İdeoloji Olarak Biyoloji

Kolektif Kitap düşünce dünyasına somut katkıda bulunabilecek türden güzel kitaplar yayınlıyor. Kolektif Kitap sayesinde dikkatimi çeken bir başka konu da, yayınevinden kitap olarak çıkan, Massey Konferansları Serisi oldu. Konularında uzman kişilerin güncel ve orijinal çalışmalarının Massey College ve Toronto Üniversitesi işbirliği ile bir konferansta sunulduğu, CBS radyoda da yayınlandığı öğretici dersler bunlar. Günümüzde oldukça popüler olan TED konferanslarının biraz daha ciddi ve akademik versiyonu diyebiliriz sanırım. Daha önce yine Kolektif’ten çıkmış aynı seriden Anlatının Gücü‘nü okumuştum. Okuduğum konferans dökümü iki kitap da, kitle iletişim araçlarının veri bombardımanı altında kafası karışmış modern insana ihtiyacı olan yorumları sunuyor. Derinlerde süregelen felsefi ve bilimsel tartışmalardan haberdar ediyor. Bu açıdan bakılınca her iki çalışma da çok değerli çalışmalar.

İdeoloji Olarak Biyoloj - Kolektif Kitap

İdeoloji Olarak Biyoloji, Kolektif Kitap

İdeoloji Olarak Biyoloji, DNA Doktrini aynı alanda söz sahibi önemli bir bilimadamı R.C. Lewontin tarafından sunulan bir konferansın dökümü. Temel bilim ve mühendislik eğitimi almış bir kişi olarak bilim tarihi ve felsefesi her zaman ilgimi çekmiştir. Kitabın ilk bölümlerinde bilimin meşruiyet üreten bir çeşit sistem olarak siyasi tarihle olan ilgisi tartışılıyor. Şaşırtıcı gelebilir, Lewontin bu bağlamda Lamarck’ın evrim fikrini Darwin’in evrim fikrinden daha tutarlı görüyor ve savunuyor. Darwin’in yaşadığı dönemin bir entelektüeli olarak, modaya uyarak bir çeşit “imalat” yaptığı imasında bulunuyor. Darwin’in çalışmalarında toplumdan bilime nüfuz eden ideolojik etkiden bahsediyor. Tartışma özünde indirgemeci ve atomist görüş eleştirisine kadar iniyor. İnmeli de zaten… Descartes’in ortaya attığı bête machine ve sonrasında ortaya atılan homme-machine fikirlerinin, yirminci yüzyıl biyolojisindeki temel çalışma alanlarından genler üzerinden süreklilik kazandığını iddia ediyor. Lewontin, atomist görüşün modern bir yansıması olarak genlerin insanın bölünemez en küçük parçası olduğu fikrine saldırıyor. Popper ve Feyerabend gibi büyük düşünürlerin alanlarına pek girmeden daha çok kitlesel iletişim araçlarının kurguladığı ve belli bir kitlesel kabul olarak yaratmayı başardığı “insan varlığı DNA tarafından kontrol edilir” savının yaşadığımız toplumun yapılarının meşruiyet kazanmasına hizmet ettiğini vurguluyor. Human Genom Project‘in ideolojik kökenlerini araştırırken biyolojik determinist görüşü ve sosyobiyolojiyi yerden yere vuruyor. Daha sonradan farkettim ki bu tartışma sıcak bir tartışma ve halen taraflar arasında çok da kibar olmayan bir süreç olarak gelişiyor. Kitabı okurken bir sinemacı olarak Yeni Zelanda’lı sinemacı Andrew Niccol’un Gattaca‘sının Lewontin’le aynı tarafta olduğu, hatta etkilenmiş olabileceğini düşünmek beni ziyadesiyle memnun etti. Gattaca, tartışmayı daha iyi anlamama da yardımcı oldu. Gattaca; “çok da uzak olmayan” bir gelecekte, uzaya insan gönderen ama bir yandan da bugünün Human Genom Project’inin ideallerinin gerçekleştiği, adeta tecessüm ettiği ve katı bir şekilde uygulandığı bir kurum olarak karşımıza çıkıyor. Genlerin insanların yaşamlarını kaçınılmaz olarak belirlediğini savunan biyo-determinist görüşe karşı filmde geçen unutulmaz repliği hatırlayalım: “There is no gene for fate (kaderin geni yoktur)”

Kader geni yoktur. Gattaca.

Kader geni yoktur. Gattaca.

Sonuç olarak, batı toplumlarında katolik inancı ya da Vatikan’ın yerine bir meşruiyet aracı olarak ikame edilen bilimin ve bilimsel kurumların, meşru ilan ettikleri siyasi ya da ekonomik kurumlar adına salt bilimden nasıl uzaklaştıklarını görebilmek ufuk açıcı bir deneyim. Çok tartışmalı görüşlerini büyük bir cesaretle dile getirerek eleştirilmekten hatta bir nevi aforoz edilmekten korkmayan R.C. Lewontin’e, kitabı çok düzgün bir dille tercüme eden Cengiz Adanur’a ve Kolektif Kitap’a teşekkür ediyoruz…

Bu yazı Okuyunca kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir