Senaryo yazarken merak ettikleriniz…

SORU 1: Karakterlerin kıyafet tarz ve şekillerine değinilir mi? Değinilirse, hangi aşamada değinilir? ( Sinopsis, Tretman, Senaryo)

CEVAP: Her şey kurduğunuz öykü ile ilgili. Eğer öykünüzü, mesela karakterinizin duygu durumunu, karakter gelişimini vs. anlatabilmek için seçtiği kıyafetlerin değişimini gözetiyorsanız kıyafetler yazılır. Yoksa hiç bir gerekçesi olmadan karaktere bir kıyafet giydiriliyorsa bunu yazmaya gerek yoktur. Sanat Yönetmeni’nin görevi bu gibi durumlarda tercihler yapıp karalara varmaktır. Bu sebeple yazar gerçekten anlamlı bulduğu kıyafetleri yazmalı. Senaryo ve tretman aşamasında.

Senaryo yazarken merak ettikleriniz

Senaryo yazarken merak ettikleriniz

SORU 2: Jenerik te, filmin önemsediğimiz bölümlerinden ipucu veren görüntüler verebilir miyiz?

CEVAP: Verebilirsiniz ama filmin sırlarını açık etmeyiniz.

SORU 3: Senarist film müziğine ne derece tavsiye ve müdahalede bulunabilir?

CEVAP: Fazla detaya girmeden her türlü tavsiyede bulunabilir. Filmde özellikle kullanılmasını istediği parçalar varsa senaryoya yazabilir. Ama bu istekleri yazarken işi sadece müzik olan filmin müzik sorumlusuna da iş bırakmalı. Herkesin kendi işini yapması önemlidir. Senaristin işi öyküyü iyi kurmaktır. Bir müzisyen kadar müzik dünyasına hakim olmayabilir. Olsa da isteklerini son söz olarak senaryoya yazmamalıdır. İşin profesyonellerine de çalışma alanı bırakmalıdır. Zaten film yapım aşamasına geldiğinde senaristin fazla müdahil olduğu noktalar varsa yetkili kişiler tarafından devre dışı bırakılacaktır.

SORU 4: Tretmanda, bir maddede anlattığımız (iç-dış) görüntüyü, senaryoda ayrı ayrı sahnelere ayırabilir miyiz, yoksa bir Tretman her maddesi bir senaryo sahnesi olmak zorunda mıdır?

CEVAP: Tretmanı sahne sahne yazmak zorunda da değilsiniz. Size kalmış. Sahne sahne yazmak işinize yarayacağı için öyle önerilmiştir. Yoksa bu konuda herkesçe kabul edilmiş bir standart yoktur.

SORU 5: Tretman ile senaryonun açıklama kısmı arasındaki farklar nelerdir?

CEVAP: Senaryodaki açıklama kısmında (aksiyon, devinim), mizansen adını verdiğimiz, sahne içinde karakterlerin davranışlarının tasviri bulunur. Bu tasvir tretmanda senaryoda olduğu kadar detaylı olmak zorunda değildir. Tretmanda asıl amaç dramatik yapının detaylı bir şekilde kurulmuş olmasıdır. Senaryoda ise film bittikten sonra, perdedeki halinin nasıl olacağına karar vermektir. Bu anlamda tretman daha içeriksel, senaryo daha biçimseldir.

SORU 6: Aynı sahnede uzak ve yakın çekimler aynı sahne başlığı altında mı olmalı, yoksa ayrı sahne ve başlık mı kullanılmalı?

CEVAP: Sahneleri ayırmak için asıl belirleyici şey mekandır. Mekan değişmediği sürece bir sahne içinde çok sayıda farklı çekim ölçeği kullanılabilir.

SORU 7: Filmin başında diyalog başladıktan sonra kisiler akmaya devam edebilir mi?

CEVAP: Ülkemiz sinemasında başlangıç jeneriğinin olması-olmaması ya da biçimi ile ilgili sınırlandırmalar ve standartlar yoktur. İstediğiniz gibi bir açılış tasarlayabilirsiniz.

SORU 8: Toplu ekiplerle oluşan sahnelerde her kişiye ayrı ayrı isim vermemiz gerekir mi? Yoksa diyalogda bulunacak olan önemli kişilere mi isim vereceğiz? Komutan, Doktor, Hoca gibi…  Örnek: Olay yeri inceleme ekibi, sağlık ekibi gibi.

