Senaryo yazarken merak ettikleriniz…

SORU 1: Karakterlerin kıyafet tarz ve şekillerine değinilir mi? Değinilirse, hangi aşamada değinilir? ( Sinopsis, Tretman, Senaryo)

CEVAP: Her şey kurduğunuz öykü ile ilgili. Eğer öykünüzü, mesela karakterinizin duygu durumunu, karakter gelişimini vs. anlatabilmek için seçtiği kıyafetlerin değişimini gözetiyorsanız kıyafetler yazılır. Yoksa hiç bir gerekçesi olmadan karaktere bir kıyafet giydiriliyorsa bunu yazmaya gerek yoktur. Sanat Yönetmeni’nin görevi bu gibi durumlarda tercihler yapıp karalara varmaktır. Bu sebeple yazar gerçekten anlamlı bulduğu kıyafetleri yazmalı. Senaryo ve tretman aşamasında.

Senaryo yazarken merak ettikleriniz

Senaryo yazarken merak ettikleriniz

SORU 2: Jenerik te, filmin önemsediğimiz bölümlerinden ipucu veren görüntüler verebilir miyiz?

CEVAP: Verebilirsiniz ama filmin sırlarını açık etmeyiniz.

SORU 3: Senarist film müziğine ne derece tavsiye ve müdahalede bulunabilir?

CEVAP: Fazla detaya girmeden her türlü tavsiyede bulunabilir. Filmde özellikle kullanılmasını istediği parçalar varsa senaryoya yazabilir. Ama bu istekleri yazarken işi sadece müzik olan filmin müzik sorumlusuna da iş bırakmalı. Herkesin kendi işini yapması önemlidir. Senaristin işi öyküyü iyi kurmaktır. Bir müzisyen kadar müzik dünyasına hakim olmayabilir. Olsa da isteklerini son söz olarak senaryoya yazmamalıdır. İşin profesyonellerine de çalışma alanı bırakmalıdır. Zaten film yapım aşamasına geldiğinde senaristin fazla müdahil olduğu noktalar varsa yetkili kişiler tarafından devre dışı bırakılacaktır.

SORU 4: Tretmanda, bir maddede anlattığımız (iç-dış) görüntüyü, senaryoda ayrı ayrı sahnelere ayırabilir miyiz, yoksa bir Tretman her maddesi bir senaryo sahnesi olmak zorunda mıdır?

CEVAP: Tretmanı sahne sahne yazmak zorunda da değilsiniz. Size kalmış. Sahne sahne yazmak işinize yarayacağı için öyle önerilmiştir. Yoksa bu konuda herkesçe kabul edilmiş bir standart yoktur.

SORU 5: Tretman ile senaryonun açıklama kısmı arasındaki farklar nelerdir?

CEVAP: Senaryodaki açıklama kısmında (aksiyon, devinim), mizansen adını verdiğimiz, sahne içinde karakterlerin davranışlarının tasviri bulunur. Bu tasvir tretmanda senaryoda olduğu kadar detaylı olmak zorunda değildir. Tretmanda asıl amaç dramatik yapının detaylı bir şekilde kurulmuş olmasıdır. Senaryoda ise film bittikten sonra, perdedeki halinin nasıl olacağına karar vermektir. Bu anlamda tretman daha içeriksel, senaryo daha biçimseldir.

SORU 6: Aynı sahnede uzak ve yakın çekimler aynı sahne başlığı altında mı olmalı, yoksa ayrı sahne ve başlık mı kullanılmalı?

CEVAP: Sahneleri ayırmak için asıl belirleyici şey mekandır. Mekan değişmediği sürece bir sahne içinde çok sayıda farklı çekim ölçeği kullanılabilir.

SORU 7: Filmin başında diyalog başladıktan sonra kisiler akmaya devam edebilir mi?

CEVAP: Ülkemiz sinemasında başlangıç jeneriğinin olması-olmaması ya da biçimi ile ilgili sınırlandırmalar ve standartlar yoktur. İstediğiniz gibi bir açılış tasarlayabilirsiniz.

SORU 8: Toplu ekiplerle oluşan sahnelerde her kişiye ayrı ayrı isim vermemiz gerekir mi? Yoksa diyalogda bulunacak olan önemli kişilere mi isim vereceğiz? Komutan, Doktor, Hoca gibi…  Örnek: Olay yeri inceleme ekibi, sağlık ekibi gibi.

CEVAP: Birden fazla sayıda insanın tek bir diyaloğu hep bir ağızdan söylemesi çok sık rastlanan bir durum değildir. Böyle bir durumda (mesela bir futbol stadyumunda taraftar kitlesi) kitleyi tek bir karakter gibi yazmalısınız. (mesela, TRİBÜNLER: Gooooool!) Birden fazla insan farklı farklı diyalogları aynı anda seslendiriyorlarsa buna tiyatro ve sinemada RABARBA adı verilir. Rabarba söz gürültüsü demektir. Tek seslilik değil çok sesliliktir. Rabarba arasında duyulmasını istediğiniz kelimeleri sıkıştırabilirsiniz. (mesela, TRİBÜN:  Rabarba; Gooool! Yuuuuh! Helaaal! Yaşaaa!) Ancak farklı karakterler, kimin ne söylediği belli olacak şekilde hep bir ağızdan konuşuyorlar ve hepsinin de seyirci tarafından duyulması gerekiyorsa, karakterler tek tek yazılıp, diyalogları da diğer karakterler gibi uygulanır.

SORU 9: Bir otomobilin arka koltuğunda oturan iki kişi diyalogda bulunacaksa, bu durum da şoföre de yer vermemiz gerekir mi? Gerekirse hangi aşamada yer veririz. Tretman, Senaryo…

CEVAP: Şoförün kurguda görülmesini istiyor musunuz? Şoförün hikayenin akışında bir yeri var mı? Şoför hikeyede hiç önemi olmayan sıradan bir şoför ise hiç bir aşamada yazmanıza gerek yok. Yönetmen isterse şoförden detay alır ve kullanır. Hikayede yeri var ise, onun orada olmasının bir anlamı var ise tretman, senaryo hatta duruma göre sinopsiste bile yazmalısınız.

SORU 10: Doğrusal zaman gerçek zaman akışına çok yakın ise, mesela olaylar 3-5 ay veya 2-5 yıl da, başlar biterse bu değerli midir?

CEVAP: Zamanın ileri ya da geriye doğru kesintiye uğraması (Flashforward ya da Flashback) bir filmi kendi başına değerli ya da değersiz yapmaz. Nasıl kullandığınız önemlidir. Her iki şeklin pespaye kullanımları olabileceği gibi son derece estetik (yani değerli) kullanımları olabilir.

SORU 11: Doruk noktası birden fazla olabilir mi? En son da olabilir mi?

CEVAP: Olabilir, şöyle ki: Senaryonuzda birden fazla öykü ekseni varsa her eksen için ayrı bir doruk notası olabilir. Bazı eksenlerin ucu açık da kalabilir. Doruk noktasının yeri değişkendir en sonda da olabilir. Bu, öyküyü nasıl kurguladığınıza bağlıdır.

SORU 12: Anlamının, herkes tarafından bilinmeyeceğini düşündüğümüz, kelimeleri ve nesne isimlerini kullanmak risk midir? Mesele: Kelik, azık vb.

CEVAP: Karakterlerin diyaloglarında, gerekiyorsa kullanmanızda hiç bir sakınca yoktur. Ancak sadece yapımcı yönetmen ve oyuncular gibi, film insanlarının okuyacağı, aksiyon yazdığınız kısımlarda kullanırsanız, herkes anlamayacağı için sakıncalı olabilir.

SORU 13: Olaylar eğer bir köy veya yörede geçiyorsa, karakterleri o yörenin ağzı ile konuşturmak, daha gerçekçi olur mu? Her karakterin İstanbul Türkçesi ile konuşması gerçekçi olur mu? Eğer yöre ağzı tercih edilecekse bu senaryoya nasıl yansır. Nasıl telaffuz edilecekse öyle mi yazılır?

CEVAP: Bu konuda bir uzlaşı yok. Piyasada her iki türlü senaryoya da rastlayabiliyoruz. Ancak doğrusu senaryo metninde karakterlerin diyaloglarının düzgün bir dille yazılmasıdır. Aksiyon, açıklama kısımlarında ise sözgelimi şöyle bilgiler yazılmalıdır: “Hasan Adana yöresine has bir aksanla konuşmaktadır.” Bunu okuyan oyuncu, canlandıracağı karakterin aksanının hangi yöreye ait olduğunu öğrenecektir. Konuyla ilgili gerekli bilgiye sahip değilse araştırır ve öğrenir. Aksanlı konuşan bir karakterin diyalogları düzgün bir dille yazılırken karakterin olmadığı bir karaktere dönüşmesi de önemli bir risktir. Sözgelimi eğitimsiz bir karakter eğitimli bir karakter gibi görünmemelidir. Bunun için diyalogların düzgün bir türkçeyle ama karaktere uygun bir tarzda yazılmaları gerekir.

SORU 14: Figüranlara nasıl yer verilir? Mesela: Sınıfta başka öğrenciler de vardır, olayı çok sayıda meraklısı izlemektedir, düğünde çok sayıda davetli vardır gibi mi olmalıdır?

CEVAP: Sahne başlığına FGR harflerini ilave etmeniz durumunda sahnede arkaplanda sorudaki gibi yardımcı oyuncuların var olduğunu belirtmiş olursunuz. Aksiyon yazdığınız yerlerde de bu FGR’nin kim olabileceğine dair bilgi olmalıdır. Dolayısıyla sahne başlığına yazacağınız FGR sadece kolaylık sağlamak içindir. Yazmasanız da yapımcı sahneyi okuyunca sahnede FGR olduğunu anlayabilmelidir.

SORU 15: Jeneriğin detayları yazılır mı? Yazı karakteri, akış şekli gibi.

CEVAP: Yazabilirsiniz ama riskini göze alıyorsanız. Çokbilmiş bir senarist gibi görülebilirsiniz. Jenerik yazıları başka uzman kişilerin sorumluluğundadır. Ancak özel bir font seçtiyseniz ve bunun öykü için bir anlamı varsa bir öneri olarak bunu belirtmenizde sakınca yoktur.

SORU 16: Önemsediğimiz bir sözümüzü, örneğin kendi sinema tanımımızı, nereye yazabiliriz, senaryonun başına, sonuna…

CEVAP: Sinema hakkındaki görüşlerinizi filminizin başında sonunda bir özdeyiş olarak sunmanız doğru olmaz. Bunun yeri filminiz değildir. Ancak alıntı sözleri istediğiniz her yerde kullanabilirsiniz.

SORU 17: İntihara teşebbüs eden bir karakteri anlatırken, bir, (Irmağın – denizin- oto yolunun …)  kenarında düşünceli bir şekilde bekler. Diyebilir miyiz, yani; ırmak, nehir, yol vb. seçenekleri yazarsak çekimin duruma göre kolay olması açısından iyi olur mu?

CEVAP: Senarist olarak karakterin nasıl intihar edeceği tercihini siz yapmalısınız. Aksi takdirde en ucuz intihar yöntemi tercih edilir ve bu da doğal olarak iyi sonuç vermez.

Sorular İbrahim Özer’e cevaplar bana ait. Güzel şeyler yazın!

Bu yazı Senaryo Yazarlığı kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Senaryo yazarken merak ettikleriniz… için 93 cevap

  1. Bakır der ki:

    Hocam ben sahne ile ilgili iki soru sormak istiyorum müsaadenizle.
    1. Ali arabasından inip bir binaya girer. Merdivenlerden çıkar. Çıkarken de bir kişiyi vurup öldürür. Odaya girip büyük patronu öldürür ve sonrasında odadan çıkıp lavaboya gider. Elini yüzünü yıkar. Bunun sahneye yansıtılması nasıl olur? Dışarda başlayan sahne içerde bitiyor ve üç dört farklı mekan var.
    2. Ali Arabasına biner ve İstanbul’dan Van’a gider. Yolda giderken akşam olur sonrasında sabah olur. Çeşitli il tabelaları görür. Hatta bir lokanta da durup yemek yer. Bir çeşmeden su içer. Bunu nasıl anlayabilirim? Her değişiklik için yeni bir sahne mi acmalıyım? Kısacası yeni bir sahneyi neye göre açıyoruz? Yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim

    • Gökhan der ki:

      1. Bina Dış / Ali arabasından inip bir binaya girer.
      2. Merdivenler İç / Merdivenlerden çıkar. Çıkarken de bir kişiyi vurup öldürür.
      3. Ofis İç / Odaya girip büyük patronu öldürür ve sonrasında odadan çıkıp lavaboya gider. Elini yüzünü yıkar.

      ———————-

      1. Yol Dış / Ali Arabasına biner ve İstanbul’dan Van’a gider. Yolda giderken akşam olur sonrasında sabah olur. Çeşitli il tabelaları görür.
      2. Lokanta İç / Hatta bir lokanta da durup yemek yer.
      3. Çeşme Dış / Bir çeşmeden su içer.

