Senaryo yazarken merak ettikleriniz…

SORU 1: Karakterlerin kıyafet tarz ve şekillerine değinilir mi? Değinilirse, hangi aşamada değinilir? ( Sinopsis, Tretman, Senaryo)

CEVAP: Her şey kurduğunuz öykü ile ilgili. Eğer öykünüzü, mesela karakterinizin duygu durumunu, karakter gelişimini vs. anlatabilmek için seçtiği kıyafetlerin değişimini gözetiyorsanız kıyafetler yazılır. Yoksa hiç bir gerekçesi olmadan karaktere bir kıyafet giydiriliyorsa bunu yazmaya gerek yoktur. Sanat Yönetmeni’nin görevi bu gibi durumlarda tercihler yapıp karalara varmaktır. Bu sebeple yazar gerçekten anlamlı bulduğu kıyafetleri yazmalı. Senaryo ve tretman aşamasında.

Senaryo yazarken merak ettikleriniz

Senaryo yazarken merak ettikleriniz

SORU 2: Jenerik te, filmin önemsediğimiz bölümlerinden ipucu veren görüntüler verebilir miyiz?

CEVAP: Verebilirsiniz ama filmin sırlarını açık etmeyiniz.

SORU 3: Senarist film müziğine ne derece tavsiye ve müdahalede bulunabilir?

CEVAP: Fazla detaya girmeden her türlü tavsiyede bulunabilir. Filmde özellikle kullanılmasını istediği parçalar varsa senaryoya yazabilir. Ama bu istekleri yazarken işi sadece müzik olan filmin müzik sorumlusuna da iş bırakmalı. Herkesin kendi işini yapması önemlidir. Senaristin işi öyküyü iyi kurmaktır. Bir müzisyen kadar müzik dünyasına hakim olmayabilir. Olsa da isteklerini son söz olarak senaryoya yazmamalıdır. İşin profesyonellerine de çalışma alanı bırakmalıdır. Zaten film yapım aşamasına geldiğinde senaristin fazla müdahil olduğu noktalar varsa yetkili kişiler tarafından devre dışı bırakılacaktır.

SORU 4: Tretmanda, bir maddede anlattığımız (iç-dış) görüntüyü, senaryoda ayrı ayrı sahnelere ayırabilir miyiz, yoksa bir Tretman her maddesi bir senaryo sahnesi olmak zorunda mıdır?

CEVAP: Tretmanı sahne sahne yazmak zorunda da değilsiniz. Size kalmış. Sahne sahne yazmak işinize yarayacağı için öyle önerilmiştir. Yoksa bu konuda herkesçe kabul edilmiş bir standart yoktur.

SORU 5: Tretman ile senaryonun açıklama kısmı arasındaki farklar nelerdir?

CEVAP: Senaryodaki açıklama kısmında (aksiyon, devinim), mizansen adını verdiğimiz, sahne içinde karakterlerin davranışlarının tasviri bulunur. Bu tasvir tretmanda senaryoda olduğu kadar detaylı olmak zorunda değildir. Tretmanda asıl amaç dramatik yapının detaylı bir şekilde kurulmuş olmasıdır. Senaryoda ise film bittikten sonra, perdedeki halinin nasıl olacağına karar vermektir. Bu anlamda tretman daha içeriksel, senaryo daha biçimseldir.

SORU 6: Aynı sahnede uzak ve yakın çekimler aynı sahne başlığı altında mı olmalı, yoksa ayrı sahne ve başlık mı kullanılmalı?

CEVAP: Sahneleri ayırmak için asıl belirleyici şey mekandır. Mekan değişmediği sürece bir sahne içinde çok sayıda farklı çekim ölçeği kullanılabilir.

SORU 7: Filmin başında diyalog başladıktan sonra kisiler akmaya devam edebilir mi?

CEVAP: Ülkemiz sinemasında başlangıç jeneriğinin olması-olmaması ya da biçimi ile ilgili sınırlandırmalar ve standartlar yoktur. İstediğiniz gibi bir açılış tasarlayabilirsiniz.

SORU 8: Toplu ekiplerle oluşan sahnelerde her kişiye ayrı ayrı isim vermemiz gerekir mi? Yoksa diyalogda bulunacak olan önemli kişilere mi isim vereceğiz? Komutan, Doktor, Hoca gibi…  Örnek: Olay yeri inceleme ekibi, sağlık ekibi gibi.

CEVAP: Birden fazla sayıda insanın tek bir diyaloğu hep bir ağızdan söylemesi çok sık rastlanan bir durum değildir. Böyle bir durumda (mesela bir futbol stadyumunda taraftar kitlesi) kitleyi tek bir karakter gibi yazmalısınız. (mesela, TRİBÜNLER: Gooooool!) Birden fazla insan farklı farklı diyalogları aynı anda seslendiriyorlarsa buna tiyatro ve sinemada RABARBA adı verilir. Rabarba söz gürültüsü demektir. Tek seslilik değil çok sesliliktir. Rabarba arasında duyulmasını istediğiniz kelimeleri sıkıştırabilirsiniz. (mesela, TRİBÜN:  Rabarba; Gooool! Yuuuuh! Helaaal! Yaşaaa!) Ancak farklı karakterler, kimin ne söylediği belli olacak şekilde hep bir ağızdan konuşuyorlar ve hepsinin de seyirci tarafından duyulması gerekiyorsa, karakterler tek tek yazılıp, diyalogları da diğer karakterler gibi uygulanır.

SORU 9: Bir otomobilin arka koltuğunda oturan iki kişi diyalogda bulunacaksa, bu durum da şoföre de yer vermemiz gerekir mi? Gerekirse hangi aşamada yer veririz. Tretman, Senaryo…

CEVAP: Şoförün kurguda görülmesini istiyor musunuz? Şoförün hikayenin akışında bir yeri var mı? Şoför hikeyede hiç önemi olmayan sıradan bir şoför ise hiç bir aşamada yazmanıza gerek yok. Yönetmen isterse şoförden detay alır ve kullanır. Hikayede yeri var ise, onun orada olmasının bir anlamı var ise tretman, senaryo hatta duruma göre sinopsiste bile yazmalısınız.

