Arketipal bir tarih (ve gelecek) denemesi

Platon, bizdeki adıyla Eflâtun savaşların bilek gücüyle kazanıldığı bir dönemde yaşıyordu. Daha teknik bir ifadeyle; fiziksel gücün siyasi güçle neredeyse eşanlamlı olduğu bir dünyaydı antik dünya. Bu sebeple Platon’un ideal devlet yöneticisinin filozoflar arasından seçilmesi gerektiği fikrine şaşırmamak gerek. Kaba kuvvetin doğurduğu kötü sonuçları bizzat gözlemlemiş olduğunu varsayarsak hata etmiş olmayız. Fiziksel gücün yerini bir başka güce bırakması Platon’dan sonra gerçek oldu. Ama hemen değil…

Raphael'in yorumuyla Platon

Raphael’in yorumuyla Platon

Derin bir sorgulamaya gerek yok; bugün bile sıklıkla duyduğumuz “Bilgi güçtür” deyişi Francis Bacon tarafından 16.yy’da söylendi. Bu söz Platon’un yaşadığı çağın kapandığını ilan eden bir söz olarak düşünülebilir. Güç artık bilginin kontrolündeydi. Kılıç ve kas gücü yerini bilgi sayesinde kullanılan başka araçlara bırakıyordu. Mesela barutun savaş meydanlarında kullanımının yaygınlaşması bütün dünyadaki savaşların niteliğini geri dönülmez bir biçimde değiştirecekti. Sadece savaş meydanları değildi değişen. İnsanların yaşadığı hayat, iyi-kötü, erdemler değişen dengelere göre

1989 Sovyetler pulunda Azerbaycan'lı Köroğlu efsanesi

1989 Sovyetler pulunda Azerbaycan’lı Köroğlu efsanesi

yeniden tanımlanacaktı. Artık ailenin en çelimsiz çocuğu doğuştan, “en değersiz” olmayacaktı. Çelimsiz çocuğun kafasının nasıl çalıştığı da artık büyük önem arzediyordu. Yiğitlik, cesaret ve daha pek çok erdem, farklı anlamlara gelmeye başladı. Yine 16.yy’da yaşadığına inanılan halk şairi Köroğlu’nun “Tüfek icad oldu mertlik bozuldu” deyişi çok çarpıcıdır. Eskiden iki yiğit arasındaki mücadele kol kuvvetiyle yapılırken Köroğlu’nun zamanında, görme şansına bile sahip olamadığınız bir “düşman” tarafından öldürülebilirdiniz. 16.yy. ateşli silahların, bir çeşit büyü olarak insanoğlunun hayatına yaygın bir şekilde girdiği dönemdir. Köroğlu’nun isyanı aslında doğulu büyük devletlerin siyasi ve askeri gücü ne şekilde batılı devletlere bıraktığını da anlatıyor. Son derece yalın bir o kadar da derin bir görüşle ifade edilmiş bir söz…

Francis Bacon ve René Descartes

Francis Bacon ve René Descartes

René Descartes “Düşünüyorum öyleyse varım” dediğinde Platon; eğer görebilseydi, en büyük hayalinin gerçekleşmekte olduğunu düşünür müydü acaba? Ancak her şey Platon’un öngördüğü gibi gerçekleşmedi. 16.yy.’dan bugüne devletlerin yöneticilerinin eğitim seviyeleri, bilgi ve görgülerine dair istatistiksel bir çalışma yapılsa, dünyanın Platon’un görmek istediği türden filozoflar tarafından yönetildiğini söyleyebilir miyiz acaba? Descartes, düşünmeyi varoluşsal bir düzlemde gördüğünü ifade ettiği sözüyle rasyonel devrimi ilan ediyordu. Rasyonel devrim insanlığın dertlerine çare oldu mu, yoksa bugünün Platon’ları yarının dünyasını başka türlü mü hayal ediyorlar?

Mesela rasyonel devrimden bağımsız düşünülemeyecek bir kolonyalizm, Platon’u memnun eder miydi acaba? Teknoloji. Bilim. Sınıfsal toplum yapıları. Aydınlanma bütün otoriteyi aklın güdümüne verdi. Dünya gezegeni sakinleri olarak sonuç olarak halimizden memnun muyuz? Bütün batılı olmayan toplumlar rasyonel devrimi ne kadar gerçekleştirebildiklerini tartarak gelişmiş oldup olmadıklarını anlamaya çalışadursun, batılı toplumlar ne alemde? Postmodernizm de neyin nesi? Baudrillard gibi “eleştirel” düşünürler Platonvari bir çağrı yapıyor olabilirler mi?

