Oyunculuk, inanmaktır

Sahnedeki her bir an, hareketlerinizin gerçekliğine olan inançla doyurulmuş olmalıdır

Sahnedeki her bir an, hareketlerinizin gerçekliğine olan inançla doyurulmuş olmalıdır

Oyunculuk inanmaktır: Hayali bir karakteri doğurmaktan ibaret olan bütün sanatların en tartışılır durumlarına getirilen ne güzel bir tanımlama! Bir aktör sahnede olan biten her şeye inanabilme kabiliyetinde olmalıdır. yazılmış bütün durumlarınıza ve her hareketinize inanıyor olmanız gerekmektedir. Karakterinize tam olarak inanmalısınız ki gerçeği karakterinizin içinde nasıl bulacağınızı bu sayede bilmeli, bu hayali kişinin sizin üzerinizden hayat bulmasını bu sayede sağlayabilesiniz. Fakat ya sahnedeki her şey bir uydurma bir yalan ise gerçeği orada nasıl bulabilirsiniz? Sahne hayatın taklitleriyle doludur, boyalı dekorlar, yapay kürkler, taklit mücevherler, makyaj, kostüm, yapay aydınlatmalar, köreltilmiş plastik kılıç ya da bıçaklar… Hepsi yalan. Gerçeğe, olmadığı bir yerde nasıl inanabilirsiniz?

Teorileri yirminci yüzyılın başlarından beri her aktörü etkilemiş olan Constantin Stanislavski’ye göre yaptığınız işte iki türlü gerçek ve inanma duygusu mevcuttur. İlki somut gerçeklik düzlemindedir ve otomatikman inanırsınız. Diğeri ise sanatsal kurgu ve hayalgücü düzlemindeki gerçekliktir. Olgusal gerçeklik önemini kaybeder. Duygusal ve içsel bir gerçek olan sahnelenmiş gerçeği aramalısınız. Bu varlığınızın derinlerinden gelir ve bedeninizde oluşan dalgalanmalarını dışavurulmuş ifadelerde bulabilirsiniz. Canlandırdığınız her insanoğlu için, hatırlarınızda, içinizdeki görüntülerde ve duygularınızda gerçeği bulmalısınız çünkü bu, sözü edilen yeni gerçeklikte sizin başka insanlar, şeyler ve olaylarla olan ilişkinizi tanımlar.

Stanislavski “Hakikat inançtan, inanç hakikatten ayrılamaz” diye yazmıştır. Hakikat ve inanç, biri olmadan diğeri olamaz ve sanatsal üretim ve yaşamın kendisi için her ikisine de sahip olmalısınız.Sahnedeki meslektaşlarınıza olduğu kadar sahnede olan biten her şeye bir adanmışlık içinde inanmalısınız. Davranışlarınız sahnede olanların an be an gerçek olduğuna inanan insanlara ilham vermeli. Seyirciler olayların gerçekten meydana geldiğini ve sizin tarafınızdan yani aktörler tarafından oluşturulan duyguların gerçekten tecrübe edildiğini kabul etmeliler. Sahnedeki her bir an, hareketlerinizin gerçekliğine olan inançla doyurulmuş olmalıdır.
Acting is Believing’ten.  Yazanlar; C.McGaw, K.L. Stilson, L.D. Clark. Wadsworth, 11th edition.

Bu yazı Film Yapımı, Sinema-TV kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.