SORU 10: Doğrusal zaman gerçek zaman akışına çok yakın ise, mesela olaylar 3-5 ay veya 2-5 yıl da, başlar biterse bu değerli midir?

CEVAP: Zamanın ileri ya da geriye doğru kesintiye uğraması (Flashforward ya da Flashback) bir filmi kendi başına değerli ya da değersiz yapmaz. Nasıl kullandığınız önemlidir. Her iki şeklin pespaye kullanımları olabileceği gibi son derece estetik (yani değerli) kullanımları olabilir.

SORU 11: Doruk noktası birden fazla olabilir mi? En son da olabilir mi?

CEVAP: Olabilir, şöyle ki: Senaryonuzda birden fazla öykü ekseni varsa her eksen için ayrı bir doruk notası olabilir. Bazı eksenlerin ucu açık da kalabilir. Doruk noktasının yeri değişkendir en sonda da olabilir. Bu, öyküyü nasıl kurguladığınıza bağlıdır.

SORU 12: Anlamının, herkes tarafından bilinmeyeceğini düşündüğümüz, kelimeleri ve nesne isimlerini kullanmak risk midir? Mesele: Kelik, azık vb.

CEVAP: Karakterlerin diyaloglarında, gerekiyorsa kullanmanızda hiç bir sakınca yoktur. Ancak sadece yapımcı yönetmen ve oyuncular gibi, film insanlarının okuyacağı, aksiyon yazdığınız kısımlarda kullanırsanız, herkes anlamayacağı için sakıncalı olabilir.

SORU 13: Olaylar eğer bir köy veya yörede geçiyorsa, karakterleri o yörenin ağzı ile konuşturmak, daha gerçekçi olur mu? Her karakterin İstanbul Türkçesi ile konuşması gerçekçi olur mu? Eğer yöre ağzı tercih edilecekse bu senaryoya nasıl yansır. Nasıl telaffuz edilecekse öyle mi yazılır?

CEVAP: Bu konuda bir uzlaşı yok. Piyasada her iki türlü senaryoya da rastlayabiliyoruz. Ancak doğrusu senaryo metninde karakterlerin diyaloglarının düzgün bir dille yazılmasıdır. Aksiyon, açıklama kısımlarında ise sözgelimi şöyle bilgiler yazılmalıdır: “Hasan Adana yöresine has bir aksanla konuşmaktadır.” Bunu okuyan oyuncu, canlandıracağı karakterin aksanının hangi yöreye ait olduğunu öğrenecektir. Konuyla ilgili gerekli bilgiye sahip değilse araştırır ve öğrenir. Aksanlı konuşan bir karakterin diyalogları düzgün bir dille yazılırken karakterin olmadığı bir karaktere dönüşmesi de önemli bir risktir. Sözgelimi eğitimsiz bir karakter eğitimli bir karakter gibi görünmemelidir. Bunun için diyalogların düzgün bir türkçeyle ama karaktere uygun bir tarzda yazılmaları gerekir.

SORU 14: Figüranlara nasıl yer verilir? Mesela: Sınıfta başka öğrenciler de vardır, olayı çok sayıda meraklısı izlemektedir, düğünde çok sayıda davetli vardır gibi mi olmalıdır?

CEVAP: Sahne başlığına FGR harflerini ilave etmeniz durumunda sahnede arkaplanda sorudaki gibi yardımcı oyuncuların var olduğunu belirtmiş olursunuz. Aksiyon yazdığınız yerlerde de bu FGR’nin kim olabileceğine dair bilgi olmalıdır. Dolayısıyla sahne başlığına yazacağınız FGR sadece kolaylık sağlamak içindir. Yazmasanız da yapımcı sahneyi okuyunca sahnede FGR olduğunu anlayabilmelidir.

SORU 15: Jeneriğin detayları yazılır mı? Yazı karakteri, akış şekli gibi.

CEVAP: Yazabilirsiniz ama riskini göze alıyorsanız. Çokbilmiş bir senarist gibi görülebilirsiniz. Jenerik yazıları başka uzman kişilerin sorumluluğundadır. Ancak özel bir font seçtiyseniz ve bunun öykü için bir anlamı varsa bir öneri olarak bunu belirtmenizde sakınca yoktur.

SORU 16: Önemsediğimiz bir sözümüzü, örneğin kendi sinema tanımımızı, nereye yazabiliriz, senaryonun başına, sonuna…

CEVAP: Sinema hakkındaki görüşlerinizi filminizin başında sonunda bir özdeyiş olarak sunmanız doğru olmaz. Bunun yeri filminiz değildir. Ancak alıntı sözleri istediğiniz her yerde kullanabilirsiniz.

SORU 17: İntihara teşebbüs eden bir karakteri anlatırken, bir, (Irmağın – denizin- oto yolunun …)  kenarında düşünceli bir şekilde bekler. Diyebilir miyiz, yani; ırmak, nehir, yol vb. seçenekleri yazarsak çekimin duruma göre kolay olması açısından iyi olur mu?

CEVAP: Senarist olarak karakterin nasıl intihar edeceği tercihini siz yapmalısınız. Aksi takdirde en ucuz intihar yöntemi tercih edilir ve bu da doğal olarak iyi sonuç vermez.

Sorular İbrahim Özer’e cevaplar bana ait. Güzel şeyler yazın!

Bu yazı Senaryo Yazarlığı kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Senaryo yazarken merak ettikleriniz… için 421 cevap

  1. İlyas der ki:

    Hocam Merhaba. Bir sorum var.

    Bir adam herhangi bir yerde, pozisyonda vs. Başka birine başıyla, eliyle Selam işareti verir. Bunu A, Z’ye eliyle/başıyla Selam çakar mı deriz?