CEVAP: Birden fazla sayıda insanın tek bir diyaloğu hep bir ağızdan söylemesi çok sık rastlanan bir durum değildir. Böyle bir durumda (mesela bir futbol stadyumunda taraftar kitlesi) kitleyi tek bir karakter gibi yazmalısınız. (mesela, TRİBÜNLER: Gooooool!) Birden fazla insan farklı farklı diyalogları aynı anda seslendiriyorlarsa buna tiyatro ve sinemada RABARBA adı verilir. Rabarba söz gürültüsü demektir. Tek seslilik değil çok sesliliktir. Rabarba arasında duyulmasını istediğiniz kelimeleri sıkıştırabilirsiniz. (mesela, TRİBÜN:  Rabarba; Gooool! Yuuuuh! Helaaal! Yaşaaa!) Ancak farklı karakterler, kimin ne söylediği belli olacak şekilde hep bir ağızdan konuşuyorlar ve hepsinin de seyirci tarafından duyulması gerekiyorsa, karakterler tek tek yazılıp, diyalogları da diğer karakterler gibi uygulanır.

SORU 9: Bir otomobilin arka koltuğunda oturan iki kişi diyalogda bulunacaksa, bu durum da şoföre de yer vermemiz gerekir mi? Gerekirse hangi aşamada yer veririz. Tretman, Senaryo…

CEVAP: Şoförün kurguda görülmesini istiyor musunuz? Şoförün hikayenin akışında bir yeri var mı? Şoför hikeyede hiç önemi olmayan sıradan bir şoför ise hiç bir aşamada yazmanıza gerek yok. Yönetmen isterse şoförden detay alır ve kullanır. Hikayede yeri var ise, onun orada olmasının bir anlamı var ise tretman, senaryo hatta duruma göre sinopsiste bile yazmalısınız.

SORU 10: Doğrusal zaman gerçek zaman akışına çok yakın ise, mesela olaylar 3-5 ay veya 2-5 yıl da, başlar biterse bu değerli midir?

CEVAP: Zamanın ileri ya da geriye doğru kesintiye uğraması (Flashforward ya da Flashback) bir filmi kendi başına değerli ya da değersiz yapmaz. Nasıl kullandığınız önemlidir. Her iki şeklin pespaye kullanımları olabileceği gibi son derece estetik (yani değerli) kullanımları olabilir.

SORU 11: Doruk noktası birden fazla olabilir mi? En son da olabilir mi?

CEVAP: Olabilir, şöyle ki: Senaryonuzda birden fazla öykü ekseni varsa her eksen için ayrı bir doruk notası olabilir. Bazı eksenlerin ucu açık da kalabilir. Doruk noktasının yeri değişkendir en sonda da olabilir. Bu, öyküyü nasıl kurguladığınıza bağlıdır.

SORU 12: Anlamının, herkes tarafından bilinmeyeceğini düşündüğümüz, kelimeleri ve nesne isimlerini kullanmak risk midir? Mesele: Kelik, azık vb.

CEVAP: Karakterlerin diyaloglarında, gerekiyorsa kullanmanızda hiç bir sakınca yoktur. Ancak sadece yapımcı yönetmen ve oyuncular gibi, film insanlarının okuyacağı, aksiyon yazdığınız kısımlarda kullanırsanız, herkes anlamayacağı için sakıncalı olabilir.

SORU 13: Olaylar eğer bir köy veya yörede geçiyorsa, karakterleri o yörenin ağzı ile konuşturmak, daha gerçekçi olur mu? Her karakterin İstanbul Türkçesi ile konuşması gerçekçi olur mu? Eğer yöre ağzı tercih edilecekse bu senaryoya nasıl yansır. Nasıl telaffuz edilecekse öyle mi yazılır?

