öykü
You are browsing the öykü tag archive.
Drama, Teori, Bölüm 2
Perdelerin yerleri değişkendir. Genellikle ilk perde en kısa olandır. Öykünün temel sorununun ve ana karakterlerin tanıtılmasıyla başlar ve Esas Oğlan’ın temel sorunu çözmek için verdiği kararla biter. Başka bir deyişle, ilk perdede seyirci “işte bu film şunun hakkındadır ve kimlerle başbaşa kalacağımızı böylece görmüş olduk” der. İlk perdede iç ve dış sorunlar ve karakter yapıları [...]
Drama, Teori, Bölüm 1
İşte, bir paragraf aşağıda Arsito’nun drama hakkındaki fikirlerini gösteren bir grafik… Yatay çizgi zamanı, dikey çizgi ise fiziki ve/veya psikolojik gerilimi temsil ediyor. Bir drama doğal olarak gerilimin sıfır olduğu bir noktada başlamaz. Aynı zamanda bir drama gerilimin en üst olduğu noktada da başlayamaz. Yani zaman ilerledikçe gerilimin azalması seyircide yabancılaşma etkisi uyandırır. Kısacası sıfır noktasının [...]
Aşk
Bir sevgilinin aşkı beni bağladı. Aşkı geldi, beni önüne kattı… Aklımı çaldı, bana edeceğini etti! Yüzünün hayali yolumu kesti, harmanımı ateşe verdi! Bir an bile onsuz karar edemiyorum. O güzeli görmemek, ayrılığına sabretmek, bence adeta kâfir olmak gibi bir şey! Gönlüm onun yerinde değil, onun ardında; başım dönüp duruyor… Bundan fazla nasıl yol alabilir, nasıl [...]
Karanlıkta
Ne bir kuyrukluyıldız, ne bir gezegen ne de bir yıldız yok yakınlarda. Onlarca parsek çapında, karanlık nebulalarla çevrili bomboş bir uzayda sürüklenen bir kaya parçası… Sarmal bir galaksinin kollarından birindeyiz elbet. Ama hangi galaksi? Hangi kol? Neredeyiz? Sahip olduğumuz tek şey sorular, sorular ve karanlık… Gökyüzüne bakıyoruz karanlıktan başka bir şey görmüyoruz. Tek tük parlayan [...]
Tuti ile Karga
Bir tuti ile bir kargayı kafese koydular. Tuti, karganın çirkinliğine bakmaktan azap duyuyor söyleniyordu:
“Bu ne iğrenç yüz, bu ne berbat kılık, ne lanet manzara, ne biçimsiz ahlak! Ne olurdu ey ayrılık kargası(*), seninle benim aramda batıyla doğunun uzaklığı bulunsaydı!”
Daha da tuhafı şu ki, karga da tutinin komşuluğu yüzünden canından bezmişti. Lahavle çekerek feleğin dönüşünden inliyor, [...]
Bir Öykü Anlatmak
Öykü, kurallarla değil, ilkelerle ilgilidir.
Endişeli, deneyimsiz yazarlar kurallara boyun eğer. İsyankar, belirli bir ekole bağlı olmayan yazarlar ise kuralları yıkar. Sanatçılar biçimin efendisidir.
Öykü, formüllerle değil, ölümsüz, evrensel biçimlerle ilgilidir.
Film nerede -Hollywood, Paris ya da Hong Kong- yapılırsa yapılsın, arketipik niteliğie sahipse, küresel düzeyde sürekli bir zevk zincirleme reaksiyonunu tetikleyecek ve bu da onu bir ulusal [...]
Arthur C. Clarke’dan bir öykü: “Ambrosia”
“Ambrosia”(*)
Daha önce meclis komitesinde ve halk içinde açıktan konuşulmamış olması yüzünden, sizi sadece uyarmak istiyorum. Elimdeki deliller son derece mide bulandırıcı. Ama korkarım, artık iki yüzlülüğü bir kenara bırakıp yüzleşmemiz gerekiyor. Baylar; sizler ve ben, devasa bir etoburlar ailesinin bir ferdiyiz. Pek çoğunuzun etobur teriminin ne manaya geldiğini bilmediğinizi görüyorum. Pekala, bu sürpriz değil, söz [...]