  2. Seferli der ki:

    Hocam film değil dizi.

    İlk olarak, Senaryo aşamasına varılması için 4 önemli kademe varmış.

    1. Öykü
    2. Sinopsis (taslak)
    3. Tretman – Evet tretmanı niye gerekli değil biliyorum? Çünki tretmanı yazar ve senaryoya gelince tretmandaki fikirden daha başka bir fikir bulursak bile yazamayız. Olmasa da olur. Der miyiz?
    4. Senaryo

    Hocam her karaktere ayrı ayrı senaryo yazılıp mı asıl senaryoya uzlaşmaya mı geçilir, yoksa aklınızdaki her kaeakterin senaryosunu bir not olarak ayrı yere yazıp mı senaryoya geçiriyoruz?

    İlave olarak;
    Bu 4 temel unsurlar olunca her taş yerini kapar mı yoksa bunlar sadece ana maddeler ve başka şeylerde mi var?
    Ben Senaryoya ne zaman geçeyim hep takılıp, baştan yazmaya karar veririm. Gözden geçirdiğimde ise her defasında kenfime göre müthiş hikaye çıkıyor karşıma. Aşamaları öğrenip, öyle geçeyim srnaryoya öyle mi? O halde lütfen neler lazım yazın, url gönderin, veya başka bir şey. Ricam…

    • Gökhan der ki:

      İlk olarak, Senaryo aşamasına varılması için 4 önemli kademe varmış.
      diyorsun ama zaten bu site böyle rivayetlerle değil konuyla ilgili yazılarla dolu. Armut piş ağzıma düş olmaz. Bu sitedeki yazıları didik okusanız bu soruların hiçbirini sormanıza gerek kalmaz. Vaktiniz yok evet. Benim de yok. Aynı sorulara aynı cevapları vermek vakit alıyor.

      Size tavsiyem senaryonuzu bitirmek için ne gerekiyorsa bir an önce onu yapmanız. Bunca yazdıklarımızdan sonra sizce gerekli değilse tretman yazmayın. Sizden kimse tretman istemiyorsa yazmayın. Senaryonuzu bitirin. Dizi ya da sinema fark etmiyor.

  3. Furkan der ki:

    Selam.
    Hocam; Bir film yazıyor ve sonunda ana karakterlerin hepsinin bir birleri vurmasını istiyoruz. Filmin sonunda, Falan ile Falan birbirlerine son anda tek kurşun sıkar ve ölürler. Son böyle olacak. Ama biz bunu filmin ortasında başka sahnede, mesela Falan, Falan’ı bıçaklar, diğeri ise ona silah çekip, vurur. İkiside yere düşer, ölürler diye yazarız.

    Aslında;
    Filmin sonunda, Falan ile Falan birbirlerine son anda tek kurşun sıkar ve ölürler.

    Sadece flashforword sahnesinde olayı farklı halde göstererek, spoiler verdik seyirciye.
    Yani olay aslında başka mekanda, başka türde, başka şahitler huzurunda gerçekleşecektir. Filmin sonunda o sahneyi farklı gösteririz.

    Şimdi ben bu sahneyi size örnek olarak yazdım. Doğru değilse düzeltir misiniz?

    • Gökhan der ki:

      Bu soruya doğru ya da yanlış diye cevap yok. Yazar olarak böyle olmasını istiyorsanız olur. Problem yok. Seyirciyi kandırmayı ve sonra şaşırtmayı hedeflediğinizi anlıyorum. Güzelce kıvırabilirseniz, olur, neden olmasın.

  4. Akın der ki:

    Hocam Merhaba.

    Size 2 sorum olacak.

    1-
    DIŞ. EV BAHÇE – GÜN 1
    Bir adam arabaya biner, motoru çalıştırıp, devam eder.

    DIŞ. KOMŞU EV BAHÇE – GÜN 2
    Komşumuz arabasıyla bahçeye girer, park edip, indiğinde komşu X olduğunu anlarız.

    Bazen olur böyle. 1. Sahnedeki araba, 2. Sahnede duracak gibi geliyor ama gel gör ki, başka birine kesilmiş. Bunu nasıl belirtiriz?

    2-
    DIŞ. ASFALT – GÜN 1 (X, uzun süredir asfaltta)
    X-imiz, var gücüyle koşuyorken, yüzünü kadrajda görmeyiz.

    DIŞ. MAHALLE – GÜN 2 (Z ise mahalleyi bitirip, asfalta geçecek )
    Z ise X’in peşindedir. Onunda yüzünü görmeyiz.

    DIŞ. ASFALT – GÜN 3
    X koşmaya devam eder.

    DIŞ. MAHALLE SON/ASFALT – GÜN 4 ( İşte burada Z mahalleden çıkıyor ve Asfalta varıyor, koşmaya devam ediyor. Ama hocam asfaltta X görünmez. Ama aynı asfalttalar. Yani ağaçlar mı, binalar mı, her ne ise X, Z’ye görülmez. Fakat dedim ya sahne aynı. Bu Z karakteri de koşar ve X görünür vs.)

    Hocam artık tek bir sahne altında kovalamaca olur mu? Gücüm yettiği kadar yazıda anlattım. Cevaplarsanız… Sağolun.

    • Gökhan der ki:

      1- Arabaları kullananları sahne başlığına karakter isimleriyle beraber yazarsanız problem olmaz. Şöyle:
      SAHNE 1, AHMET ARABA, OTOPARK, DIŞ/GÜN
      SAHNE 2, MEHMET ARABA, OTOPARK, İÇ/GÜN … gibi…

      2- Sahne başlığında mekanı yazın. Ahmet’in oturduğu evin sokağıysa AHMET EV SOKAK şeklinde isim verin. Sahne balşığına ASFALT diye yazarsanız film ekibi bunun tek bir mekan olduğunu bilir. Ama siz yine de örneğin; sahne başlığında AHMET EV ÖNÜ ASFALT (ya da artık neresiyse) belirtirseniz sorun olmaz.