CEVAP: Bu konuda bir uzlaşı yok. Piyasada her iki türlü senaryoya da rastlayabiliyoruz. Ancak doğrusu senaryo metninde karakterlerin diyaloglarının düzgün bir dille yazılmasıdır. Aksiyon, açıklama kısımlarında ise sözgelimi şöyle bilgiler yazılmalıdır: “Hasan Adana yöresine has bir aksanla konuşmaktadır.” Bunu okuyan oyuncu, canlandıracağı karakterin aksanının hangi yöreye ait olduğunu öğrenecektir. Konuyla ilgili gerekli bilgiye sahip değilse araştırır ve öğrenir. Aksanlı konuşan bir karakterin diyalogları düzgün bir dille yazılırken karakterin olmadığı bir karaktere dönüşmesi de önemli bir risktir. Sözgelimi eğitimsiz bir karakter eğitimli bir karakter gibi görünmemelidir. Bunun için diyalogların düzgün bir türkçeyle ama karaktere uygun bir tarzda yazılmaları gerekir.

SORU 14: Figüranlara nasıl yer verilir? Mesela: Sınıfta başka öğrenciler de vardır, olayı çok sayıda meraklısı izlemektedir, düğünde çok sayıda davetli vardır gibi mi olmalıdır?

CEVAP: Sahne başlığına FGR harflerini ilave etmeniz durumunda sahnede arkaplanda sorudaki gibi yardımcı oyuncuların var olduğunu belirtmiş olursunuz. Aksiyon yazdığınız yerlerde de bu FGR’nin kim olabileceğine dair bilgi olmalıdır. Dolayısıyla sahne başlığına yazacağınız FGR sadece kolaylık sağlamak içindir. Yazmasanız da yapımcı sahneyi okuyunca sahnede FGR olduğunu anlayabilmelidir.

SORU 15: Jeneriğin detayları yazılır mı? Yazı karakteri, akış şekli gibi.

CEVAP: Yazabilirsiniz ama riskini göze alıyorsanız. Çokbilmiş bir senarist gibi görülebilirsiniz. Jenerik yazıları başka uzman kişilerin sorumluluğundadır. Ancak özel bir font seçtiyseniz ve bunun öykü için bir anlamı varsa bir öneri olarak bunu belirtmenizde sakınca yoktur.

SORU 16: Önemsediğimiz bir sözümüzü, örneğin kendi sinema tanımımızı, nereye yazabiliriz, senaryonun başına, sonuna…

CEVAP: Sinema hakkındaki görüşlerinizi filminizin başında sonunda bir özdeyiş olarak sunmanız doğru olmaz. Bunun yeri filminiz değildir. Ancak alıntı sözleri istediğiniz her yerde kullanabilirsiniz.

SORU 17: İntihara teşebbüs eden bir karakteri anlatırken, bir, (Irmağın – denizin- oto yolunun …)  kenarında düşünceli bir şekilde bekler. Diyebilir miyiz, yani; ırmak, nehir, yol vb. seçenekleri yazarsak çekimin duruma göre kolay olması açısından iyi olur mu?

CEVAP: Senarist olarak karakterin nasıl intihar edeceği tercihini siz yapmalısınız. Aksi takdirde en ucuz intihar yöntemi tercih edilir ve bu da doğal olarak iyi sonuç vermez.

Sorular İbrahim Özer’e cevaplar bana ait. Güzel şeyler yazın!

Bu yazı Senaryo Yazarlığı kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Senaryo yazarken merak ettikleriniz… için 440 cevap

  1. Berat der ki:

    Selamlar,

    Hocam akademiye yatkın bir mizacınız ve bilgileriniz var. Sözünüz de baya bir dinleniyor. Ben daha önce hiçbir yerde bir yazarın bu denli detay içeren sorular cevapladığını görmedim. Bir cümle ile geçiştirir veya hiç cevap vermezler… Bu yüzden çok memnun oldum.

    Benim sorum genç yazarlara yönelik olacak. Arkadaşlar hep senaryo yazarı olmak istiyorlar. Sektör hakkında bilgi istiyorlar sizden. Sanıyorum biraz kulaktan dolma bilgiler de geliyor bu genç arkadaşlara. Çok para kazanılıyor gibi. Halbuki yarın , şu an halihazırda yazan kişileri tenzih ederek 200-300 tane senaryo yazarı olduğunda sektörde bu sefer iyi yazan da iyi senaryo/hikaye de kurban gidecek.

