Senaryo nasıl yazılır – 1

Bir senaryo yazmak için önce senaryonun ne olduğu konusunda uzlaşalım. Senaryo; sinema filmi, kısa film, video klip, TV filmi, TV dizisi, web serisi, belgesel, sunum, vb. gibi görsel içerikli eserlerin içeriğinin yazılı halidir. Senaryo sadece ‘kurmaca’ türler için yazılmaz. Kurmaca olmayan (belgesel, sunum gibi) görsel içerikli eserler için de senaryo yazılır.

Stephen King – Yazar

Kurmaca: temel olarak gerçeklerden ya da tarihten beslenmeyen, yazarının hayal gücünden beslenen anlatı türlerine verilen genel isimdir. Yazar bazen gerçek/yaşanmış bir hayattan beslenebilir ya da kesitler alabilir, ancak olayları ve karakterleri anlatırken bakış açısı ve kronoloji gibi bazı temel tercihleri yaparken esas aldığı şey kendi hayal gücüdür. Kurmaca türünü ayırt etmek için olayların ve karakterlerin anlatı içindeki düzenine bakmak faydalı olabilir. Örneğin yazar, bir karakterin, başka hiç bir canlının görmediği bir zaman dilimindeki davranışlarını anlatıyorsa bu kurmacadır. Genellikle bütün kurmacalar, karakterlerin iç dünyasıyla ve başka insanların görmediği davranışlarıyla da ilgilenirler. Bir haber metni kurmaca değildir. Bir belgesel senaryosu (içinde kurmaca bölümler içerebilir) kurmaca değildir.

Bugün genel kullanımda senaryo dendiğinde kurmaca senaryo anlaşılır. Hatta günlük dilimizde ‘senaryo’ kelimesi ‘yalan dolan’ anlamında da yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Hayal gücü ile gerçeğin arasında gri ve sorunlu bir alan vardır. Yazar’ın varlığı bu sorunu oluşturmaktadır. Çünkü çoğu zaman (bir tercih olarak) kurmaca yazarı, ‘her şeyi bilen adam’ konumunda bulunur.

Billy Wilder – Senarist

Yazar’ın yazdığı eser ile ilişkisi gibi, kurmaca türünün gerçek dünya/yaşam ile ilişkisi gibi konular tarih dönemlerine, kültürel ve sosyal arka plana ve felsefi yaklaşım ve inançlara göre farklılıklar gösterebilir. Bütün bu farklılıkları inceleyen, ayrıntılı ve karmaşık konu başlıklarıyla dolu disiplinler mevcuttur. Genel bir uzlaşı da yoktur. Ne var ki insanlık kadar eski anlatı geleneği bir şekilde var olmaya devam edegelmektedir. Anlatı, şekil değiştirebilir, ortam değiştirebilir ama var olmaya devam eden/edecek olan tanımlayıcı bir insan fonksiyonudur. Dünyadaki bütün kültürler, bütün dinler ve mitolojiler, inanç ve hatta düşünce sistemleri, toplumlar, futbol takımları bile bir anlatıya ihtiyaç duyarlar. Bireyler de anlatısız yaşayamazlar. Herkesin bireysel bir hikayesi/anlatısı vardır. Bu sebeple çoğu insan laf arasında ‘hayatım roman’ deyiverir.

Bu sebeple bir senaryo yazmak demek bir öykü anlatıcısı olma iddiasını gerektirir. Öykü anlatmak ve öykü dinlemek vazgeçemeyeceğimiz özelliklerimizdir. Tanımadığımız insanlar kendi aralarında konuşurlarken bile kulak kabartırız, bir öykü yakalamaya çalışırız. Evet, dedikodu bir anlatı türüdür.

Uzun lafın kısası, bir senaryo yazmak istiyorsanız olayları ve karakterlerinizi hangi sırada ve hangi dozda yazacağınızı tasarlayabilecek kadar ‘anlatı’ ustası olmak zorundasınız. Senaryo yazarlığı, sadece senaryo sayfa düzenini bilmek değildir. Bir senaryo yazmak istiyorsanız anlatmak istediğiniz öyküyü seyircisi üzerinde oluşturmak istediğiniz etkiye göre de yazmanız gerekir. Görüldüğü üzere derinlemesine düşünce ve emek gerektiren pek çok temel sorunla karşı karşıyayız. Bu sebeple çoğu insan ‘hayatım roman’ der ama oturup roman yazmayı başarabilen, yazdıktan sonra da kabul gören çok az insan vardır. Bir film ya da bir dizi film izleyip, ‘ben de yazmak istiyorum’ demiş olmanız son derece doğaldır. Bunu dediğiniz anda ‘hayatım roman’ diyen kişiler arasında yerinizi almışsınız demektir. Geriye önemli bir mesele kalmıştır artık: oturup yazmak.

David Peoples – Senarist

Yazar her şeyden önce bir seyirci/okuyucudur. Bir filmin ya da kitabın kendisi üzerindeki etkisini başkaları üzerinde oluşturmak isteğiyle yanıp tutuşan bir insandır. İyi yazarlar iyi birer okuyucu, iyi senaristler de iyi birer seyircidirler. Kaderiyle pazarlık yapmaya çalışan bir insanın düştüğü durum kadar trajik bir durumdur; bir yazar adayı için okumaya ve izlemeye direnmek…

Devamı haftaya…

Bu yazı Senaryo Yazarlığı kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Senaryo nasıl yazılır – 1 için 9 cevap

  1. Melisa der ki:

    Çok faydalı bir yazı olmuş. Emeğinize ve fikrinize sağlık

  2. Orhan der ki:

    Benim ufak bi senrayo var fakir bi yabanci cocugun hayati bunu degerlendirmek istiyorum yardim nasil alabilirim destek cikarsaniz sevinirim

  3. Merve der ki:

    Gökhan Bey merhabalar,

    Benim bir sorum olacak. Dizi projelerinde günün döndüğünü, zamanın geçtiğini ifade eden dolgu sahnelere yer vermeli miyiz? Yani o görmeye alıştığımız genel planda İstanbul görüntüsünün hızlı çekimde akşam olduğu gibi sahneler için. Yer veriyorsak nasıl sahne başlığı açmalıyız?

    Teşekkürler.

    • Gökhan der ki:

      Diğer sahnelerden farkı yok. ‘İstanbul Genel’ gibi bir sahne başlığı açarsınız, nasıl bir geçiş sahnesi tasarladıysanız tarif edersiniz.

  4. Fatih der ki:

    İyi günler hocam… Bir kaç sorum var yarımcı olursanız sevinirim.
    1-Bazı sesleri EFEKT adı altında diyalog olarak yazmamız gerektiğini duydum. Hangi sesleri bu şekilde yazmamız gerekir .Mesaj sesi, motor sesi, kapı gıcırtısı örnekler çoğaltılabilir.

    2-Sahne başlığının altına sahnede yer alan kişileri yazmam zorunlu mu?

    3-Sahne geçişlerini ben mi yazmalıyım?

    4-Senaryomun 40. sayfasında bir sahne var. Filmi bu sahne ile başlatmak istiyorum. 1. sayfada bu sahneyi olduğu gibi kopyala yapıştır mı yapmalıyım yada başka bir yolu var mı?
    Teşekkür ederim.

    • Gökhan der ki:

      1- Diyalog altında yazmanıza gerek yok. Yazarsanız, eğer ne yapmaya çalıştığınız anlaşılıyorsa yine sorun yok. Ben diyalog kısmına değil aksiyon kısmına yazmayı tercih ederim.
      2- Hayır. Fransız formatı senaryolarda bu yöntem kullanılıyordu ama son dönemde yaygınlaşan formatta böyle bir gereklilik yok.
      3- Gözden kaçırılmasını istemediğiniz, önemli bir geçiş varsa yazın.
      4- Kopyala yapıştır yapın. Farklı sahne numaraları verin. Sonra sahne içinde, aynı sahnenin sahne 1 olarak (ve sahne x olarak) yer aldığını hatırlatan kısa anlaşılır bir not yazın. Örneğin ilk sahnede: Sahne 1 ve Sahne 25 aynı sahnedir. vs. gibi.

      • Fatih der ki:

        Yine ben hocam:)
        Hocam benim sorum ilk 10 dakika kuralı ile ilgili yardımcı olursanız sevinirim. Filmim bir aksiyon filmi. Filmin ortasında ki bir sahne ile başlamayı uygun gördüm. 2. dakikada baş rol öldü olarak gösteriliyor ve flashback ile 1 gün öncesine gidiyoruz. Bundan sonra 14 dk kadar çeşitli olaylarla başrol hakkında bilgiler veriliyor. Şimdi sorum şu hocam. Bu 10 dk kuralını nasıl anlamalıyım? İlk girişten itibaren mi yoksa flashback’ten sonrası için mi 10 dk kuralına dikkat etmeliyim? Teşekkür ederim.

        • Gökhan der ki:

          Kural değil zaten o. Yazarlıkta kurallar olmaz. İlkeler olur. İlkeleri de istediğin gibi yorumlayabilirsin. İlk 10 dakika, ilk beş dakika senaryoyu okuyanın, aynı zamanda seyircinin ilgisini çekebilmek gerekir denmiştir. Seyircinin ilgisini çekmek illa ki görkemli bir olay, illa ki çok acayip ve şok edici bir olay olacak demek değildir. Son derece naif bir karakterin hiçbir şey yapmayışı bile duruma göre seyircinin ilgisini çekebilir. Dramanın altın ilkeleri bunun için vardır. İlk dakikalara yaratıcı bir şeyler koymalı seyircinize vaatlerde bulunmalısınız. Reklamcılar bunu 30 saniyede hatta daha kısa sürelerde yapıyorlar, yapmaya çalışıyorlar. Her akşam izliyoruz. Her şey kaleminizin ucunda gizli. Bulup çıkarmak yazarın işi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.