  5. Adem der ki:

    Hocam Selam.

    Merak ettiğim 2 şey var.

    Konsept ve Pilot bölüm nedir? Senaryoda kesin gerek midir?

    • Gökhan der ki:

      Konsept; projenizi, ekranda/perdede görünecek görünmeyecek bütün yönleriyle ele alan, olayları, karakterleri, atmosferini, çatışmalarını güzelce anlatan; tabir caizse elinizde eteğinizde neler varsa anlatacağınız bir özet olarak tanımlayabiliriz. Projenizin türünü ve duygu/fikir dozajını gözler önüne serersiniz. Hikaye anlatma üslubunuza dair tanımlamalar yaparsınız. Örneğin polisiye bir öykünüz vardır siz konsept adı verilen yazınızda, polisiye türündeki öykünüzü ‘bir Mike Hammer polisiyesi’ tadında anlatacağınızı ifade edersiniz. Hayal ettiğiniz filmin bırakacağı duyguyu tasvir edersiniz.
      Pilot Bölüm; Senaryo ya da konsept dosyası, sunumunuz ne kadar iyi yazılmış olursa olsun, nihayetinde kağıt üzerindeki hayallerden ibarettir. Hayata geçirildiğinde nasıl bir şey ortaya çıkacağı belirsizdir. Herkesin kafasında farklı bir şekilde hayal edilmiş olabilir. Bu sebeple dizi film projelerinde önce 1 bölüm (ilk bölüm) çekilir, ve dizinin geri kalanının çekilmesi için onay verecek makamlara izlettirilir. Bazen fokus grup adı verilen bir grup seyirciye de izlettirilir. İlk bölüm beğenilirse -muhtemelen yapım şirketiyle- sezonluk anlaşmalar yapılır. Normal şartlarda pilot bölümün masraflarını TV kanalları üstlenirler. Ancak ülkemizde TV kanalları başka formüller bulmuşlardır. Tatsız ve tartışmalara açık bu konu bu sitenin alanının dışında kalmaktadır.

  6. ... der ki:

    Hocam Hürmetler.

    Sorum vardı.

    1. Dizi senaryosu yazıyoruz diyelim. Reklam arası zamanını bilip, ona göre bir akış yazalım dedik. Yani önemli yerlerde reklam olur ya, öyle olsun. Biz süreyi nasıl belli ederiz kendimize?
    Dizilerin süresi, senaristin kaç dakikalık senaryo yazdıysa, o kadarı mı yayınlanır? Mesela: 1. Bölüm 2.17.24
    100. Bölüm 2.22.12 gibi.

    2. Dizi senaryo yazarı, bölümü istediği gibi mi tasarlar? Yönetmen yahut Yapımcı karışmazsa iş yürümez mi?

    3. Hocam aradım ama bulamadım. Sizin yazmış ve tanınmış olan bir projeniz var mı? Sahilden merak ettiğim en özeli bu .

    • Gökhan der ki:

      1- RTÜK’ün verdiği yasal izinler çerçevesinde reklamların kaçıncı dakikalarda gireceği bellidir. Ben bilmiyorum, google’a danışın, bulacağınızı düşünüyorum.
      2- Proje dosyaları gereken onayları almış, bütçeler de çıkmış, proje resmen başlamışsa çok sayıda toplantı yapılır. Bu toplantılarda mesleğin hiyerarşisine uygun bir şekilde kararlar alınır ve senarist de olsa, yönetmen de olsa, yapımcı da olsa, toplatıya katılanları bağlar. Ne sinema, ne de TV sektörü bireysel çalışma alanları değildir. İşler ekip çalışması ile yürütülür.
      3- Arayıp bulamamanız ilginç olmuş.

  7. Nihat der ki:

    Selam hocam…

    Size 2 sorum vardı.

    1 – Müzikaltı başlığında hem İÇ hem DIŞ
    sahneler yazarız. Peki sahne başlığında hangi şekli kullanalım? Sahne başlığını tam örnekle verirseniz daha iyi olur.

    2 – Mesela bir minarenin (eski deponun gökdeleni) içindeki kişiyi pencere sayesinxe görürüz. Peki burada hangisi? İÇ, DIŞ?

    2 –

    • Gökhan der ki:

      1- Sahne başlığı:
      MÜZİK ALTI GÖRÜNTÜLER, İSTANBUL’DAN GENEL GÖRÜNTÜLER, AHMET EV, AHMET ODA – İÇ/DIŞ, GÜN/GECE

      2- Kamera neredeyse o şekilde.

  8. Taner der ki:

    Selamlar. Bir sinema filmi izlediğimizde zaman/mekan olgusunda sahneleri saydığımızda birçok filmde 100’den fazla sahne çıkıyor. Özellikle yerli ana akım dramalar ve Hollywood filmlerinde bu sahneler 200’e kadar tırmanıyor. Bu sahnelerin hepsi senaryoda var olan sahneler mı oluyor? Merak ettiğim şu: Senarist, geçiş sahnelerini de senaryosuna eklemeli mi? Sadece hikayesini anlatmalı, görsel illüzyonları yönetmene mi bırakmalı?

    Örneğin bazen bir sahneden önce mekanın farklı farklı yerleri genel çekim gösterilir. Veya genel İstanbul görüntüsü gösterilir. Bunlar senaristin kaleminden mi çıkar, senaryodan sonra yönetmen dokunuşlarından mı?

    Bir de genel tanı olmasa da bir sinema filminde ve “140 dakikalık” dizi sektörümüzdeki senaryolarda sahne sayısı ortalama kaç civarındadır?