    Mesela televizyon kanallarının/yapımların drama pozisyonlarında, proje satın alım departmanlarında hep işletme, iktisat mezunu; alaylı arkadaşlar çalışıyor. Çoğunun senaryo bilgisi var mı yok mu muğlak. Halbuki buralarda da yine gelişmekte olan dijital sektörlerde de “senaryo yazarı” olmak isteyen insanlar çalışsa, kendisi birey olarak üretmek yerine üretilen bir işin onaylanmasına, yayınlanmasina bilgisiyle, tavsiyeleriyle vesile olsa daha makul olmaz mı?

    Senaryo yazmayı bilen, kurallara hakim, sektör işleyişini bilen bir insanın illa yazması mı gerekiyor? Durum böyle olunca karar merkezindeki departmanlar işi bilmeyen insanlara kalıyor.

    Bazı genç arkadaşlar özellikle tutkusunu biraz da kazanmaya bağlıyor. Dizi yazarım televizyona bölüm başı 10 bin, 8 ay yakında kalsa, ayda 4 bölümden, 280 bin para oh mis.

    Televizyonda, orada burada masa başı çalışıp senaryo okusam 3-4 bin anca alırım, düşüncesindeler. Bu konularda da bilginiz, öneriniz varsa sunarsanız bize ve buradaki arkadaşlara çok müteşekkir olurum.

    • Gökhan der ki:

      Yazarlık (ve senaryo yazarlığı) çok para kazanmak hayaliyle yapılacak iş değildir. Amaç çok para kazanmak ise daha kestirme yollar bulunabilir. Yazarlık; kağıt üstündeki bir hayale başkalarının inanması ve o hayal için para ödemesi anlamına gelir. Burada daha çok asıl sorunun insanların bir kısmının yazarlığı kolay para kazanmak olarak görmesi olduğunu zannediyorum. Yazar ne yapar? Uydur uydur yaz. Ne var ki bundan kolay iş mi var? Bir kısım genç yazarı motive eden şey bu. Yanılıyorlar. Bu şekilde düşünecek olsak insanların %99’u yazar olurdu ama oturup yazmaya vakitleri olmadığı için yazar değiller gibi bir sonuç çıkar. Çünkü kime sorarsanız sorun anlatacak bir şeyler bulur size. Gerçekte yazarlık çok emek ister ve başarı oranı çok düşük bir meslektir. Yazar olmak isteyip de kolları sıvayan insanların, yazdıklarını başka insanlara beğendirebilen bir yazar olanlara oranı çok düşüktür. İşin aslı, hızlı, kolay ve çok para kazanmak isteyen insanların en son yapacağı iş yazarlıktır. Bu şekilde para kazanan 1-2 kişiyi görüp ‘ben de yaparım ne var bunda’ derseniz hayal kırıklığı yaşayanlar ordusuna katılma ihtimaliniz çok yüksektir. Başarı ve zenginlik için kurnaz ve kaderden torpilli olmak gerektiğini kim bu insanlara öğretiyor, merak ediyorum. Gerçek bir senaryo yazarını bekleyen şeyler: yıllarca yaşanan sayısız hayal kırıklığı, cahil ama kibirli fakat yetkili ya da paralı insanlara laf anlatmaya çabalamak, uykusuz, parasız, aşksız, evlatsız yapayalnız geçen yıllar, hayalperestlik, inanç, karanlık odalarda, ekran/klavye başında geçirilen yıllar… Bunları yaşayıp da vazgeçmeyen insan, işte o bir yazardır. Başarılı olmuş ya da olmamış fark etmez.

  2. Sami der ki:

    Saygılar Hocam…

    Şöyle bir soru: Atıyorum, bir yemek sahnesi. Ve bayağı neşeli geçiyor. Sonra kamera çok çok az süre kararıp aynı sahneye farklı zamanda geçer. Mesela bir kaç dakika sonra ya da Flashback kullanılır mesela. Bu sahne değişikliği demek değil midir?

    Ayrıca ekran kararmasa bile kamera tavan, gök, yer gibi yerlere dönüp geri gelirse de aynı cevaplayacağınız gibi mi olacak?

    • Gökhan der ki:

      Sahne içinde fiziki değişiklikler olacaksa yeni sahne açmanız gerekir. Örneğin farklı bir zamana gittiğimiz için oyuncuların kostümleri vs. değişecekse, günün farklı saati olacağı için ışık vs. değişecekse, ya da bunun gibi fiziki bir takım değişiklikler olacaksa, farklı bir sahne olması uygun olur. Ama sadece oyuncular artık neşeli değil de hüzünlü olacaksa, sahnede başka fiziki hiçbir değişiklik olmayacaksa yeni sahneye gerek olmaz.