  2. Bakır der ki:

    İyi akşamlar hocam. Hocam ben diyalogda ki noktalama işaretlerini ve altı çizili kelimelerin ne amaçla altının çizildiğini öğrenmek istiyorum. Yardımcı olursanız sevinirim. Bir de hocam misal A kişisi konuşuyor. Cümle bitince kamera karşısında ki kişiyi gösteriyor. Sonra A kişisi konuşmaya devam ediyor. Bu benim yazmam gereken bir durum mu yoksa yönetmenin belirleyeceği bir şey mi? Son olarak üç kişi konuşuyor diyelim. a kişisi konuşurken a kişisine bakıyorlar sonrasında b kişisi konuşmaya başladı. B’ye bakarlar diye belirtmem gerekiyor mu? Teşekkür ederim.

    • Gökhan der ki:

      Diyaloglardaki noktalama isaretleri ya da yazim stilleri ile ilgili ozel bir durum yok. Dilbilgisinde ne sekilde yer aliyorsa oyle… Diger sorularinizin cevabi ayni: Gerekiyorsa yazin. Gerekmiyorsa kurguda karar verilecek konular…

  3. Fatma der ki:

    hocam iyi günler, bir film de kullanılan isim bir başka dizide kullanılabilir mi ? özetlersek benim bir projem var ama koyacağım isim de bir film varmış 1978 yapım 🙁 ama benim projemin konusuyla onun konusunun alakası yok o bir aşk filmi benim konum küçük yaşta evlenen kadın olmanın zorluğunu anlatan bir dizi yada film düşünüyorum acaba o ismi koyabilir miyim yoksa başka bir isim mi bulmalıyım teşekkürler

    • Gökhan der ki:

      Konusu, oyuncuları ya da önceki filmden etkilenildiğini düşündürecek başka benzerlikleri yoksa problem teşkil etmez. Ama markalaşmış ve günlük kullanım açısından yaygın olmayan bir isim koyarsanız yine de bir telif davası söz konusu olabilir. Mesela ‘Vesikalı Yarim’. Bunlar benim akıl yürütmelerim, size en iyi yardımcı olacak kişi telif konularında uzmanlaşmış bir avukat olacaktır tabii ki…

  4. Köstek der ki:

    Müzikal temalı bir kısa filmin senaryosunu nasıl yazmalıyım? Bu arada tek (iç) mekan var ve konuşma yok.

    • Gökhan der ki:

      Konuşma yok, şarkı olarak da mı yok? Şarkı varsa diyalog yazacağınız yere şarkının sözlerini yazmanız yeterli olur. Gerisi için bir fark olmaz. Şarkı da yoksa (nasıl bir müzikal olacak merak ediyorum) ekranda ne görüneceksa onu senaryo diliyle yazmanız gerekir. Aksiyon/eylem olarak.

  5. Barış Adar der ki:

    İlk birkaç sahnesi restoran, sokak ve sahilde geçmesinin dışında kalanının tamamının bir gemide geçtiği senaryo yazacağım. Hikaye hazır. 80 sayfa altı kabul edilmez demiştiniz. Genel anlamda 80 sayfa = 80 sahne+ yapar. Ama bu senaryoda 3-5 mekan haricinde tamamı bir geminin içinde geçecek. Bunu nasıl yazmalım 5.sahneden (sayfadan) itibaren gemide başladı senaryo diyelim. 85.sayfaya kadar devam edecek. 85.sayfaya kadar ekstra bir sahne acmayacak miyiz? Bir de geminin lobisi, güverte kısmı cafe kısmı olmak üzere geminin içinde ayrı ayrı yerlerde senaryolar olacak. Bunlarda ekstra sahne açacak mıyım? Ve sahnede çalınması istenilen müzik nasıl belirtilmeli? Sahneyi yazdıktan sonra sonuna parantez içinde atıyorum (Neşet Ertaş – Yalan Dünya çalmaktadır.) diye bahsetmek yeterli mi?

    • Gökhan der ki:

      80 sayfa 80 sahne olacak diye bir kural yok. 80 sayfa yaklaşık olarak 80 dk. film olur diye genel bir kabul vardır. Geminin her ayrı bölümünde geçen olaylar yeni bir sahne demektir. Aynı şey mekan bir ev olsa da geçerlidir. Mesela mutfak sahnesi, antre sahnesi vs. gibi. Senaryonun uzunluğundan ziyade film olduktan sonraki süre sizin için daha önemlidir. 70dk’nın altındaki filmler uzun metraj (feature film) olarak genellikle kabul görmüyor. Aksiyon yazdığınız yere sahnenin neresinde hangi müziğin girmesini istiyorsanız yazmanız yeterli olur.

      • Barış Adar der ki:

        Bir sahne 10 sayfayı alacak uzunlukta olsa da bölmeden yeni sahne açmadan aynı sahneden devam edeceğiz öyle mi hocam? Yani demek istediğim geminin güverte bölümü ve orada uzun bir diyalog geçecek. Aksiyon geçecek. 12.sahne diyelim ama o sahnenin rahat bir 10 sayfalık gideri var aynen o sahneye devam edeceğiz değil mi?

        • Gökhan der ki:

          Evet.
          Ama mekan değiştirmeden, seyirciye 10 dakika boyunca bir sahne izlettirmek sıkıcı olabilir. Anlattığınız konu illa ki gerektiriyorsa ya da 10 dakika boyunca gerçekten ilgi çekici şeyler anlatıyorsanız başka tabi…

  6. Hami der ki:

    Televizyona dizi yazan senaristler genellikle yapımların siparişleri usulü üzerine mi yazarlar? Kendi özgün projesini yazan, yayınlatan nadir mi? Yani bakıldığında birçok senarist uyarlamaları yazıyor ya da o sene popüler konu neyse onu (askeri diziler, mafya vs.) sektöre iş yapan senarist bile özgün hikayesini kabul ettiremiyorsa bu ise yeni girecek senaristlerin durumu vahim. Ya da sektöre iş yapan senaristler rahatlık mi seciyorlar? Ne fikir üzerine otutup dusuneyim yapımcı seçsin ben gelistiririm kafası mi hakim? Bir de internet mecralarında durum nasıl olur sizce? Şu an yapılmış/yapılan hikâyelerin hepsi senaristlerin kendi özgün hikayesi ya da özgün edebiyat uyarlaması. İnternet dizilerinde de sipariş usulü iş başlar mı, o alanda senaryo yazarları kendi projelerini kendileri tasarlayıp yazmaya devam ederler mi? Düşünceniz ne bu konu hakkında?

    • Gökhan der ki:

      Bir dizi senaryosunun hayata geçmesi çok değişik şekillerde olabilir. İkili ilişkiler çok önemlidir. Televizyon dizilerini sinema filmlerinin bir kısmından ayıran en önemli özellik sadece ticari düşüncelerle hayata geçiriliyor oluşlarıdır. Sinemada sanat motivasyonu ile bir öykü anlatmak isteyebilirsiniz. Bir derdiniz vardır onu insanlara aktarmak istiyor olabilirsiniz. Televizyon dünyasında ise konuda sadece para vardır. Dizi yayınlanırken anlık reyting raporlarındaki değişime bakarak size haftaya ne yazmanız gerektiğini söyleyen insanlarla çalışacaksınız. Reytingleri artıran sahne bir kavga sahnesi mi, size diyecekler ki haftaya şu karakterle bu karakter bol bol kavga etsin. vs… Siz demek isteyeceksiniz ki, hiç olur mu öyle şey, bu öykünün doğasına aykırı! Sonra size diyecekler ki, madem öyle siz biraz dinlenin. Festivaller için sinema filmi falan yazın…
      Para, delikanlıyı bozar diye argo bir deyiş vardır duymuşsunuzdur.

      • Barış Adar der ki:

        Peki sizce internet dizileri konusunda sektöre yeni atılmak isteyen genç senaristlerin şansı nedir? Blu TV ve PUHU TV’nin içerik ekiplerine mi gitmek gerek hikaye ile onlar mı bu senaryoyu alıp bir yapımcı bulup öyle mi çektiriyorlar yoksa yine bir yapımcı aracılığıyla mi bu proje web dizisi olarak tasarlandı diye gönderiyoruz, onlar ona göre bir politika izliyor? Ve sizden bir de bu web dizileri hakkında bir yorum istiyorum, senaryosal anlamda. 2.5 yılda 8’e yakın dizi yapıldı. Bunların neredeyse tamamı beğenildi. Ama ilgiyle izlenen 3 yapım çıktı. “Fİ, ŞAHSİYET, 01 ADANA”. Ama bakıldığında genel olarak hep bir edebiyat uyarlaması yapılıyor bu web dizilerinde de. Netflix mesela eser uyarlıyor. Yine özgün proje tasarımlar konusunda sanki bir kısıtlama var, okunmuş eserler üzerinden ilerliyorlar buralarda da. Sizce bu işte yakın zamanda ticarete dönüşür mü? TV’deki gibi kalitesiz, aynı içerikte yayınlar bu platformlardan gelen pasta büyüdükçe yine yapımcılara ve yapımcıların izlediği ticari politikalara bırakır mı yerini? Ya da 1-2 seneye kalmadan TV ekranı süreleri 1, 1.5 saate saate inerse (Birçok köşe yazarı gelecek sene PT kuşağında 2 dizi yayınlanacağını söylüyorlar. 1.5 saatlik) bu oluşumlar tamamen yokolup gider mi?

        • Gökhan der ki:

          Yapımcılar internet dizileri hakkında ne düşünüyorlar bilmiyorum. Yeni nesil işler nasıl üretildi bir fikrim yok maalesef. Ama şunu söyleyebilirim; kendinizi sıfırdan, bir senarist olarak kabul ettirmeniz zor olur. Bunun yerine bir senaryo ekibine dahil olarak zamanla işiniz ve disiplinli çalışmanızla yükselebilir, kendinize bir isim yapabilirsiniz.

  7. Simge Soylu der ki:

    Merhabalar, yukarıda da bir arkadaşa öneride bulunmuşsunuz sektöre senaryo ekibinde asistan olarak girmenin daha avantajlı olacağını söylemissiniz. Senaryo ekipleri dizilerde genellikle nasıl çalışırlar ben bunu merak ediyorum.

    1-) Bölüm hikayesi toplantılarında bölümün genel hikayesi giriş – gelişme – sonuç şeklinde düzyazı tarzı olarak mı çıkartılır yoksa outline mi çıkarılır bu toplantılarda?

    2-) Bir hiyerarşik düzen var mıdır ekipteki diğer isimlerin fikirleri, hikayeleri nasıl onaylaniyor çoğunluğa bağlı olarak mı başyazar mi son kararı veriyor?

    3-) Belki de en önemlisi bu ben çocukluktan bu yana hikaye kurma konusunda çok iyiyim. 4 yıllık senaryo eğitimi boyunca da hep senaryo matematiği üzerinden hikaye kurma ve outline çıkarma konusunda çalıştım, çabaladım, dersler aldım, daha çok o alanda çalışmak istiyorum. Bir senaryo ekibinde illa sahne yazmak gerekiyor mu? Outline oluşum aşamasında yer alsak tretman aşamasında yer alsak sahne yazan bir senaryo yazarına göre daha aşağı konumda mi olacağız? Daha mı az bir gelir kazanılacak?

    Umarım dönersiniz. Saygıyla.

    • Gökhan der ki:

      Aslında bir ekibe dahil olmak daha avantajlı olabilir demek istiyorum. Her türlü bir takım güçlükler yaşanacaktır elbette. Bir de doğal olarak kişiden kişiye değişir. Birinin çevresi geniştir, diğeri ekip çalışmasına uygun değildir vs. Önerim burnu büyüklük yapmadan, disiplinli bir yol tutturulması. Sorularınıza gelince;
      1-) Her ekibin liderinin kendince tutturduğu bir yol ve yöntem var. Sizin deyiminizle başyazar genellikle işi alan kişi olduğu için kendi kurallarını ve yöntemini ortaya koyar ve diğerlerinin buna uyması istenir. Bu işin evrensel yöntemi genel hatlarıyla sinopsis-tretman-senaryo sıralamasıyla gitmektir. Ekip işpaylaşımı de bu usüle göre yapılabilir. Bazen yapımcı sinopsis ya da tretman üzerinde çalışmak isteyebilir, bazen de ”Başyazar” ve yapımcı aynı kişidir. Yeni başlayana düşen görev uyum sağlamaktır. İşin aslı, hangi işe girerseniz girin yeni başlayan için durum bu değil midir?
      2) Benim gördüğüm bildiğim ekiplerde bir hiyerarşi var. Bence olmalı da…
      3) Siz talebinizi iletirsiniz, uygunsa size yapmak istediğiniz iş verilir. Değilse dişinizi sıkar, söyleneni yaparsınız. Ücret konusu zamanla oturacak bir konudur. İnsanlar; sizi tanımadan, yaptığınız işi görmeden, iş ahlakınızı ölçüp biçmeden, ”size verdiğimiz görev bu, buyrun bu da ücretiniz” demezler. Zamanla vaz geçilmez olduğunuzu kanıtlayın ücretiniz ile ilgili pazarlık gücünüz artsın. Hiyerarşi değil, iş ve iş ahlakı.

      • Simge Soylu der ki:

        Dediğiniz iki şey aklıma takıldı efendim.

        Birincisi yapımcı Sinopsis ve Tretman aşamasında yer alır dediniz yani senaristlerin işini hikaye bulmayı, yazmayı oturup yapımcı mi yapıyor onu anlamadım pek.

        Bir ikincisi de benim demek istediğim şuydu tabii ki ilk başta pişerek ben senaryonun hikayesel ve outline (ya da tretman) aşamasında başarılı birisi haline geldiğimde bir ekiple olduğumda ya da yapımcı beni bir ekibe dahil ettiğinde sahne yazan kişiye göre daha aşağıda mi olacağım? Yani ekrandaki dizilerde genellikle HİKAYE başlığı altındaki kişiler kendi iradeleriyle hikaye yaratmıyorlar mı? Hikayeci bölüm hikayesini yazsa sahneci/diyalogcu onu geliştirerek senaryo haline getirse. Bu tarz işleyen ekiplerde var mı?

        • Gökhan der ki:

          Yapımcı duruma göre televizyon işlerinde hikayeye dahil olabilir, karışabilir, yönlendirmek isteyebilir. Parayı veren düdüğü çalar hesabı yapımcının ne tür bir yapımcı olduğuna göre de değişebilecek bir durum.. Bir kural değil ama mümkün.
          Sorunuzda yazdığınız gibi iş bölümü yapan çok ekip var. Hikayeyi (sinopsisi) bir kişi ya da grup yazıyor, tretmanı ayrı, senaryo ve diyalogları ayrı ekip ya da kişiler yazıyor.
          Acemi yazar sıfatını üzerinizden attığınız gün sinopsis/hikaye yazarı siz iseniz, hiyerarşik olarak altta olmayacaksınız. Olmamalısınız. Ama unutmayın senaryo ekipleri demokratik bir yapıda olmayabilirler 🙂 Yani işinize karışan çok olur. Siz de vazifemi yaparım gözlerimi kaparım diyebilirsiniz. Size bağlı.

          • Simge Soylu der ki:

            Yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum. Bir de son olarak Sinopsis hikaye dediğimiz şey proje başında düzyazı olarak yazılır sezonun genel hikayesini özetler, bölümlerde Sinopsis nasıl oluyor? Outline mi çıkartılıyor yani sahne sahne, mekan/iç-dis/gece – gündüz belirtilerek ne olacağının kisa özeti mi yazılıyor? Yoksa düzyazı şeklinde (giriş – gelişme – sonuç) mi yazılıyor bu olay?
            Sorma nedenim yapıma sunumlar da 13 bölüm sinopsis isteniyor. Bunu nae sekilde yazacağım 🙂

            • Gökhan der ki:

              Normal sinopsisten farklı değil. Düzyazı, geniş zaman kipi. Giriş gelişme sonuç mutlaka olmalı, bölüm süresi dikkate alınarak, 2 sayfayı geçmeden… Kolay gelsin.

  8. Çelik Kaya der ki:

    İyi günler, senaryo danışmanlığı hizmetinizi gördüm. Benim bir benzer sorum olacaktı. Biliyorsunuz çok yetenekli, çok iyi hikayeler yaratan birçok genç var ama gönderdikleri projeler yapımlardan geri dönüyor, okunmuyor, kaale alınmıyor. Benim aklımda bir görüş var. Genç senaryo yazarlarini en iyi günümüzdeki iş yapan senaryo yazarları anlar. Ben bir Sinopsis yazsam, karakter tasarımı yazsam hayalimdeki projeyi katıldığım senaryo atölyelerinde olsun, sosyal medyadan olsun bulduğum ve tabii isim yapmış güvenilir isimlere göndersem ve gel ortak ol bana tarzı hadsiz bir şekilde değil de “Efendim, böyle böyle ben bu projeye çok inanıyorum. Bu da hikaye ve karakter dosyası. Yapimlara gönderince olacakları biliyorsunuz. Halimizden en iyi siz anlarsınız. Siz bir okuyun, eğer inanır, beğenirseniz projeyi oturalım önderliğinizde hem beraber projeyi geliştirelim hem de sizinle birlikte projeyi referanslarınız sayesinde yapımlara sunalım. Olur da kabul görürsek hikayeyi ortak oluşturur ben tretmanı üstlenir senaryo aşamasını tamamen size/tecrubenize bırakırım” görüşü sunsam olumlu bir yanıt ya da reaksiyon alır mıyım? Kendinizi veya çevrenizdeki arkadaşlarınızı düşündüğünüzde böyle biri çıksa karşınıza kaale almaz mısınız ya da oldu aldınız hikayeyi beğendiniz, geliştirme ve yapımlara sunma aşamasında o yazarla birlikte çalışır mısınız?
    * Daha önce birine daha sorduğumda bu soruyu senarist zaten hikaye yazan, üreten kişi başkasından iş almaz demişti. Madem öyle niye bu kadar kalitesiz, içi boş, sürekli uyarlama yazan kişiler haline geldiler. Hem sürelerden, içerikten dert yanıp hem de dışarda ki yeteneklere şans vermeden, onlarla hareket etmeden (Beğenme ve inanma esası), kendini üstün görerek nereye varabilirler?

    Böyle yapan birinin şansı yapımlara sunup reaksiyon almaktan daha mı fazladır? Yoksa hemen hemen aynı mıdır? Görüşlerinizi bekliyorum, saygılar efendim.

    • Gökhan der ki:

      Şöyle olur ya da olmaz demek zor. Bence çıkış yapmak isteyen bir yazar yakışıksız kaçmayacak her türlü yolu denemeli. Yazarlarla birlikte proje geliştirme yapmak imkansız bir hayal değil, denenebilir. Bakarsınız herkes için iyi bir zamanlama olmuştur, her şey yolunda gidiverir. Bakarsınız bir gün bir yapımcıya bir iş sunduğunuzda tahmin etmeyeceğiniz kadar olumlu bir cevap alırsınız. Kesin yargılar ortaya koymak, bir şey gerçekleşmeden kesip atmak doğru olmaz. Yapımcılara sorsanız iyi hikaye iyi senaryo yok derler. Senaristler de yapımcılar iyi hikayeden anlamıyor diye yakınırlar. Ben bu durumun iki muhtemel gerekçesi olduğuna inanıyorum
      1- Yapımcılar da senaristler de zannettikleri kadar iyi değiller. Sektördeki çoğu kişide belli bir ölçüde narsisistik kişilik bozukluğu var. Herkes önce kendisini doğru değerlendirmeyi öğrenmeli.
      2- İletişim ve lojistik sorunları. Çıkış yapmak isteyen sanatçıların psikolojisiyle de ilgili elbette ama çoğu zaman doğru yöntem bulunamıyor. 17 yaşındaki yazar, duayen yazar edasıyla konuşursa bu bir iletişim problemidir. İşi başından aşkın yapımcıya 300 sayfa senaryo gönderirseniz okumaz. Siz olsanız okur muydunuz?

      ”İyi iş” kişiden kişiye göre değişen görece bir kavram. Seyirci dediğimiz şey bu ”iyi nedir” sorusunu en iyi cevaplayacak makamdır. Ne var ki Cumali Ceber seyircisi sayı olarak çoğunlukta. Bu sebeple Türkiye’de sinema yapımcısı o kitleye yöneliyor. Aşk hikayesi deyince tekrar ede ede bıkkınlık veren üçgenler beşgenler bu sebeple aşılamıyor. Sorun bir anlamda toplumsal bir sorun. Ama bir yol bulunabilir mi? Elbette. Ertem Eğilmez vaktiyle başardı. Niye yeni ve farklı bir Ertem Eğilmez yetişmesin?

  9. Fatma der ki:

    merhabalar hocam,
    uzun süredir bir proje üstün de düşünüyorum tabiri caizse neredeyse finali için bile bir den fazla fikrim var ama projenin bir ismi yok kafayı yemek üzereyim bulduğum isimler daha önce kullanılmış oluyor. kendime çok kızıyorum bu kadar mı ufkum dar diye
    sizce projemi yazmaya başlamalı’mıyım (elbet bir isim bulurum düşüncesiyle) yoksa ilk önceliğim isim mi olmalı
    unutmadan sizi 9 aydır sorularımla rahatsız ediyorum özür dilerim 🙂

    • Gökhan der ki:

      ” Projeyi yazmaya başlamalı mıyım?” Sorulmaması gereken bir soru. Dün başlamalıydınız. Vakit kaybetmeden yazmaya başlayın isim konusu bir şekilde çözüme kavuşur. Çoğu popüler film projesi ”Untitled” isimsiz proje olarak başlar. Önemli olan hikayedir.
      Burada sorulan sorulardan rahatsız olsam cevaplamam, hatta böyle bir sayfayı hizmete koymazdım, sorun yok, takıldığınız yerde, vaktim olduğunca ben buradayım. Saçma soru gelirse cevaplamıyorum zaten.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir