Yapımcılar ve Senaryo Yazarları İçin İlan Panosu

Senaryolarını yapımcılara ve yönetmenlere duyurmak isteyen Senaryo Yazarları!

Projenizi tanıtın. Kısa ve öz. Sanki senaryonuz film olmuş ve seyirciyi sinemaya çekmek istiyormuşsunuz gibi!

İyi bir senaryo arayan Yapımcılar ve Yönetmenler!

Sesini duyurmak isteyen ama ne yapacağını bilemeyen o kadar çok yetenekli yazar var ki tahmin bile edemezsiniz. Siz onlara ulşamıyorsunuz, onlar da size. O halde sayfayı aşağı doğru kaydırın! İlginizi çeken bir hikaye varsa yazarına ulaşmak için bana yazın: yorgancigil@gmail.com

Bir projeniz var ve yetenekli yazarlar mı arıyorsunuz? İlan verin yazarlarınız sizi bulsun.

Kurallar:

1- Tanıtım metinleri boşluklar dahil 1200 vuruşu geçmemeli. (Anladığım kadarıyla bu dünyanın en zor işi. Çoğu gönderi sahibi burayı ya okumuyor ya da okusa da umursamıyor. 1200 vuruştan fazla gönderileri yayınlamama kuralını kaldırıyorum. Oysa bu projenizin erişilebilirliğini artırmaya yarayan bir kural ve sizin işinize yarayacak(tı)… Kafanıza göre takılabilirsiniz. 21 ocak 2019 GY)
2- İletişim bilgilerinizi aynı yorum/gönderiye dahil edin (Bize ayrıca gönderirseniz yayınlamayacağız, yapımcı bize ulaştığında kendisine ileteceğiz)
3- Sadece projenizle ilgili tanıtım metni yayınlanacaktır. Proje dışı gönderiler geçersiz kabul edilip silinir.
4- Ücret vs. bilgisi gönderilere yazılamaz. Yapımcı sizinle iletişim kurduktan sonra karşılıklı konuşup anlaşırsınız. Bu ilan panosu üzerinde projeyle ilgili pazarlık yapılamaz.
5- Proje gönderinize projenizin türünü, formatını, tahmini süresini yazınız. (Örnek: Komedi, Sinema Filmi, yaklaşık 100dk)
6- Şiddet, ayrımcılık, hakaret vs. içeren proje yorum/gönderileriniz yayınlanmaz.
7- Gönderilere ait bütün yasal sorumluluk yazarlarına aittir.

İlanlar yapımcılarla buluşturulduğunda bir komisyon ücreti olacak mı?

Hayır. Türk sineması ve TV dünyasına bir fayda üretmek istiyoruz. Eğer projeniz film/dizi olursa hatırlanmak isteriz. Size kalmış.

Senaryo tanıtımlarımızı yapımcılar gerçekten okuyacak mı?

Evet okuyacaklar.

Örnek Tanıtım Gönderisi:

Film anlatımı beyazperde.com’dan alınmıştır

Tavsiyeler

  • Projenizle ilgili sürprizleri bozmayacak şekilde ilgi çekici bir tanıtım hazırlamalısınız. Bunun için gazetelerin TV, sinema sayfalarındaki film tanıtımı metinlerini örnek alabilirsiniz.
  • Projenizle ilgili halka açık bir gönderi yapmaktasınız. Fikrinizi ne kadar açacağınızı iyi düşünün. Öte yandan gönderi yapmadan önce senaryonuzu ya da en azından sinopsisinizi kendi adınıza bir şekilde tescil ettirmiş olsanız iyi olur.

Bu yazı Film Yapımı kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yapımcılar ve Senaryo Yazarları İçin İlan Panosu için 59 cevap

  1. bülent özüduru der ki:

    PİSİKOPAT

    Ormanın içinden geçip kısa yoldan caddeye çıkmak istiyordum .Ormana daldım ve yürümeye başladım .Sonbaharın son günleriydi ve ağaçların tüm yaprakları adeta bir renk cümbüşüydü.O güzelim toprak renkleri,tütün renkleri,yeşilin türlü çeşitli renkleri sarmaş dolaş etrafımdaki ağaçların dallarını doldurmuş,yetmemiş,yerlere de aynı renklerle bir halı dokumuşlardı.O r enklerden gözlerimi alamıyordum ki ayağım bir şeye takıldı ve yere düştüm.Üstümü başımı toparlayıp ayağa kalkınca çarptığım şeyin çırılçıplak bir kadın cesedi olduğunu gördüm.Ceset diyorum çünkü boğazından kan aktığını görüyordum.Yine de emin olmak için nabzını yokladım.Bileğini tuttuğumda cinayetin yeni işlendiğini düşündüm çünkü vücudu hala sıcacıktı.Üzerinde bir tek çamaşır parçası bile yoktu genç kadının fakat bacak arasına baktığımda büyük bir olasılıkla tecavüz edildiğini düşündüm.İnsan bu kadar güzel bir kadını neden öldürür ki ? Kaçır kadını,götür evine,istediğin kadar seviş.Neden öldürüyorsun!!
    Hiç kimseye zarar vermeyen bir adam olan benim gibi bir adamın nasıl böyle bir şey düşünebildiğine kendim de şaştım .Elim otomatikman ağzıma gitti. Sessiz bir çığlık attım.Kendimden korktum.Yapar mıydım ben böyle bir şey ? Yok canım ,daha neler !
    Hemen polise haber vermeliyim .Elimi cebime attığımda uyur gezerliğim aklıma geldi.Bu işi ben yapmış olabilir miyim !! Çünkü uyurken ya da uykuda gezerken yaptığım hiçbir şeyi hatırlamam ki ben.Yani uykumda beni düzseler bile hatırlamayacağım !! Yok canım, daha neler , o zaman herhalde uyanırdım.Ben yaptıysam polisler eminim ki beni bulacaklardır.Sperm örneklerinden beni hemen enselerler.Olmasa bile kızın tırnak aralarında deri izi kalmıştır.
    Ne kadar da güzel bir yüzü var kızın.Memeleri hala dimdik.Hala daha sıcak.Üzerini örtmeli miyim acaba ?Çekip gitsem. Gazetelerden sonucu öğrensem !! Ben telefon etsem polise,jandarmaya,bir yerlere !!.Belki de suçsuzumdur !Belki sevgilisi öldürmüştür bu kızı !Kesin öyle olmuştur çünkü bu kız yalnız başına neden bu ormana gelsin ki ! Sevişmeye geldiler sonra kızı öldürdü adam ve kaçtı.Belki de kız orospudur.Sevişecek yer bulamayınca ormana geldiler sonra para konusunda anlaşamadılar.Olacak iş değil ama olur mu olur !! Bu zamanda orospuluk da zor meslek .
    Sarışın bir kız.Beyaz tenli.Boyu sanırım1.70 var.Çok güzel bir kız.Neden orospuluk yapsın ki. ?
    Ayakkabılarına bakıyorum.Topuklu,kırmızı ayakkabılar. Pahalı cinsinden . Biri yan dönmüş,diğeri çamura bulanmış .Çanta falan göremiyorum etrafta.Kız belki de yakındaki şu okulda öğretmenlik yapıyordu.Olamaz mı ? İçimden yükselen panik atak bana ‘kaçsana’ diyordu.Ben ne halt etmeye kaçmıyordum ki !!
    Yağmur başladı !Sırası mıydı şimdi bu yağmurun ? Gitmeliyim.Kaybolmalıyım yeryüzünden.Ruhumun yedi kat derinliklerinin en dibindeki mağaralara saklanmalıyım . Ayağa kalktım.Arkama bakmadan kaçtım oradan.Kızı orada yalnız başına ,ölmüş ve ıslanmış bir halde bıraktım .Polisi arama cesaretini bulamadım kendimde .Nasıl olsa cinayet işlediğim ortaya çıkacak ve gelip beni tutuklayacaklar diye günlerdir evden dışarı çıkmıyorum.Şimdiden hapishanedeyim bir çeşit .
    Günler sonra ana akım medyada küçük haberler şeklinde geçtiler bu vukuatı.Eski kocasıymış kızı öldüren.Tecavüz falan da edilmemişmiş kızcağıza.Eski koca ‘gel barışalım’demişmiş,kız da’hayır,istemiyorum ben seni artık’demişmiş. Eski koca da,görünen o ki ‘ya benimsin,ya toprağınsın ‘demiş.Burası kesin .
    Pek ala,pek güzel de ben neden bu kadar korku çektim.Benim uyur gezerliğim bitti mi ki acaba !Bilmiyorum çünkü yalnız yaşayan bir adamım.Benimle yatan ve geceleri kalkıp dolaştığımı bilecek ve bana bildirecek veya geceleri dolaşmamı engelleyecek,beni koruyacak,kollayacak,bana sevgi verecek,beni sarmalayacak biri,birileri yok yanımda benim.Ben yalnız bir adamım . Ve genelde sabahları evimde uyanmış buluyorum kendimi.Yani sokaklarda veya herhangi bir kapı aralığında , bir korulukta falan uyansam,o zaman endişelenmem için bir neden olacak . Belki de benim aslında uyur gezerliğimin yanısıra bir de unutma hastalığım vardır. Böyle bir unutma hastalığına yakalanmış ve neye yakalandığımı unutmuşumdur !
    Çalışmıyorum da.İşe falan gitmek yok günlük planlarımda.Para kazanma kaygım da yok çünkü zaten bitiremeyeceğim kadar para kaldı bana aile yadigarı olarak.Ailemi de nasıl kaybettiğimi hiç ama hiç hatırlamıyorum.Eminim annem,babam biricik oğulları olan beni çok seviyorlardı.Beni başka bir sevgiye muhtaç birakmayacak kadar çok seviyorlardı .Ben onların sevgisisyle sarmalanmıştım.Mutluydum.
    HATIRLAMIYORUM ELBETTE FAKAT HERHALDE VE KESİNLİKLE MUTLUYMUŞUMDUR!
    Ve de her halukarda ‘ yapılacak en akıllıca şey,endişelenmemek ’ diyorum ama sanki,beynimin ta derinlerinden bir şey bana sinyaller gönderiyor.Bir zamanlar evli olduğuma ve karımı çok sevdiğime dair !! Ayrılık acısı nedeniyle acaba diyorum bazı sinir kliniklerinde tedavi görmek falan mı oldu geçmişimde ,ne oldu bana,bir hatırlasam.Haleti ruhiyem yerlerde sürünüyor .
    Eski kocayı da bir türlü bulamıyorlarmış .
    Kim bilir ,belki de diyorum,eski koca yurt dışında bir plastik ameliyat falan,sonra yurt içinde yeni bir kimlik satın alma,bol rüşvet dağıtma olaylarına karışmış olabilir mi ki bu adamı bir türlü bulamadılar ? Yer yarıldı da içine mi girdi bu adam.Muhtarlıkta kaydı kuydu falan yok mudur bu adamın.Geçenlerde bir muhtar öldürülmüş müydü ne, ama bunun benim endişelerimle ne ilgisi var ki şimdi.Kafam dağınık,konuları bir türlü toparlayamıyorum .
    Çoktan beri herhangi bir kadın yok hayatımda.Korkuyorum onlardan çünkü beni çok üzdüler . İçimde bir zamanlar mutlu olduğuma dair belli belirsiz bir hissiyat var amma mutluluk denen şeyin ne olduğunu bile çoktan unutmuşumdur herhalde.Fakat yine de aklımın bir yerlerinde, karşı yakada,orada,uzakta bir yerde ,sisler arasında ,kısa pantolonlu bir çocuk bana el sallıyor olabilir mi !
    Başka belirsiz bir hayalim de sanki evimin kapısında beni birileri,bir sarışın kadın, karşılıyormuş da ,ben yaklaşınca boynuma sarılıyormuş. ! İçimi acıtan,beni yalnızlığa sürükleyen bir sürü kurşuni gri görüntüler . O nedenle hayatıma bir kadın sokmuyorum.Belki de bu benim hüsnü kuruntum.Belki de onlar benim hayatıma girmemek için ellerinden geleni yapıyorlardır !Kim bilebilir ! Bu bakımdan bir ara, yani eskiden günü birlik kadınlarla birlikte oluyordum ama dedim ya bazı konularda alay mevzusu oluyordum.Özellikle yatay durumlarda.
    Fakat artık bu duruma bir çare bulacağım.Evime yeni bir hatun gelecek.Gelmeli.Bir erkeğin bir sürü ihtiyacı oluyor.Üstelik fabrikası bu modellerin çok sessiz olduklarını,bırakın alay etmeyi,herhangi bir konuda tek bir soru bile sormadıkları gibi her türlü pozisyona da geldiğini,getirilebildiğini garantisini veriyor..Ben fabrikanın yalancısıyım.
    Yok,yok . Belki de bu düşüncemden vaz geçmeliyim . Çünkü benim duygularım var.Paylaşmak istediğim ve fakat içimde kalan,içimde kaldıkça çok yakıcı,yıkıcı hale gelen , benden başka kimsenin umursamadığı duygular bunlar . Bir gün sanki bir meyhane mi ,bar mı şimdi tam hatırlamıyorum birisi benim bu arzularımla dalga mı ne geçmişti . Allah’tan çok sakin bir adamım.Yine de tam hatırlıyamıyorum ama sanki geçmiş zaman işte,birisi beni nedense kızdırmıştı da,onun, bir köşede beyzbol sopasıyla sanki kafasına vurmuş gibiyim ama bunlar çok aldatıcı hisler.Bir türlü emin olamıyorum bu durumdan.
    Neyse,artık yeni bir yıla giriyoruz.Temizlikçi kadın hep’hayırlara vesile olsun inşallah’deyip duruyordu,evde temizlik yaparken .O’nu da bodrumdan alıp,bir çöp tenekesine atsam iyi olacak bence .
    Bu yıl başka bir temizlikçi bulacağım nasılsa .

    HİKAYE VE SENARYO : BÜLENT ÖZÜDURU
    FORMAT : SİNEMA FİLMİ
    SÜRESİ : 90 DK.
    TÜRÜ : PSİKOLOJİK-KORKU-GERİLİM

  2. bülent özüduru der ki:

    Bülent Özüduru diyor ki;

    İstanbulda bir adam hastanede ölüm döşeğindedir.
    Böbrek yetmezliği nedeniyle hastanede yatmaktadır. Yapılan tüm aramalara rağmen onun hayatını kurtaracak uygun böbrek bulunamamış,fakat yapılan ikinci bir taramada yakınları içinden birinin,kızkardeşinin böbreğinin,onu kurtarabilecek bir böbrek olduğu ortaya çıkmıştır.
    Çıkmıştır çıkmasına ama kız kardeş 6-7 yaşlarında iki ufak çocuğu olduğu için,nakil sırasında bir aksilik olur da ölürse,kendi çocuklarına kim bakacak diye endişelenmekte ve böbreğini abisine vermek istememektedir.
    Kız kardeşin kocası karısının ölme ihtimalinin yanı sıra,tek böbrekle kalacağı için, yaşam kalitesinin düşeceğini,sınırlanacağını düşünmekte ve ne söyleyeceğini bilemediği için de kararı karısına bırakmış görünmekte !Bu arada adamın bir metresi olduğunu da söyleyelim.
    Ölüm döşeğindeki abi çok zengindir.Evlidir ama çocukları olmamıştır.Fakat o kız kardeşini böbreğini kendisine vermesi konusunda zorlamak istememektedir.Çünkü kız kardeşini çok sevmektedir.Zaten anne baba trafik kazasında öldüklerinden kız kardeşini o büyütmüştür.Anne ve babasının öğütleri,’kız kardeşin sana emanet oğlum ‘ lafı,hep aklında olan bir şeydir.
    Zengin adamın karısı,yani görümce, kocasını çok sevmekte ve kız kardeşe böbreğini kocasına bağışlamadığı için çok kızmakta.’Kocam ölürse ne sana ne kocana,ne de çocuklarına zırnık koklatmam şırfıntı’demektedir.Şırfıntı demesinin nedeni aynı okulda okumuş oldukları için görümcesinin ne naneler yediğini çok iyi bilmesinden kaynaklanmaktadır.Çünkü o naneleri birlikte yemişlerdir !
    Bu durum , dayılarını çok seven evin küçük çocuklarını da etkilemekte ve ‘keşke biz böbreklerimizi dayımıza verebilseydik’ feryatlarına neden olmaktadır.Öyle ki bu feryatlar babalarının tepesini attırmaktadır
    Velhasıl ARMAĞAN AİLESİ ve YEDİVEREN AİLESİ bu beklenmedik hastalık nedeniyle kendilerini çok üzücü bir durum içinde bulumuşlerdır.
    Nasıl çıkacaklardır bu işin içinden ?
    Bu mücadele sırasında İnsanlık nerede kalacak ?
    Hep birlikte göreceğiz.

    HİKAYE VE SENARYO : BÜLENT ÖZÜDURU
    FORMAT : TV DİZİSİ – HER BÖLÜM 45 DAK
    TÜR : DRAM
    SENARYO İSMİ : ÖNCE CAN

  3. bülent özüduru der ki:

    Bülent Özüduru diyor ki ;

    KÜÇÜK GELİN FERİDE

    Küçük kızı yaşlı ve zengin bir adama vermek istemektedir ailesi.Adamın parası çok.O nedenle,adam her yaştan kızı haremine katabileceğini zannediyor.Hiç bir ahlak kuralını umursamayan bir adam.Adam Sübyancını teki .Adam köyün ağası!
    Küçük kızın ailesi çok fakir bir aile.O kadar ki yoksulluk iliklerine işlemiş,her türlü teklife açık bir aile.Kısacası küçük,güzel kızlarını bu dama vermeye teşne bir aile.Yoksulluğun gözü kör olsun!
    Adam,dedik ya çok zengin.Çok da kalabalık bir ailesi var.Hem çok kardeşli,hem çok karılı,hem çok çocuklu bir adam.Dediğim dedik,çaldığım düdük bir adam.O ne derse o !Ağanın sözünün üstüne söz olur mu heç !
    Bu everme işine tek karşı çıkan insan evladı,küçük kızın kendisi ve onun ‘yaşlı cadı’denilen ninesidir!Nine’ye yaşlı cadı denmesinin nedeni gerçekten çok yaşlı olmasıdır.Köyün diğer yaşlıların dediğine göre Cadı Nine Nuh Nebi’den kalma bir kadınmış !O kadar yaşlı yani !
    Cadı Nine bir Şaman’dır!Kızdığında,kızdırıldığında isminin hakkını veren,haksızların canına okuyan bir Nine !Köyün sağaltıcısıdır aynı zamanda.Sevilir ve saylırken artık pulları dökülmüş,bir kenara itilmiş,unutulmuştur.Bir tek sevgilisi,bir tek uğraşı canı,ciğeri,sevgili torunu Feride’dir.
    Yaşlandığı için sözünün dinlenmediğini bilmekte.Çok yakında öleceğini de bilmekte !O nedenle dağarcığında ne varsa çok küçük yaşlardan beri,ninesini çok seven,onun odasında onunla beraber yatan,kalkan, ve şimdi artık 12 yaşına gelmiş olan bu küçük torununa aktarmıştır.Küçük Feride de Ninesinin ona aktadığı binlerce yılın bilgisini bir sünger gibiymişçesine içine çekmiş,gerektiğinde Ninesi yerine köydeki hastalar o bakmış,onları iyileştirmiştir.
    Oyun oynamak varken.Okula gitmek varken Ağa’nın karılarından biri olmayı istememektedir.
    Bir sabah Feride’nin gelin gitmesini istemeyen tek kişi olan Cadı Nine Hak’kın rahmetine kavuşur.Ailenin önünde Feride’yi evermek için bir tek engel kalmıştır.O da Feride’nin İlk Okul öğretmeni Ayten Öğretmendir.
    Feride’nin ailesi Yaşlı Nine’nin yasını, matemini bile tutmadan,küçük kızlarının ağlamalarına aldırmadan üç gün sonra küçük Feride’yi imam nikahıyla,üç karılı,altı çocuklu Abdi Ağa’ya nikahlarlar.Karıları yaşlı,çocukları da eşek kadar çocuklardır. Anası o gün koluna bir bohça verip Feride’yi Ağa’nın büyük avlulu evine göndermek istediğinde Feride kapıya gelen köy Muhtarından öğretmeni Ayten Hanımın kaçırıldığını,Jandarmanın iz sürmeye başladığını öğrenir.
    Küçük Emine Konağın büyük kapısına geldiğinde kapıda Ağa’nın yanından aırmadığı dev cüsseli Kangal dişlerini göstererek havlamaya başlar.Feride onu iplemez ve elini ona doğru uzatır.İşaret parmağını kaldırıp,parmağın ucunu yere doğru eğer! Havlamakta olan koca Kangal birden havlamayı keser ve kuyruğunu arka bacaklarının arasına sıkıştırarak yere çöker.Başını ön bacaklarının arasına koyar.Koca Kangal bir anda pisi kediye dönüşmüştür!
    Konağın hizmetkarları koşarak onu karşılarlar.İçlerinden sadece Kangalı her daim besleyen Osman Dede Kangal’ın bu kedileşmiş haline dikkat ve hayret eder.
    Feride avludan içeri girdiğinde Abdi Ağa yukarıdan konağa gelen küçük kıza bakmakta ve yalanmaktadır!
    Feride buz gibi gözlerini kaldırıp Ağa’ya bakar.
    Sonra kendisine yardımcı olmaya çalışan hizmetlilere dönüp :’Vakit varken konağı terk edin’der.
    Feride konağın iç kapısına doğru yürümeye başladığında konağın üzerinde kara bulutlar toplanmaya başlamıştır bile.