  3. Ahmet der ki:

    Selamlar kıymetli Gökhan Hocam. Benim düşüncenizi ve önerinizi merak ettiğim bir sorum olacaktı.

    Bazı dizi ve filmlerde -özellikle bizim yerli dizilerde- birkaç sektör temsilcisi “karakterler aynı konuşuyor” gibi argümanlar öne sürüyorlar.

    Hâlbuki karakterlerin aynı konuşması kadar doğal bir şey yok mudur? Günümüzde eski Türkçe kelimeleri kullanan, bu kelimeler kullanıldığında anlayan insanlar zaten kalmadı. Haliyle toplumun genel kesimi tarafından bilinmeyen kelimeleri diyaloglarda kullanmak abes olacaktır. Üstelik, psikolojide şöyle bir gerçek vardır: Karşınızdaki insanla kısa süreli de olsa iletişim kurduğunuzda bir vakit sonra onunla aynı kelimeleri kullanır, aynı jest ve mimikleri tekrar ettiğinizi fark edersiniz. Ayna nöronu etkisi derler buna.

    Bu durumda genellikle senaryo yazarlarına atılı bir suç olan “yerli yazarların senaryolarında herkes aynı konuşuyor ağbi” sözü ne kadar geçerli?

    Ayrıca ek olarak Türk insanının gündelik hayatta kullandığı kelimeler hep benzer. Entelektüel insanların kelime hazneleri geniştir. Ve bizim izleyicimizin entelektüel karakterleri de pek sevdiği söylenemez. Sizin bu husustaki (örneğin 30 yaş altı kişilerden 4’te biri husus kelimesini konu olarak anlar, bilir) düşünceniz nedir? Karakterler aynı konuşuyorsa bu oyuncuların hitabet sorunu değil midir? Oyuncunun ona göre bir karakter betimlemesi lazım kendine? Veya yönetmenlerin hiç mi etkisi yok bu “aynı” dedikleri karakterlerin üzerinde?

    • Gökhan der ki:

      “Aynı konuşmak” ile kastedilen gerçekte nedir bilemiyorum. Ancak benim gözlemlediğim kadarıyla problem; -teknik bir dille ifade edecek olursam- yaşayan karakterler yazılmadığı, bunun yerine sürekli aynı stereotiplerin yazılması olarak ifade edilebilir. Bu tabii, benim kanaatim. Hep aynı ihtirasların peşinde koşan stereotipler görüyorum. Aşıklar aynı şekilde aşık, öfkeliler aynı öfkeyle dolu, iyi huylular hep aynı iyi huylara sahip. Eğer yapılan eleştiri bunu kastediyorsa ben de katılabilirim. Bu arada hemen hemen 5 yıldır hiçbir yerli diziyi izlemedim. Bu kanaatim eski moda kalmış olabilir. Karakterlerin kullandığı kelime havuzu kastediliyorsa bu da yine karakterlerin kendisine bağlı. Bir tıp doktoru bir lise öğrencisi gibi konuşamaz. İşte ya da evde fark etmez. House MD dizisininin uyarlamasının yapıldığını duymuşsunuzdur. Bizdeki versiyonda ana karakter nasıl konuşuyor? Ben bizdeki versiyonu izlemedim ama orijinal House dizisi için şunu söyleyebilirim; Dr.Gregory House karakterinin diyalogları ancak yüksek IQ puanı olan bir karaktere ait olabilir. Esprileri, mantığı, problem çözümü, alaycılığı vs. hep ortalama insanlardan farklı. Böyle de olmalı, çünkü karakter böyle. Herkesin kullandığı kelime havuzundan kelimeler bile kullansa hangi kelimeyi nerede nasıl kullandığı çok belirgin bir fark yaratıyor. Umarım sorunuza cevap verebilmişimdir.

  4. Malik der ki:

    Ben dizi yazmaya çalışıyorum. Benim de tıkandığım noktalar olmasına rağmen, tamamen senaryo’ya konstre olmadığımdan nerde yanlış yaptığımı biliyorum. Sizce, dizi yazarken dikkat etmemiz gerekenler nelerdir?

    • Gökhan der ki:

      Bence bir yöntem geliştirmeli ve yöntemninize bağlı kalmalısınız. Sitedeki ilgili yazılarda sık sık dile getirdiğim tedrici (aşama aşama yazma) yöntemini tavsiye ederim. Madde madde olabilir, düz yazı olabilir (tercih sizin) 1 bölüm dizi senaryosu için önce 1 cümle. Sonra yarım sayfa. Sonra iki sayfa. Sonra sahne sahne 8-20 sayfa. Sonra da senaryo. Önerdiğim yöntem budur. Bu sayede her aşamada bir önceki aşamada çizdiğiniz ana çerçeveden uzaklaşmamış oluyorsunuz ve bir önceki aşamadaki her ifadeyi açarak, genişleterek ilerliyorsunuz. Her aşama ciddi emek istiyor. Hatta kısa olanlar daha çok emek istiyor diyebilirim. Kolay gelsin.

  5. Yılmaz der ki:

    Selamlar,

    Senaryonun yapımcıya sunum aşamasında bazı deneyimli yazarlar, dosyada “bir paragraflık sinopsis (Logline), hikayenin genel özeti (Sinopsis), senaryonun kurgusal gidişatını anlatan bir hikaye taslağı, karakter özellikleri/biyografisi/hikayedeki gelişimi” bulunsa yeterli düşüncesindeler. Dosyada senaryo bulunursa, yapımcı onu birincisi o an okumaz. İkincisi, bulunsa dahi o senaryo daha sonraki safhalarda büyük dönüşümler geçirir. Yani önce sözlü bir şekilde projeni anlat; sinopsis, genel hikaye ve karakterlerinin genel özelliklerini içeren proje tasarım dosyanı teslim et. Ardından yapımcının ilgisini çekerse, “senaryonu” görmek isterse senaryo aşamasına geç, derler.

    Ama kimisi de “hikayenin sahnelenebilir, karakterin gerçeklenebilir” olduğunu görmek için mutlaka 1-2 bölüm senaryonun bulunması gerektiğini söylüyor.

    Bizim ülkemizde doğru olan hangisi? Televizyon dizilerine ve bazı gişe filmlerine bakıldığında hikaye ve konsept ile satım yapan yazarlarımız olduğu görülüyor. Bu kişiler hikayelerini satıyorlar ardından bu hikayelerin senaryosunu başka yazarlar yazabiliyor.

    Sunum dosyasında 120 sayfalık bir senaryo bulundurmak yerine; karakterlerin mevcut çatışmalara karşı tepkilerini, diğer karakterlere karşı olan üslubunu ve diğer karakterlerle olan aralarındaki ilişkiyi yansıtacak “örnek” birkaç sahne sunumu senaryo yerine daha mı sağlıklı olur? Saçma mı olur? Deneyiminiz doğrultusunda düşünceniz nedir?

    • Gökhan der ki:

      Bu daha çok yazar ile yapımcı arasında gerçekleştirilecek görüşmelerin tabiatına bağlı. Eğer çat kapı bir yazarsanız, yani yaptığınız önceki işleri masaya koyamıyor, ilk işinizi yapmaya çalışıyorsanız, size güvenip güvenemeyeceğini de anlamaya çalışırlar. Bu sebeple “şu kadar bölüm senaryosu hazır, ama üzerinde bundan sonra da çalışılabilir” vs. derseniz bu bir avantaj olur. İlk işiniz değilse, önceki işlerinizi gösterip, projenizle ilgili olarak “konsept işte burada”, “hikaye her şeyiyle hazır” demeniz de anlaşılabilir, yadırganmaz. Benim kişisel görüşüm, ister tecrübeli ister sıfır kilometre yazar olsun, koltuğunun altında en az bir bölüm senaryo ile yapımcı görüşmelerine gitmesi yönünde. Yine de ilk olarak dediğim gibi yapımcıyla kuracağınız diyaloğun şekli önemli. İlk görüşmede, yazarın hikayesinin sözlü sunumunu yapması kaçınılmazdır diyebiliriz. İlgi çekerse yapımcı “senaryo hazır mı” ya da “senaryoyu ne zaman görebiliriz” diye soracaktır. Bu yüzden en az bir bölüm senaryo yanınızda ve hazır olsa gayet iyi olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.