Öznel bir bilim mümkün mü?

Paul K. Feyerabend‘in Yönteme Hayır adlı kitabından ilginç ve kısa iki ayrı alıntı yapıyorum (yorumsuz):

Yanlış yapan beyinlerimiz, yalapşap ölçü aygıtlarımız, özürlü kuramlarımızla ama ideal felsefe cennetinin (Popper’ın üçüncü dünyası)  uyduruk şekillerini tanımaya çalışmayı bırakıp, daha gerçekçi olarak bu madde dünyasında bize neyin yardımcı olacağını aramaya başlamamızın gerektiği açık değil mi?

Bugün bildiğimiz biçimiyle bilim ya da geleneksel felsefe çizgisindeki “hakikat araştırması” bir öcü yaratmıyor mu? İnsana zarar verip, onu çekilmez, düşmanca duygularla dolu, bencil, sevinçten ve mizah duygusundan yoksun varlıklara dönüştürmüyor mu? Doğanın nesnel (ya da eleştirel-rasyonel) gözlemcisi olarak etkinliğimi, insan olma gücümü azaltmıyor mu? diyor Kierkegaard. Bütün bu soruların yanıtları galiba “evet”. İşte bu sonuç, bilimleri daha anarşist, daha öznel yapacak, reformların tezelden gerekliliğine inandırıyor beni.

Bildiğimiz bilimle eleştirel rasyonalizmin birlikte olması mümkün müdür? Bu sorunun yanıtı kocaman bir hayır!

Bu yazı Çeşitli kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Öznel bir bilim mümkün mü? için 2 cevap

  1. Abdulhamid-i Salis der ki:

    Tabii, yine mesele ozde bilimi nasil tanimladigiza gelip takiliyor, oznel bilimin mumkun olup olmadini cevaplamak icin.

    Feyerabend’a gore mumkundur belki ama yine onun tanimladigi bilim cercevesinde. Dolayisiyla bilimin oznel olabilmesi icin aslinda taniminin da oznel olmasi lazim.

    Kisacasi bilimin ne oldugunu, yada daha dogrusu neyin bilim oldugunu soyleyin, size ‘oznel bilimin’ mumkuniyatini soyleyeyim.

    Burda Feyerabend ‘hakikat arastirmasini’ elestirmis, zannedersem onun elestirisi bu arastirma isleminden ziyade o ‘hakikatin’ varligi ile alakali. Her ne kadar eglenceli bir anarchist olsa da belki de yanildigi en buyuk nokta bu.

    “hakikat” hem genelde hem de ozelde vardir. “hakikat” hakikiyetini “Hakikat” tan alir. Eger “Hakikat” varsa, ki var, “hakikat” ta vardir.
    Bilime dusende herhalde, Hakikat’in halk ettigi “hakikatleri” bularak O’na ulasmaktir.

  2. Abdulhamid-i Salis der ki:

    Her bilimin kendi icersinde “hakikat arayisi” aslinda “Hakikat’i” arayisidir, yada oyle olmalidir.

    Aslinda her “hakiki bilim” ilk once kendi “hakikatine” daha sonra da “Hakikat’e” ulasmaya calisir, yada calismalidir. Alin size baska bir “bilim” tanimi.

    “Bildiğimiz bilimle eleştirel rasyonalizmin birlikte olması mümkün müdür? Bu sorunun yanıtı kocaman bir hayır!” sozunuze katiliyorum.

    Ama ayni noktadan mi itiraz ediyoruz bilemiyorum.
    Ben aslinda hem bildigimiz bilimi hem de elestirel rasyonelizmi de elestiriyorum. Yani
    Bunlarin her ikiside postivismin kisir kavramlari ve algilamalari icerisnde gelismis.
    Hem mevcut paradigmalar icindeki bildigimiz bilim hem de rationalism bir manada positivismin urunu olduklari icin birlikte olmalari yada olmamalari da pek birsey ifade etmeyebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.