Bernard Lewis’in Modern Türkiye’nin Doğuşu isimli kitabı, ağırlıklı olarak “batılılaşma” ve “modernleşme” kavramlarının Osmanlı dünyasına girmesiyle ilgileniyor ancak sıklıkla batı dünyasına “Türk milletini” ya da Osmanlı’yı tanıtma misyonu üstlenmiş gibi de davranıyor. Bu bağlamda kitabın hedef kitlesinin batılı okuyucu olduğunu düşünmek yanlış olmayacak… Osmanlı’nın yaşamış olduğu duraklama ve gerileme sürecini ilköğretimden aşina olduğumuz kavramsal çatının pek de dışına çıkmadan tasvir ediyor. Ancak yine de genel ve çabuk bir Osmanlı’da batılılaşma ve modernleşme tarihi okumak isteyenler için bir başucu kitabı olabilecek nitelikte. Tarih yazarlığı ve objektif düşünce yanyana ne kadar barınabilir tam bilemiyoruz ancak kitabın “galiplerin bakış açısı” ile yazıldığı muhakkak. Oysa kitabın hemen hemen her yerinde Osmanlı yöneticilerinin, devletin güçlü olduğu dönemlerden kalma batı dünyasını hor görme alışkanlığı eleştiriliyor. Aynı yanılgıya kitabın yazarı da zaman zaman düşüyor. Batılılaşma ve modernleşme bugün “içeriden” de pek çok eleştiriye maruz kalsa da, kitapta okuyucusuna ebedi bir erdemler bütünü gibi sunuluyor. Ve Osmanlı’daki modernleşme çabalarının hemen hepsinin “kabuk” ve “dış görünüş” ile sınırlı kaldığı vurgulanıyor. Ulus-devlet sürecine geçişin küresel haklılığı ısrarla vurgulanıyor. Kitaba göre ulus-devlet sadece Osmanlı için değil tüm dünya için ideal devlet anlamına geliyor. Bunun ise Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk’un çıkarına olacağını düşünmek ise okuyucuya kalıyor. Bütün bu paradigma farkına rağmen okunması gereken kitaplar listesine alınmalı Modern Türkiye’nin Doğuşu… Dipnotlarında göz gezdirmek, Jön Türkler, İttihad ve Terakki, III.Selim, IV.Murad ve döneme ait pek çok kişi ve kavramı “galiplerin” bakış açısıyla görmek ilginç olsa gerek.
Şahin Alpay’ın Bernard Lewis’i anlattığı bir yazısına yazarın tükçe vikipedi sayfasından ulaşılabilir.