birçok senaryo örneğinde karşılaştım ancak ne olduğunu öğrenemedim.Sanırım çekim senaryosu indirdim diye düşünüyorum.

    • Gökhan der ki:

      Evet, sahne numaralarının yanına A, B,C gibi ilave harfler genellikle çekim aşamasında verilir. Çekimler sırasında oluşan gerekliliklerden ötürü zaman zaman sahneler bu şekilde bölünür. Tire ya da yıldız gibi işaretlerin kullanılışının özel bir anlamı olacağını sanmıyorum (ben böyle bir uygulamaya rastlamadım). Dediğiniz gibi çekimler sırasında yaratıcı ekibin kendilerinin anlayacağı şekilde yaptığı düzenlemelerdir muhtemelen.

  5. Ali der ki:

    Türkiye’de dizi / film yapımcıları yazılan bir senaryonun okunurluğuna mı izlenirliğine mi daha çok dikkat ediyor? Yani izlenirlik açısından tutacak potansiyelli olan ancak okunduğunda gerek teknik gerek incelik bakımından pek esprisi olmayan (kip kullanımları, sahne betimlemeleri pek incelikli /süslü olmayan sade ve net yazılmış) senaryo mu? Okundugunda incelikle yazılmış, tekniği, mizanseni, betimlemeleri ve üslubu kusursuz ama izlenirliği düşündürücü olan bir senaryo mu satar sizce?

    • Gökhan der ki:

      Bir senaryonun format, dilbilgisi, noktalama işaretleri vs. açısından düzgün yazılmış olması yazarın özenli, dikkatli, yazma işinde tecrübeli ya da en azından bilgili ve ayakları yere basan bir yazar olduğunu gösterir. Sadece bu bir senaryonun satılmasına yarar mı, elbette hayır. Senaryo filme çekildiğinde de seyirciyi ekran/beyazperde önüne bağlayabiliyor mu? Dediğiniz gibi biçimsel olarak kötü/özensiz bir senaryonun öyküsünün çok iyi olduğunu yani film olursa seyirciyi 12’den vuracağını varsayalım. Kötü dilbilgisi, özensizlik gibi basit sebeplerden ötürü bu senaryonun hiç okunmama ihtimalinin çok yüksek olduğunu söyleyebilirim. Senaryo okuyan ve değerlendiren insanlar için senaryonun düzgün ve temiz yazılmış olması ilk kriterdir. Bakkal defteri gibi ya da dilbilgisi hatalarıyla dolu bir senaryo acemi ya da hevesli bir yazar var demektir. Bunlar senaryonuzun okunmadan elenmesi için bir sebep olabilir. Ben bir yarışma jürisi olarak senaryonun başlığında doğru yazılmayan bir -de -da gördüğümü hatırlıyorum. Senaryonun kalanı adına çok kötü bir puan. O an okumayı bıraksam hiçbir meslektaşım beni ayıplamaz(dı). Senaryosunun adını doğru yazamayan bir yazarla neden vakit kaybedeyim? Hayatımdan saatleri kendi işine bu kadarcık saygısı olmayan bir yazar için harcamak istemem. Çıkış yapmak isteyen bütün yazar adaylarına özenli olmalarını ve çok çalışmalarını, emek vermelerini tavsiye ediyorum. Verdiğiniz emek -buna inanın- senaryonuzun satırlarınızda görünür. Hikayem çok iyi bahanesine sarılmayın. Sizi taşımaz, benden söylemesi.

  6. Selen Topal der ki:

    Merhabalar. Senaryoyu yazarken sahne/sayfa/dakika ayrımına dikkat ederken zorlanıyorum. Polisiye drama bir sinema filmi yazıyorum şu an (geleneksel 3 perdeli yapıda) şu an 4. draftı tamamladım hikayenin derli toplu tam merkezli sahne sayısı 75. Bu sahnelerden 10’u da ara sahneler bunların toplamı 2-3 dakika eder. Şimdi sayfa sayısı falan o şekilde bulunuyor deniliyor ama diyalog ağırlıklı olunduğunda sayfa sayısı fazla oluyor ancak sahne kısa sürüyor, eylem ağırlıklı sahne olduğunda yönetmenin bakış açısıyla sahne uzun oluyor ama sayfada kısa bir yer kaplıyor. Bu formül biraz başarısız kalıyor yani. 65 ana 10 ara sahnelerle 92 sayfalık bir senaryom var şu an. Her sahne 1 dakika formülü uygulasan 90 dakika çıkar. Ama kimi sahneler 40 saniye iken kimi cinayet sorgu sahneleri 3 dakika sürecek uzunlukta. Yani tüm formüller genelgeçer. Şu an senaryo bitmiş vaziyette ama 90-120 dakikalık bir sinema filmlerindeki senaryoları okuduğumda sahne sayıları 110-150 arasında iken sayfa sayıları da yine 110-130 arasında idi. Şüphem bundan dolayı. Bunu en uygun nasıl hesaplarız? Gereksiz yere hikayeyi geliştirmeyen boş sahnelerle uzatmak da istemiyorum. Son taslak tam anlamıyla dönüm noktalarıyla, climaxiyle geleneksel anlatı tekniği olarak ve hikayenin yapısına uygunluk anlamında kusursuz, 2 yıldır yazıyorum buna çok dikkat ettim. Uzatinca yapı tamamen bozulacak. Sizce 75 sahne 92 sayfa az mıdır, öneriniz nedir?

    • Gökhan der ki:

      “Bir sayfa bir dakika eder” bir yaklaşıklık ifade eder, kimse kesin kabul etmez. Endişeleriniz yersiz, siz dramatik açıdan mükemmelliği yakalamaya çalışmalısınız. Senaryonuz çekim aşamasına geldiğinde, yani yönetmenin tercihleri devreye girdiğinde daha net süreler hesaplanır, kısaltmak ya da uzatmak gerekirse tekrar bakılır. 92 sayfa ideal bir sayfa sayısıdır diyebiliriz. Mükemmel bir yapı kuracağım derken uzun ve sıkıcı sahneler yazmamalısınız. Senaryonuzdaki diyalog-aksiyon dengesi de önemli, tecrübeyle, çok film izlemekle, sinemaya, yazdığınız türe hakim olmakla ilgili. Gözünüz korkmasın; bunların hepsi çalışmakla ulaşılabilecek hedefler.

  7. Fatih CAN der ki:

    Merhaba! Benim bir sorum olacaktı. Bir sinema filmi yazıyorum. Bu kısa filmde bir sinema sahnesi var ve perdede bir film oynuyor. Perdede oynayacak filmden bir sahne betimledim bu sahne filmi izleyen karakteri harekete geçirecek bir sahne olacak. Bu sahneyi de “Hırsız – polis temasında bir polisiye film oynamaktadır. Başkarakter olan polis rakibi olan hırsız karşısında zor duruma düşmüş, bitkin bir haldedir.” dedim. Burada herhangi bir filmi düşünüp bu sahneyi kurgulamadım. O an ekranda olmasını istediğim, betimlediğim sahne oydu. Filmin senaryo yazarı olarak bu tarzda bir film ve bu tarzda bir sahne arayıp, bulup “X filminin depo sahnesi… Polis olan başkarakterin rakibi hırsız karşısında zor duruma düşüp, bitkin bir halde olduğu sahne ekranda oynamaktadır.” gibi yazmak daha mı doğru olur? Yoksa yazılan metne uygun filmi araştırıp, bulup, ekleyen yönetmen olacağı için yazar için betimlemek yeterli midir? Öneriniz nedir?

    • Gökhan der ki:

      Önce mevcut bir filmden bir sahne kullanıp kullanmamaya karar vermelisiniz. Mevcut filmlerden bir sahne seçtiğinizde eski ve telif hakları olmayan bir filmse, istediğiniz kadar kullanabilirsiniz. Bu takdirde Şu filmin şu sahnesi perdede oynamaktadır yazarsınız olay biter. Ancak yeni (telif hakları korunmuş) bir filmden bir parçayı kullanmak istiyorsanız bazı yasal sınırlarmalarla karşılaşacaksınız. Bu durumda sorun yoksa yine aynı şekilde filmin adını hangi sahnesi olduğunu senaryonuza yazsanız yeter. Karakterinize gerçekte olmayan bir filmden bir sahneyi izletecekseniz Sinema Perdesi vs. diye bir sahne başlığı yazıp yeni bir sahne açmanız gerekir. Tıpkı kendi senaryonuzu yazar gibi perdedeki filmin sahnesini de yazarsınız. Yönetmen uygun filmden uygun sahne aramakla yükümlü değildir. Senarist olarak görev size ait.

  8. Muhammet enes aslan der ki:

    Senaryoda kişinin yapacağı bütün el yüz konuşma vb. daha bir çok şeyi yazmak mı lazım yoksam oyuncu yada yönetmen bunları kendi kafasında kurarak yaparmı lütfen bana açıklarmışsınız.

  9. ali kahraman der ki:

    selamlar. senaryoda bir sahnede kişi o an yaşanabilecek bir duruma dair ütopik bir hayal kuruyorsa mesela çocuğuyla oynuyor ama çocuğunun öldüğünü hayal ediyor sonra günümüze geri dönüyoruz. bu durumda sahne başlığına flashforward mı yazmamız gerekiyor. nasıl belirtmeliyiz?

    • Gökhan der ki:

      Karakterin gördüğü hayal, bir sahne olabilecek kadar uzun ve kapsamlı perdeye yansıyacaksa bir sahne açmanız ve sahne başlığına Hayal Sahnesi (ya da benzer bir ifade) yazmanız lazım. Flashforward yazarsanız zamanda ileri atlıyoruz anlamına gelir, hayal olmaktan çıkar. Karakter o an gelecekte yaşanacak bir şeyleri görüyorsa sahne başlığına Flashforward yazabilirsiniz. Aksi takdirde karakter hayal görüyordur, halisünasyondur vs. Tarık’ın Hayali, Hayal Sahnesi, vs. gibi bir sahne başlığı kullanılabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.