Rasyonel devrimin sonuçları ne oldu? Mesela mertlik gerçekten bozuldu mu? Evet ise, bu önemli mi önemsiz mi? Mesela rasyonel devrimin küresel bir sonucu olarak Şark’ta ipler kurnaz insanların eline mi geçti? Garp ise singularity’nin eşiğinde belki de bütün insanlığın kıyametini hazırlıyor olabilir mi?

Platon’un bir zamanlar yaptığı “ideal devlet yöneticisi filozof olmalı” görüşünün fiziksel erk çağının kapanışını davet etmesi gibi, son yüz yılda sayılarında ve niteliklerinde ciddi bir patlama yaşanan distopik ve post-apokaliptik sanat eserleri de bir başka çağı davet ediyor olabilirler mi? Dünya gerçekten nereye gidiyor?

Eski çağların tipik bir bireyi, fiziksel güç çağının ebediyen devam edeceğini düşünmüş müdür bilinmez ama rasyonel çağın tipik bireyleri olarak bizler, rasyonel devrimin sonsuza kadar süreceğini zannediyoruz. Adının devrim olduğuna aldanılmamalı, rasyonel devrim fiziksel gücü yok saymadı. Fiziksel gücün önemini yeryüzünden silip aklı ikame etmedi. Rasyonel devrimin yaptığı şey fiziksel gücü aklın hizmetine sokmaktı.

Çok uzak olmayan bir gelecekte, kim bilir, akıl arketipi bir başka insan arketipinin etki alanına girer… Bugünün dünyasında olan bitene bakarak geleceğe dair projeksiyonlar yapılabilir. Bilim ve teknolojinin gelecekte neye hizmet edecekmiş gibi göründüğüne, ne tür yönelimler içinde olduğuna iyi dikkat etmek gerek. Yeryüzünde adaleti ve huzuru tesis etmek için fiziksel güce ihtiyaç olduğu kadar akla da ihtiyaç var. Ne var ki her iki arketipal gücün karanlık ve ölümcül bir karakteri de var. Asıl iş orta yolu tutturabilmekte. İnsan bunu ne kadar başarabilir, bugüne dek ne kadar başardı? Tablo karamsar görünebilir, sonuçlarını kestirmek zor. Söylenebilecek şey ise değişimin kaçınılmaz olduğu. Platon, Savaşçı arketipini baskılayıp Büyücü’yü göreve çağırırken Köroğlu, Büyücü’den şikayet etmekte. Aklın zaferleri karşısında büyülenmiş, şaşkın ve belki de acılar içindeki insanoğlu da, tıpkı Platon gibi sıradaki arketipi göreve davet etmeye başlamış olabilir mi?

Post-apokaliptik popüler filmlerde söz konusu davetin izlerini bulabilir miyiz?
Mad Max
Matrix
Maymunlar Cehennemi
28 Gün Sonra
Ben Efsaneyim
12 Maymun
Su Dünyası
Gattaca

Distopik romanlarda/filmlerde böyle bir davet söz konusu olabilir mi?
Biz – Yevgeni Zamyatin
1984 – George Orwell
Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley
Fahrenheit 451 – Ray Bradbury
Gelecekbilim Kongresi – Stanislaw Lem
Otomatik Portakal – Anthony Burgess
Androidler Elektronik Koyun Düşler Mi? – P.K. Dick

Aklın kıyameti nasıl bir şey olacak?

Aklın kıyameti nasıl bir şey olacak?

İnsanın arketipal gücünün yakıcı ve karanlık tarafları kabakuvvet, kurnazlık ve bohemlik olarak basitleştirilirse; gelecekte insanlığın karşılaşacağı en büyük tehdidin, gen teknolojisi, beynin kimyasal işleyişinin çözülmesi, sanal gerçekliğin yaygınlaşması vs. gibi bugünden kendisini göstermekte olduğu anlaşılacaktır.

Bu yazı Düşününce, İzleyince, Okuyunca kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Arketipal bir tarih (ve gelecek) denemesi için 1 cevap

  1. Ahdevefa der ki:

    Platon olması gerekeni, yani sizin deyişinizle çağrılan arketipi tüm ayrıntılarıyla tanımlıyor. Oysa aklın çağında, bahsettiğiniz eserlerde daha iyi olana bir çağrıdan ziyade süregelen durmdan memnuniyetsizlik mevcut. Aklın yerine tutarlı ve kalıcı bir güç koyamayan bu eserler kanımca aklın katı hakimiyetinden memnuniyetsiz. Aklın duyguyla barışması, aklın şiddetle bütünleşmemesi veya eril aklın dişi enerjiyi kabullenmesi gibi aşırıya kaçma durumundan kaçınmaca okunabilir. Zaten eserleri şekillendiren post-modern yonelim modern yerine başka bir şey koyma amacı gütmez de onu eleştirmeyi törpülemedi amaçlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir