“Acımıyorum”

-Acımıyorum!

Goebbels: Acımıyorum!

Der Untergang, türkçe adıyla Çöküş, “insan” üzerine bir film. İnsanı anlatıyor. İnsanın düşünme, hissetme becerilerini kullanarak, evet kullanarak, nerelere kadar gidebileceğini görmek çok sarsıcı bir deneyim. Filmin açılış ve kapanışında filmde canlandırılan ana karakterlerden birinin, Traudl Junge’nin ikibinli yıllardaki hali karşınıza çıkıyor ve belki de bugün de dünyanın, ülkemizin uğraştığı çok sayıda sorunu anlayabilmemize yarayacağını umduğum şeyler söylüyor:

O çocuğa (kendisini kastediyor) hâlâ öfkelenmem gerektiğini hissediyorum, o… saf genç kıza. Ya da onu affetmemem gerektiğini… O canavarın tabiatının farkına varamadığı için. Nasıl bir şeye bulaştığının farkına varamadığı için. Özellikle de, üzerinde düşünmeden oraya gittiğim için. Çünkü ben bir Nazi fanatiği değildim. Berlin’de şunu diyebilirdim: ‘Hayır, bunu yapmıyorum. Führer’in karargahına gitmek istemiyorum.’ Ama bunu yapmadım. Çok fazla meraklıydım. Ve kaderin, beni, olmak istemediğim bir yere götüreceğinin de farkına varmadım. Ancak, yine de, bir türlü kendimi affedemiyorum. Nuremberg duruşması sırasında hissettiğim tüm o korkular, ölen o 6 milyon Yahudi, muhalifler ya da başka ırktan insanlar beni derinden sarsmıştı. Ama henüz kendi geçmişimle hesaplaşmış değildim. Bunda kişisel bir hatam olmadığını düşünerek kendimi teselli ediyordum. Ve meselenin boyutunu tam olarak kavrayamamıştım. Ama bir gün, Franz-Joseph Bulvarında Sophie Scholl anıtının önünden yürüyordum. Benim yaşımda olduğunu ve benim Hitler’e katıldığım yıl idam edildiğini gördüm. Ve ancak o zaman genç olmanın mazeret teşkil etmeyeceğini,ve o yaşta da doğruları bulabilmenin mümkün olduğunun farkına vardım.

Traudl Junge, Hitler’in ölümüne kadar bir kaç yıl özel sekreterliğini yapmış bir kadın. Der Untergang, hikayesini onun etrafında döndüğü haliyle anlatıyor. Bu da Hitler’e çoğu kurmayından daha yakın olmak anlamına gediği için, Bruno Ganz tarafından canlandırılan Hitler’in ve Nazi Almanyası’nın son anlarına tanık oluyoruz. Nasyonal sosyalizm, kendi ideallerine sadık bir nesil yetiştirmeyi başarmış. Bu öğreti Alman ırkının üstün yaratıldığını kabul ediyor. Hitler’e ve nasyonal sosyalizm ideallerine en sadık karakter propaganda bakanı Goebbels inanmadığı şeylerin propagandasını yapmıyormuş demek ki… Bakın ne diyor:

Acımıyorum… Tekrar ediyorum, acımıyorum! Alman halkı kendi sonunu seçti. Bu bazı insanlar için şaşırtıcı olabilir. Kendinizi kandırmayın. Biz Alman halkını hiç bir şeye zorlamadık. Onlar yönetimi bize verdiler ve şimdi o küçük gırtlakları kesiliyor.

Filmin belki de hafızalardan çıkmayacak en çarpıcı sahnesi, gerçek olduğunu insanın aklının vicdanının kabul edemeyeceği bir sahne. İnsan olmaktan korkutan bir sahne… Goebbels ailesinin bütün çocuklarının “Nasyonal sosyalizmin olmadığı bir dünyada büyümelerini görmek istemiyorum” diyerek anneleri tarafından zehirlendikleri sahne… Fimi izlemeyenler için “spoiler” değil bu. Tarihin sayfalarında yazıyor. Tümüyle gerçek. Der Untergang, bir sinema filminin sahip olabileceği etkileyicilik sınırlarını zorlayan bir film. “Seyirci” olmaktan kaçamayacağınız bir film. İçerik o denli çarpıcı ki sinemasal eleştirilerinizi susturuyor. Zaten o bağlamda da söylenecek çok fazla bir şey yok.

Bu yazı Filmarası dergisinin 6 Ocak 2011 sayılı 6.sayısında yayınlanmıştır.

Bu yazı Sinema-TV kategorisine gönderilmiş ve , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

“Acımıyorum” için 1 cevap

  1. Fralvanna der ki:

    ilginc bilgiler icin tesekkurler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.