    HİKAYE VE SENARYO : BÜLENT ÖZÜDURU
    FORMAT : SİNEMA FİLMİ
    SÜRESİ : 90 DAKİKA
    TÜR : KORKU-GERİLİM-FANTASTİK

  4. bülent özüduru der ki:

    Bülent Özüduru diyor ki ;
    PİSİKOPAT

    Ormanın içinden geçip kısa yoldan caddeye çıkmak istiyordum .Ormana daldım ve yürümeye başladım .Sonbaharın son günleriydi ve ağaçların tüm yaprakları adeta bir renk cümbüşüydü.O güzelim toprak renkleri,tütün renkleri,yeşilin türlü çeşitli renkleri sarmaş dolaş etrafımdaki ağaçların dallarını doldurmuş,yetmemiş,yerlere de aynı renklerle bir halı dokumuşlardı.O r enklerden gözlerimi alamıyordum ki ayağım bir şeye takıldı ve yere düştüm.Üstümü başımı toparlayıp ayağa kalkınca çarptığım şeyin çırılçıplak bir kadın cesedi olduğunu gördüm.Ceset diyorum çünkü boğazından kan aktığını görüyordum.Yine de emin olmak için nabzını yokladım.Bileğini tuttuğumda cinayetin yeni işlendiğini düşündüm çünkü vücudu hala sıcacıktı.Üzerinde bir tek çamaşır parçası bile yoktu genç kadının fakat bacak arasına baktığımda büyük bir olasılıkla tecavüz edildiğini düşündüm.İnsan bu kadar güzel bir kadını neden öldürür ki ? Kaçır kadını,götür evine,istediğin kadar seviş.Neden öldürüyorsun!!
    Hiç kimseye zarar vermeyen bir adam olan benim gibi bir adamın nasıl böyle bir şey düşünebildiğine kendim de şaştım .Elim otomatikman ağzıma gitti. Sessiz bir çığlık attım.Kendimden korktum.Yapar mıydım ben böyle bir şey ? Yok canım ,daha neler !
    Hemen polise haber vermeliyim .Elimi cebime attığımda uyur gezerliğim aklıma geldi.Bu işi ben yapmış olabilir miyim !! Çünkü uyurken ya da uykuda gezerken yaptığım hiçbir şeyi hatırlamam ki ben.Yani uykumda beni düzseler bile hatırlamayacağım !! Yok canım, daha neler , o zaman herhalde uyanırdım.Ben yaptıysam polisler eminim ki beni bulacaklardır.Sperm örneklerinden beni hemen enselerler.Olmasa bile kızın tırnak aralarında deri izi kalmıştır.
    Ne kadar da güzel bir yüzü var kızın.Memeleri hala dimdik.Hala daha sıcak.Üzerini örtmeli miyim acaba ?Çekip gitsem. Gazetelerden sonucu öğrensem !! Ben telefon etsem polise,jandarmaya,bir yerlere !!.Belki de suçsuzumdur !Belki sevgilisi öldürmüştür bu kızı !Kesin öyle olmuştur çünkü bu kız yalnız başına neden bu ormana gelsin ki ! Sevişmeye geldiler sonra kızı öldürdü adam ve kaçtı.Belki de kız orospudur.Sevişecek yer bulamayınca ormana geldiler sonra para konusunda anlaşamadılar.Olacak iş değil ama olur mu olur !! Bu zamanda orospuluk da zor meslek .
    Sarışın bir kız.Beyaz tenli.Boyu sanırım1.70 var.Çok güzel bir kız.Neden orospuluk yapsın ki. ?
    Ayakkabılarına bakıyorum.Topuklu,kırmızı ayakkabılar. Pahalı cinsinden . Biri yan dönmüş,diğeri çamura bulanmış .Çanta falan göremiyorum etrafta.Kız belki de yakındaki şu okulda öğretmenlik yapıyordu.Olamaz mı ? İçimden yükselen panik atak bana ‘kaçsana’ diyordu.Ben ne halt etmeye kaçmıyordum ki !!
    Yağmur başladı !Sırası mıydı şimdi bu yağmurun ? Gitmeliyim.Kaybolmalıyım yeryüzünden.Ruhumun yedi kat derinliklerinin en dibindeki mağaralara saklanmalıyım . Ayağa kalktım.Arkama bakmadan kaçtım oradan.Kızı orada yalnız başına ,ölmüş ve ıslanmış bir halde bıraktım .Polisi arama cesaretini bulamadım kendimde .Nasıl olsa cinayet işlediğim ortaya çıkacak ve gelip beni tutuklayacaklar diye günlerdir evden dışarı çıkmıyorum.Şimdiden hapishanedeyim bir çeşit .
    Günler sonra ana akım medyada küçük haberler şeklinde geçtiler bu vukuatı.Eski kocasıymış kızı öldüren.Tecavüz falan da edilmemişmiş kızcağıza.Eski koca ‘gel barışalım’demişmiş,kız da’hayır,istemiyorum ben seni artık’demişmiş. Eski koca da,görünen o ki ‘ya benimsin,ya toprağınsın ‘demiş.Burası kesin .
    Pek ala,pek güzel de ben neden bu kadar korku çektim.Benim uyur gezerliğim bitti mi ki acaba !Bilmiyorum çünkü yalnız yaşayan bir adamım.Benimle yatan ve geceleri kalkıp dolaştığımı bilecek ve bana bildirecek veya geceleri dolaşmamı engelleyecek,beni koruyacak,kollayacak,bana sevgi verecek,beni sarmalayacak biri,birileri yok yanımda benim.Ben yalnız bir adamım . Ve genelde sabahları evimde uyanmış buluyorum kendimi.Yani sokaklarda veya herhangi bir kapı aralığında , bir korulukta falan uyansam,o zaman endişelenmem için bir neden olacak . Belki de benim aslında uyur gezerliğimin yanısıra bir de unutma hastalığım vardır. Böyle bir unutma hastalığına yakalanmış ve neye yakalandığımı unutmuşumdur !
    Çalışmıyorum da.İşe falan gitmek yok günlük planlarımda.Para kazanma kaygım da yok çünkü zaten bitiremeyeceğim kadar para kaldı bana aile yadigarı olarak.Ailemi de nasıl kaybettiğimi hiç ama hiç hatırlamıyorum.Eminim annem,babam biricik oğulları olan beni çok seviyorlardı.Beni başka bir sevgiye muhtaç birakmayacak kadar çok seviyorlardı .Ben onların sevgisisyle sarmalanmıştım.Mutluydum.
    HATIRLAMIYORUM ELBETTE FAKAT HERHALDE VE KESİNLİKLE MUTLUYMUŞUMDUR!
    Ve de her halukarda ‘ yapılacak en akıllıca şey,endişelenmemek ’ diyorum ama sanki,beynimin ta derinlerinden bir şey bana sinyaller gönderiyor.Bir zamanlar evli olduğuma ve karımı çok sevdiğime dair !! Ayrılık acısı nedeniyle acaba diyorum bazı sinir kliniklerinde tedavi görmek falan mı oldu geçmişimde ,ne oldu bana,bir hatırlasam.Haleti ruhiyem yerlerde sürünüyor .
    Eski kocayı da bir türlü bulamıyorlarmış!
    Kim bilir ,belki de diyorum,eski koca yurt dışında bir plastik ameliyat falan,sonra yurt içinde yeni bir kimlik satın alma,bol rüşvet dağıtma olaylarına karışmış olabilir mi ki bu adamı bir türlü bulamadılar ? Yer yarıldı da içine mi girdi bu adam.Muhtarlıkta kaydı kuydu falan yok mudur bu adamın.Geçenlerde bir muhtar öldürülmüş müydü ne, ama bunun benim endişelerimle ne ilgisi var ki şimdi.Kafam dağınık,konuları bir türlü toparlayamıyorum .
    Çoktan beri herhangi bir kadın yok hayatımda.Korkuyorum onlardan çünkü beni çok üzdüler . İçimde bir zamanlar mutlu olduğuma dair belli belirsiz bir hissiyat var amma mutluluk denen şeyin ne olduğunu bile çoktan unutmuşumdur herhalde.Fakat yine de aklımın bir yerlerinde, karşı yakada,orada,uzakta bir yerde ,sisler arasında ,kısa pantolonlu bir çocuk bana el sallıyor olabilir mi !
    Başka belirsiz bir hayalim de sanki evimin kapısında beni birileri,bir sarışın kadın, karşılıyormuş da ,ben yaklaşınca boynuma sarılıyormuş. ! İçimi acıtan,beni yalnızlığa sürükleyen bir sürü kurşuni gri görüntüler . O nedenle hayatıma bir kadın sokmuyorum.Belki de bu benim hüsnü kuruntum.Belki de onlar benim hayatıma girmemek için ellerinden geleni yapıyorlardır !Kim bilebilir ! Bu bakımdan bir ara, yani eskiden günü birlik kadınlarla birlikte oluyordum ama dedim ya bazı konularda alay mevzusu oluyordum.Özellikle yatay durumlarda.
    Fakat artık bu duruma bir çare bulacağım.Evime yeni bir hatun gelecek.Gelmeli.Bir erkeğin bir sürü ihtiyacı oluyor.Üstelik fabrikası bu modellerin çok sessiz olduklarını,bırakın alay etmeyi,herhangi bir konuda tek bir soru bile sormadıkları gibi her türlü pozisyona da geldiğini,getirilebildiğini garantisini veriyor..Ben fabrikanın yalancısıyım.
    Yok,yok . Belki de bu düşüncemden vaz geçmeliyim . Çünkü benim duygularım var.Paylaşmak istediğim ve fakat içimde kalan,içimde kaldıkça çok yakıcı,yıkıcı hale gelen , benden başka kimsenin umursamadığı duygular bunlar . Bir gün sanki bir meyhane mi ,bar mı şimdi tam hatırlamıyorum birisi benim bu arzularımla dalga mı ne geçmişti . Allah’tan çok sakin bir adamım.Yine de tam hatırlıyamıyorum ama sanki geçmiş zaman işte,birisi beni nedense kızdırmıştı da,onun, bir köşede beyzbol sopasıyla sanki kafasına vurmuş gibiyim ama bunlar çok aldatıcı hisler.Bir türlü emin olamıyorum bu durumdan.
    Neyse,artık yeni bir yıla giriyoruz.Temizlikçi kadın hep’hayırlara vesile olsun inşallah’deyip duruyordu,evde temizlik yaparken .O’nu da bodrumdan alıp,bir çöp tenekesine atsam iyi olacak bence .
    Bu yıl başka bir temizlikçi bulacağım nasılsa .
    HİKAYE VE SENARYO : BÜLENT ÖZÜDURU
    FORMAT : SİNEMA FİLMİ
    SÜRESİ : 90 DK.
    TÜRÜ : PSİKOLOJİK-KORKU-GERİLİM

  5. bülent özüduru der ki:

    Bülent Özüduru diyor ki;
    ÖNCE CAN
    İstanbulda bir adam hastanede ölüm döşeğindedir.
    Böbrek yetmezliği nedeniyle hastanede yatmaktadır. Yapılan tüm aramalara rağmen onun hayatını kurtaracak uygun böbrek bulunamamış,fakat yapılan ikinci bir taramada yakınları içinden birinin,kız kardeşinin böbreğinin,onu kurtarabilecek bir organ olduğu ortaya çıkmıştır.
    Çıkmıştır çıkmasına ama kız kardeş 6-7 yaşlarında iki ufak çocuğu olduğu için,nakil sırasında bir aksilik olur da ölürse,kendi çocuklarına kim bakacak diye endişelenmekte ve böbreğini abisine vermek istememektedir.
    Kız kardeşin kocası karısının ölme ihtimalinin yanı sıra,tek böbrekle kalacağı için, yaşam kalitesinin düşeceğini,sınırlanacağını düşünmekte ve ne söyleyeceğini bilemediği için de kararı karısına bırakmış görünmekte !Bu arada adamın bir metresi olduğunu da söyleyelim.
    Ölüm döşeğindeki abi çok zengindir.Evlidir ama çocukları olmamıştır.Fakat o kız kardeşini böbreğini kendisine vermesi konusunda zorlamak istememektedir.Çünkü kız kardeşini çok sevmektedir.Zaten anne baba trafik kazasında öldüklerinden kız kardeşini o büyütmüştür.Anne ve babasının öğütleri,’kız kardeşin sana emanet oğlum ‘ lafı,hep aklında olan bir şeydir.
    Zengin adamın karısı,yani görümce, kocasını çok sevmekte ve kız kardeşe böbreğini kocasına bağışlamadığı için çok kızmakta.’Kocam ölürse ne sana ne kocana,ne de çocuklarına zırnık koklatmam şırfıntı’demektedir.Şırfıntı demesinin nedeni aynı okulda okumuş oldukları için görümcesinin ne naneler yediğini çok iyi bilmesinden kaynaklanmaktadır.Çünkü o naneleri birlikte yemişlerdir !
    Bu durum , dayılarını çok seven evin küçük çocuklarını da etkilemekte ve ‘keşke biz böbreklerimizi dayımıza verebilseydik’ feryatlarına neden olmaktadır.
    Velhasıl ARMAĞAN AİLESİ ve YEDİVEREN AİLESİ bu beklenmedik hastalık nedeniyle kendilerini çok üzücü bir durumun içinde bulurlar.
    Nasıl çıkacaklardır bu işin içinden ?Ne yapacaklar ?
    Bu mücadele sırasında İnsanlık nerede kalacak ?
    Hep birlikte göreceğiz.

    HİKAYE VE SENARYO :BÜLENT ÖZÜDURU
    FORMAT : TV DİZİSİ
    TÜR : DRAM
    SÜRE :HER BÖLÜM 45 DAK.

  6. Muhammed KÖSEK der ki:

    hayata karşı asi bir adamın, zoraki geçen günlerinin bitmeyen monoton temposu ansızın değişmiş; hiç ummadığı anda kendini bambaşka bir yerde bulmuştu. Geldiği yerde yaşayanlar onun hiç alışkın olmadığı görünümde ve yeteneklerdeydi. Heyecanlı ve gizem dolu bir maceranın anahtarını onun eline tutuşturanın kim olduğu bilinmezken, o kendini kıran kırana bir savaşın ortasında bulmuştu. Türk fantastik roman türünün özgün ve heyecan dolu örneği olan eserim bir seri halinde yazılmış olup, evrensel duygu ve değerlere temas etmektedir. İyinin ve kötünün sürükleyici macerasını roman olarak basmayı düşünürken, aynı zamanda film sektörüne senaryo haline dönüştürebileceğimi belirtmek istiyorum.

    Tür:Fantastik
    Konu:Aşk&Savaş
    Yazar:Muhammed KÖSEK
    Format: Sinema Filmi

  7. Emir can AYŞİN der ki:

    Henüz 22 yaşında uzay ve astronomi bölümünü okuyan Yıldız için hayatın zorlukları 2 yıl önce başlar. Gerçekleşen bir trafik kazasında annesini ve iki kardeşini kaybeder. Babası Ferhat ise tekerlekli sandalyeye bağlı kalır. Üstelik babası Ferhatın sağır ve dilsiz olması Yıldızı daha çok etkiler. Uzaya ve yıldızlara olan merakından üniversitesini bırakmak istemeyen Yıldız artık babasına bakmak zorunda kalır. Yıldız ailesinin yıllardır tanıdığı yardımsever kadın Haticeden yardım ister. Bakıcı Hatice Hanım Yıldızı kırmayarak kendisinin üniversite ders zamanında babasına bakmayı kabul eder. Hatice Hanim onlarla çok iyi ilgilenir ve her konuda yardım eder. Yıldızın 3 yıl içinde okulda yaşadığı birincilikler ve yaptığı harika projeler ile adını Avrupalı bazı devletler ve Amerika’da duyurması Yıldız için gurur verici bir durumdur. Aylar içinde yaptığı bir proje sonucunda Amerika’nın üst düzey şirketi olan NASA’dan teklif gelir. Hayallerine giden yolda belkide ilk büyük adımı atmak istesede tekerlekli sandalyeye bağlı olan babasını tek bırakamayacağını bilir. Bu konuyu bakıcı olan Hatice Hanım ile görüşür ve Hatice Hanım hayallerini gerçekleştirmesini için babasına bakması konusunda söz verir. Yıldız için tek bir şey kaldı o da babasından alınacak izin. Babası ile kağıda yazılan yazıyla konuşmaya çalışır babasının pek fazla istememesi dolayı araya Hatice Hanın girer ve ısrarı sonucu izin alınır. Bir hafta sonra gidecek olan Yıldız çok heyecanlanır ve sevinir. Bakıcı Hatice Hanım ile konuştukdan sonra bakıcı çıkıp evine doğru yol aldığı sırada araba çarpar ses mutfakta su içmekte olan Yıldıza kadar gelir telaşlanıp dışarı çıkar ve yolda Hatice Hanımı haraketsiz bir şekilde görür. Ağlar,üzülür ve titreyerek 112 ambulansı arar fakat her şey için çok geç çünkü Hatice Hanım çoktan ölmüştür. Hayallerinin peşinden gitmek isteyen fakat babasını bırakmak istemeyen Yıldız yurtdışına babasıyla birlikte gitme kararı alır. Babası Ferhat kızının yıldızları çok sevdiğini bilir ve orada işinin yoğunluğundan dolayi kendisiyle meşgul olamayacağını düşünür ve her geçen gün daha çok üzülür. Amerikada aylar geçer ve babanın korkusu gerçekleşir. Kızı Yıldız iş yoğunluğundan dolayı babasıyla artık doğru dürüst konuşamaz ve ilgilenemez duruma gelir. Babası kızının bu durumuna çok üzülür ve kahrolur. Haftalar sonra babası hastalanır hastaneye kızı götüremez şirkette çalışan tercümen götürür. Hastanede kanser olduğunu ögrenir ve kızından saklar. Hastalığın ileri evreleri gelir baba yataklara düşer fakat kızı hâlâ iş yoğunluğundan tam olarak ilgilenemez baba her gun daha kötü olur. Bir gun kızı sevinçler içinde babasının yanına gelir. Yarın saat 05.25 de uzaya çıkacağını söyler. Baba sevinmiş gibi yapar. Yarın olur. Sabah babasından haber gelir ve hemen hastaneye gider. Babasının son saatleri olduğunu ikisi de bilir. Babası göz hareketleriyle birer kağıt ve kalem ister. Son sözleri olarak bunları yazar ” YERYÜZÜNDE DE YILDIZ VAR , AYNAYA BAK” ve baba vefat eder. Kızı çok üzülür ve babasının vefatının sebebi olarak kendisini suçlar. 05.25 uzaya çıkma saati değil memlekete dönme saati olur.

  8. Ümmühan YAŞAR der ki:

    Kayıp Halkanın Sırrı
    Tür: Fantastik bilim kurgu,gizem,dram
    Yazar:Ümmühan YAŞAR

    Yazar, başından geçen gizemli olayları okuyucusuyla paylaşmaktadır.Yazar yaşlı bir kadını tesadüfen kaldırımda baygın vaziyette bulur hastaneye kaldırır fakat daha sonra hastane odasında bırakır ve mutsuz şekilde Bodrum’a geri döner. Çünkü yayınevlerinden beklediği ilgiyi görmez.Doktor hemşire ve hastalar kadını çok sever ve sahip çıkarlar.Yaşlı kadına daha sonra devlet sahip çıkar ve onu bir huzur evine yatırır. Yaşlı kadın orada da çok sevilir. Fakat huzur evi müdürü kadından şüphelenir.
    Yazar ise bir türlü istediği eseri yazamamaktadır. Üstelik çok sevdiği ruh eşine kavuşamamaktadır. Bütün sıkıntılarını çözecek güç yaşlı kadındır fakat yazar bunu bilmez. Fakat yazarın kader döngüsü değişmek üzeredir ve yaşlı kadın onu kendisine doğru çağırır.Yazar başlarda bununla mücadele etmeye çalışır fakat daha sonra pes eder.
    İstanbul’a doğru yolculuk yapmaya karar verir. Yolculuk esnasında rüyasında gerilim ve gizemli olaylar görür bilmediği şey aslında bu olayların gerçekte yaşandığıdır. Yaşlı kadın düşündüğü kişi değildir.Yazarın gizemli bir şekilde tanıştığı yaşlı kadının sırları vardır.
    carpe-diem1977@windowslive.com

  9. Azra der ki:

    Kişinin senaryosu kendine özgün olması gerekmez mi ,üstelik ne malum ki beğendiğim senaryo ya ekleme yapıp daha etkileyici bir kurgu çıkarmayacağımm ne malum . 😉
    Bu yüzden kişisel paylaşımlar için daha hususi bir alan yaratabilirsiniz.Çünkü her yazarın ve senaristin kutsal bir emeği vardır.Bu emeğe saygı olarak senaristler hususi bir mailden de gönderebilirler.
    Özgün düşüncem.Teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.