    • Gökhan der ki:

      Sahne geçişlerini senarist senaryosuna koymalıdır. Bununla birlikte yönetmen ya da kurguyu yapan kişi kendi inisiyatifini kullanarak geçiş ya da başka sahneler ilave edebilir.
      Sahne sayısı bir hikayenin senaryolaştırılması açısından ölçü değildir. kaç sahne yazacağını düşünmek, buna göre yazmak doğru olmaz. Bazı öyküler uzun sahneler içerir bazıları kısa sahnelerden oluşur, dolayısıyla bize aynı sürede bir film verseler de sahne sayıları çok farklı olabilir. Genellikle sayfa sayısı bir ölçü olarak alınır çünkü senaryo formatına uygun yazılmış br senaryo ortalama 1 dk olarak kabul edilir. Yine de belirtelim bu da mutlak bir ölçü değildir yaklaşık olarak alınan bir kabuldür.

  9. Fatih der ki:

    Araba sahneleri nasıl yazılır hocam? Evden iş yerine giden bir kişiyi düşünürsek bu durum nasıl olur. Örnek üzerinden açıklar mısınız?

    • Gökhan der ki:

      AHMET ARABA SOKAKLAR – İÇ/GÜN
      Ahmet her sabah yaptığı gibi evinden çıkmış işine gitmektedir. Arabasına biner binmez önce pencereyi aralar, sonra da bir yandan arabayı kullanırken radyoyu açarak hareketli müzik yayınlayan bir istasyon arar. Ancak radyo istasyonlarını dolaşırken bir haber bültenine denk gelir. Spikerin okuduğu haber ilgisini çeker.
      SPİKER
      … Emniyet güçleri cinayetin şüphelisi olarak maktül Ahmet Korkmaz’ın iş ortakları hakkında arama işlemi başlattılar. Maktülün geçtiğimiz pazartesi günü en son bir iş toplantısına gitmek için evden ayrılırken görüldüğü tespit edilmişti…
      ….

      Sana özel kısa film yazdım 🙂 Gördüğün gibi normal bir sahneden farkı yok. Kamera arabanın içine giriyorsa İÇ/GÜN gibi, kamera arabayı sadece dışarıdan görüyorsa DIŞ/GÜN gibi yazacaksınız.

  10. Tuana der ki:

    Merhaba hocam ben senarist olmak istiyorum ama nasıl olacağımı bilmiyorum okulu bitirdikten sonra nere başvurmalıyız nasıl senaristliğe kabul ediliriz bunları araştırdım ama hiçbiryede bulamadım lütfen cevap verin Teşekkürler

    • Gökhan der ki:

      Senarist olmak için diğer meslek kollarında olduğu gibi başvuru yapabileceğiniz yerler yok.Film ya da dizi projeleri bazen bir senaristle başlar. Senaryo yazarları ellerinde proje ile yapımcı ya da yönetmen arayışı içine girebilirler. Ya da kendinize ait bir projeniz olsa bile çalışmalara başlamış bir başkasına ait projede senaryo ekibine dahil olabilirsiniz. Böyle bir ekibe önce stajyer olarak girersiniz. Zamanla yeteneğiniz ve çalışkanlığınızla insanlar sizi tanımaya başlar ve kendi projelerinizi yazacak hale gelirsiniz. Senaryo yazarı arıyoruz şeklinde bir ilana neredeyse hiç rastlamayışımızın sebebi budur. Çevre edinmeli, alanda çalışan insanlarla tanışmalı, seviyeli bir iş ilişkisi geliştirebilmelisiniz. Koltuğunuzun altında da her zaman bitmiş ve çekime hazır projeler olmasında yarar var.

  11. Kerem der ki:

    Hocam herkes sektöre değinmiş ama ben esas temel soruna değineyim siz bunun üzerinden bir çıkarım yapınız.
    Ülkemizde senaryo yazarı olmak isteyen gençler kadar şuan halihazırda başka işlerle meşgul olan, bu işi hobi olarak yapan ya da bu vakitten sonra meslek olarak yapmak isteyen yetişkinlerin de olduğu bir gerçek. Ancak herkes, piyasayı ve senaryo yazarlığını tam anlamıyla bilmeden hemen üretim ardından onu da tüketmek peşinde…
    Birincisi: Günümüzde yapım şirketleri, bildikleri / tanıdıkları isimlere yurtdışından aldıkları dizileri ya uyarlatıyor ya da yazarların çekmecelerindeki projeleri hayata geçiriyorlar. Netflix, Blu TV, Puhu TV, Digiturk gibi dijital platformlar da ülkemizde daha çok edebi eserleri, diziye uyarlatıyorlar. Sinema ise tamamen başka kapı. Belli başlı yapım şirketleri tarafından çekilmeyecekse filmin 100 bin barajını aşmak bile mümkün olamıyor. Tanınmamış bir kişi isen zaten film senaryonun çekilmesinin pek mümkünatı yok. Yani herkes doğru veya hatalı üretme peşine düşüyor ama öylesine üretmiş oluyor. Her sene bir sürü dizi yazılıyor, her sene dizileri yazanlar aynı. Her sene kanallara dizi hazırlayanlar aynı isimler. Farklı isimler gün yüzüne çıksa da o isimlere de yurtdışından satın alınan projeleri veya edebi uyarlamaları yazdırıyorlar. Peki burada sorum şu: Tamam, güzel has. Hepimiz üreteceğiz de, kime neye üreteceğiz? Bu sektörde iş yapmış insanlar bile yeri geliyor ekmek kapısı bulamıyor. Yazdıkları yüzlerce sayfayı çekmeceye koyuyor, kimseye okutamıyor. Azimle, hakkaniyetle, yeri geldiğinde zorluklara göğüs gererek bir yerlere gelmek isteyen genç veya yetişkin, bu işi meslek olarak yapmak isteyen insanın “yapması gereken ilk tercih, girişmesi gereken ilk yol” sizce neresidir? Siz ne önerirsiniz?

    • Gökhan der ki:

      Ülkemizdeki en büyük mesleki sıkıntılardan biri iyi ile kötüyü ayırt edecek bir sistemin olmayışı. ‘Bu iyi’ ya da ‘bu kötü’ deme gücü olan insanlar var sadece. Üretme konusunu sizin ifade ettiğiniz gibi ‘bilip bilmeden üretme’ seviyesinden ‘bilerek üretme’ye dönüştürmek benim ve bu sitenin amaçlarından biri. Üretmek şart çünkü ortada bir ürün yoksa ‘ben çok iyi senaryo yazarım’ demenin bir manası yok. Ne var ki senaryo yazmak kolay bir iş değil. Bir hevesle bu işe girenlerin yaptığı en büyük ‘hata’ diyelim, budur. Böyle bir yeteneğin çalışarak yıllarca emek vererek geliştirilmesi lazım. Yetenek saf haliyle işe yaramaz. Çok çalışmak ve uzun zamana yayılan bir mücadele bizim toplumumuzun genel karakterine pek uygun değil. Daha doğrusu alışmamışız böyle bir şeye. Dikkat edin revaçtaki bütün iş kolları büyük emek gerektirmeden hızlı ve bolca başarı getiren işler. İnşaat işi (müteahhitlik) gibi. Politika gibi. Hayatını bir yazar olmaya göre programlayıp ona göre yaşayan insanların, bu işe ‘hevesli’ olan insanlara oranı çok çok küçük. Sizin ifade ettiğiniz gibi, azimle ve hakkaniyetle bu işi yapmak birinci şart. Bundan sonrası daha teknik ve daha sevimsiz bir konu. Çünkü bir yazar olarak iç dünyanızdan çıkıp dış dünyanın acayiplikleri ve kötülükleri ile savaşmanız gerekecek. Derdinizi anlatmak için bile savaşmanız gerekecek. Sektördeki güçlü insanların çoğu işleriyle ilgili bir eksiklik hissetmiyorlar. Gayet mutlular. Çünkü bir şekilde bir yol tutturmuşlar ve işler yürüyor. Bu insanlara bir şey vadetmek hiç kolay değil. Size inanmaları ve kağıt üzerindeki hayallerinizin ‘iyi’ olduğunu anlatabilmeniz için sizi tanımaları gerekiyor. O yüzden bu sitede belki yüz defa yazdığım şeyi tekrar edeyim; konu işinizi hayata geçirmek ise çevre edinmek işinizin iyi olması kadar önemli. İşiniz mükemmel olsa bile kimse gelip sizi bulmaz. Çevre edinmek. Beyaz yakalıların ve ecnebi dilindeki karşılığıyla ‘network’ (işin kendisinden sonra) birinci şart. Mesleki çevre edinmenin yolları muhtelif. Benim bu konudaki önerim de yapımcılara elinizdedki senaryoyu kabul ettirmeye çalışmaktansa halihazırda çalışmakta olan bir senaryo ekibinde gerekirse ücretsiz, gerekirse angarya işler yaparak işe başlamak. Azimli, çalışkan, uyumlu bir yazar ya da yazar adayı bulmak ne kadar zor, bilseniz şaşarsınız. Bu sebeple senaryo ekiplerinde sirkülasyon çok fazladır. Çekirdek kadro değişmez ama ‘bir hevesle’ ekibe girip de gereken uyumu, azmi gösteremeyen ve sonra da doğal olarak ekipten elenen o kadar çok insan var ki. İnsanlar zora gelince gerçek karakterleri ortaya çıkar. Bu işi ne kadar seviyorsanız o kadar azimli olursunuz. O kadar uyumlu olursunuz. Sıfır kilometre yazar adaylarının kibirli ve uyumsuz olmaları ne kadar sevimsiz bir şeydir!
      Eğer bir ekibe girmek bana göre değil diyorsanız sizi seven size inanacak profesyonellerle tanışmalı çevre edinmelisiniz. İşinizle ilgili çevreniz yoksa o işte dünyanın en iyisi olsanız da fark etmez.
      Bir başka önerim de şu: Kısa film yazın. (ve çekecek birilerini bulun ya da siz çekin!) Öyle bir film olsun ki bu, izleyenler ‘kim yazmış bunu?’ desin.
      Dediğim gibi; kendinizi zora koşmazsanız, hayatınız kaderden torpil beklemekle geçer.

  12. Yusuf der ki:

    Selam.

    1) Bir araba tanımadığımız yerde gider ve biz onun gidişini görürüz sadece. Yani DIŞ…GÜN noktanın yerine ne koyalım? Asfalt, Herhangi bir yer gibi sahne olurmu? Ayrıca bu çekim yapılan yer bile olsa İç mi, Gün mü olur?

    2) Örnek olarak bir sahne vereyim, düzeltirseniz…

    İÇ. EV/ODA – GECE 1

    Şehmuz polisten saklanmak için yatağın altındadır.

    DIŞ. EV/ÖN – GECE 2

    Polis girer, aramaya başlarlar… falan filan… Şakiri bulup, yakalarlar.

    Aslında demin saklanan Şevketti. Biz o eve girildi sandık ve bulunan Şevket çıktı. Bu olurken, sahne arası geçişler aynı sahne gibi göserilir ki, şüphe uyanmasın.

    Buna çapraz geçiş diyorlar. Geçişe Kesme değil Çapraz mı yazılır?

    Ve daha bu gibi nice çapraz sahneler aynı mıdır?

    3) Hocam bir adamın yüzünün görülmesini istemezsek belirtiyor muyuz?

    Şakir’in ayaklarından giren görüntü sırtında durur…. Sonunda yüzü görülür. (Yani biz kim olduğunu biliyoruz)

    Yani hayalimizi kağıda mı dökeriz hocam?

    Ayrıca senaryo yazdığımızda hangisi doğru?

    Örnek:

    Şakir görülür.
    Şakiri görürüz.

    4) Diyelim dizinin açılış sahnesini yazıyoruz ve orada V.O olarak geçen diyaloglar altında açılışı yaparız. Karakterlerin tanıtımı için yani. Aslında bölümün ortasında gösterilecek şey bu. Ama bu defa V.O değil hakiki sahneyle birlikte görüntüde görülür. (Orijinal)

    Bunu açılışta yada orijinalinde gösterince flashback mi geçer? Yani önce açılış sonra tam sahne. Mesela (1:07:12) süre.
    Açılışta yazdığımızdan sonra orta sahnedekini flashback mi olaral kullanacağız? Değişiklik yapılacaksa da mı?

    Şimdiden sağolun…

    • Gökhan der ki:

      1-) ASFALT, YOLLAR, BİLİNMEYEN BİR YER, DERE KENARI, DAĞ YOLU, ARAZİ vs . ne görüyorsanız onu yazabilirsiniz.
      2-) ŞEVKET EV, OTURMA ODASI – İÇ/GECE
      Şehmuz polisten saklanmak için yatağın altındadır. (Buraya sonraki sahneyi bu mekanda geçiyormuş hissi verecek bir ayrıntı koymak zorundasınız. Örneğin Şevket saklandığı yerden polisin kapıyı çaldığını görür.. gibi.)
      ŞAKİR EV ÖNÜ – DIŞ/GECE
      (Buraya da yine aynı şekilde önceki sahnedeki kapı çalma ayrıntısı burada oluyormuş gibi polislerin önce kapıyı çaldığını gösterirsiniz) Polisler eve girer.
      ŞAKİR EV, ANTRE – İÇ/GECE
      Polisler evi aramaya başlarlar… falan filan… Şakiri bulup, yakalarlar. (dediğim gibi yaparsanız çapraz, kesme vs. hiç karıştırmanıza gerek yok)
      3-) Tabii ki belirtiyorsunuz. Ekranda gördüklerinizi kağıda döküyorsunuz. ‘Şakir görülür’ doğru.
      4-) Filmin ortasındaki bir diyalogu sadece ses olarak açılışta kullanacaksanız: açılış sahnesinin sonunda, diyalogu yazdıktan sonra kısa bir açıklama yapsanız yeterli. Şöyle mesela: Bu diyalog sahne 92 deki Ahmet’in diyalogundan alınacaktır. Gibi…

  13. Anıl der ki:

    Merhaba herkese.

    Hocam size bir sorum vardı.

    Diyelim başka bir ülkede kendimizce senaryo yazıyoruz. Bunu ilerde gerçek bir senaryo sonrasında dizi haline getirmek isteriz. Fakat biliyoruz ki ilerde bu sahneler değiştirilecek. Sahne, ev, mekan vs. Yani yinede bir yapımcı buna aldırmaz değilmi?
    Sadece projeye bakar beğenirse zaten çekim yeri değişir herhalde. Bir açıklama verir misiniz?

  14. Filiz şahin der ki:

    Ertesi güne geçtiğimizi belirtmek için şuandaki dizilerde olduğu gibi şehir manzarası, İstanbul boğazı gibi yerleri gösterir diye ayrı bir sahne açmalı mıyız? Daha iyi anlatabilmek için kısa bir örnek:
    SAHNE 1 SOKAK/ DIŞ/ GÜN
    OZAN
    Bugün bitmez.
    DERVİŞ
    Biter aga biter.
    SAHNE 2 MANZARA/ DIŞ/ GECE
    Şehir manzarası görülür. Işıklar teker teker söner.
    SAHNE 3 MANZARA/ DIŞ/ GÜN
    Şehir manzarası görülür. Trafik akışı görülür.
    SAHNE 4 PARK/ DIŞ/ GÜN
    Ozan ve Derviş bankta yatar. Ozan uyanır, etrafına bakar. Derviş’i dürter.
    OZAN
    Kalk lan kal. Burda ne işimiz var bizim.

    Doğru olan bu mu? yoksa sahne 2 ve sahne 3 e gerek yok bu yönetmenin işi mi?

  15. Anıl der ki:

    Selamün Aleyküm.

    Diyelim böyle bir sahne var;

    DIŞ. 5 KAT/ 3 – GÜN 7

    Bir kişi 3. Kattan inmek için eski merdiveni kullanır.

    Burada 3. Kattaki sahne başlığı ile 5. Kattaki başlık aunı mı olur?

    Bu arada siz bilirsiniz herhalde. Eski dağınık bir binanın 5. Katı bu.
    Adı eski bina mı olsun sahne başlığında?
    Peki burası bir deponun binası ise (birleşik, aynı) ?

    • Gökhan der ki:

      Soru tam anlaşılmıyor ama anladığım kadar cevap vereyim: Beşinci katın sahnesinin adı 5.Kat, üçüncü katın sahnesinin adı 3.KAT olarak geçmeli.
      Eski bina, depo, Ahmet’in Binası, İzbe bina… nasıl uygun görüyorsanız öyle olur çok öenmli değil. Yeter ki ilgili sahnede mekanı güzelce tarif edin, filmi çekecek olanlar anlasın.

  16. Fatih der ki:

    Hocam bir senaryo yazdım. Acemiydim. Pek bir bilgim yoktu. Gerek siz gerekse kitap, site gibi yerlerden kendimi gelistirmeye çalıştım. Yaz çiz kaldır çöpe at gibi çeşitli denemeler sonunda yaklaşık üç yılda tamamladım. TRT world de kameraman bacanağım var. Durumu ona söyledim. Yardımcı olmaya çalışırız dedi. Şimdi böyle bir durumda benim elimde nelerin olması lazım. Ayrıca olurda şaşkaza bir yapımcı ile görüşmem olursa neleri yapmalı neleri yapmamalı nelere dikkat etmeliyim. Saygılar.

    • Gökhan der ki:

      Diziyse; İlk 3 bölüm senaryo, 10 bölüm sinopsis, ve dizinin genel hikayesini, yazar olarak neler hayal ettiğinizi anlatan bir yazı.
      Filmse; sinopsis. Sinopsis beğenilirse tretmanı sizden isterler. Ama ilk görüşmede sinopsis genellikle karşı tarafa bir fikir verir.

  17. . der ki:

    Selamün Aleyküm!
    Hocam şimdi bir bölüm en heyecanlı yerinde biter ve bir sonraki bölümde en son sahne gösterilip, yeni bölümdeki sahneler akmaya başlar. İşte o özet sahneyi yazalım mı yoksa kurguda yerini bulur mu?

    • Gökhan der ki:

      O özet gösterilen kısımda sizin bir önceki bölümden ‘mutlaka şu sahne orada olmalı’ diyeceğiniz bir şey varsa yazabilirsiniz. Mesela yeni bölümde o hatırlattığınız sahne ile ilgili bir durum gerçekleşiyordur, seyirci hatırlasın istersiniz… Böyle bir durum varsa kurguyu yapacak olan kişiler gözden kaçırabilirler. Siz böylece görevinizi tam yapmış olursunuz.

  18. Yakup der ki:

    Merhaba. Hocam buradaki bir soru ve yanıtınızdan şunu çıkardım doğru mu?

    İÇ/DIŞ. MÜZİKALTI – GÜN 3

    Falan’dan … şarkısı eşliğinde odadaki kavga yansır objektife. Ardından sokaktan geçen biri bu sesi duyar vs. (Müzik bitene dek devam)

    Tek sahne başlığı altında bir kaç dakikalık sahne.

    Hocam bu arada merak ettiğim konu;

    Acaba müzik yada şarkı dahil edileceği zaman izin mi alınır şarkıcı/müzisyenden?

    • Gökhan der ki:

      Doğru.

      Elbette. Yapımcının işidir. Siz yazarken böyle şeyleri düşünmeyin. Zaten zamanı gelince yapımcı size ‘Bu şarkı şart mı?’ vs gibi sorular soracaktır.

  19. Tahir der ki:

    Selamlar. Hocam sorum var.

    Bir karakter baktığı kişiyle konuşuyor ve bor kelimeyide aynı kişiye bakarak yanındakine söylerse parantez gerekir mi?

    Sağ olun.

  20. ... der ki:

    Merhaba…

    Şöyle bir düşündüğüm de görüyorum ki; senaryoyu yazdım, dizi olarak devam ediyorum. Ediyorum etmesine de… Aklıma birden ne geliyor? Şu an dizin yayınlanmaya başlarsa en uygun 2 – 3 gün vardır hafta içinde. Biliyorum ki tahammül edemez. 2 – 3 bölümde infaz! Sözümün canı;

    Her ne kadar iyi olduğunu düşünsek bile bir kusur buluruz ve “fazla gitmez” gibi deyip bir daha başlıyor yada temelli bırakırız yazmayı.
    Şimdi hocam… Dizi senaryosu yazıyor ve aklımda bir gün belirliyorum. Güya her hafta o güm yayındaymışız gibi. Hikayeyi sevdirmek için ne gerekir hocam? Biliyorum ki tek tek hepsi yazılmaz, yazmazsınız. Fakat en ve en önemli ilkeleri nedir yaza bilir misiniz? İlk 10 dakika kuralının yanı sıra “en” olarak ne var? Reyting kurbanı olmamak için ne gerekiyor?

    • Gökhan der ki:

      – Bir cümleye indirgenebilecek basit ama iyi bir bir ana fikir (logline)
      – Gelişmekte olan ve tercihler yapan bir kahraman
      – Kahramana tercihlerinden ötürü bin bir türlü çile çektirecek olan bir dış dünya, ve buna bağlı olarak bolca çatışma/olay.
      – Müthiş bir son kapışma vaadi. (dizi olduğu için son kapışma bir türlü gerçek olmayacak ama senarist olarak vadetmeye devam edeceksiniz.)

      Ayrıca şu sayfadaki özellikle ilk 8 yazıyı hatmedeceksiniz:
      http://www.gokhanyorgancigil.com/?page_id=2005

  21. Zoya der ki:

    Merhaba başrol karakterlerimin birini türkiyeli diğerini Pakistanlı yapıp okuyucuya hem aşk hikayesi anlatırken hemde kültür farklılığıyla dikkatlerini çekmeye çalışsam olurmu?

  22. Ahmet Arslan der ki:

    Selamlar hocam. Benim iki sorum olacaktı.
    1-) Yöresel ağzın çok kullanıldığı bir mekanda geçecek film senaryosunda diyaloglarda yörenin ağızları kullanılabilir mi? Normalde parantez içinde (Erzurum ağzıyla vs.) olarak yazılırlar ancak telaffuzu zor kelimeler veya sadece o yöreye has kelimeler de oluyor. Onları okunduğu gibi mi yazmak gerekir?
    Mesela “konuşacağım” demek yerine “gonuşacam” “gerçekten mi?” yerine “essah mı diyon?” “azıcık” yerine “eccük” gibi… Bunları yazsak senaryoda sırıtır mı? Filmde geçecekse aynen okunduğu gibi yazılmalı mı?

    2-) Bir karakter telefonda biriyle konuşuyor. Karşı tarafın sesini duymuyoruz. Karakterin diyaloğunun altında bu konuşmayı devam ettirebilir miyiz? Örneğin:
    KARAKTER
    Merhabalar, bana Emir Bey’i bağlar mısınız? Alo… Emir Bey, nasılsınız? İyiyim teşekkür ediyorum ben de. Şimdi sizin elemanlar geldi bize. Evet, evet Suat ile Kemal. Ama bir sıkıntı çıktı….. gibi?

    • Gökhan der ki:

      1- Diyalogları yöresel ağızla yazılmış çok senaryo gördüm. Yaygın bir kullanım. Ancak ben tasvip etmiyorum. Bence oyuncunun işini yapmaya gerek yok. Dediğiniz gibi Erzurum ağzıyla vs. gibi ifadeler çok daha yerinde olur. Yöresel ağızla söylendiği gibi yazarsanız size bir zararı olmaz. Sadece kişisel görüşümü ifade ettim.
      2- Evet aynı diyalog altında olabilir. Ancak konuşmanın karşı tarafın duyulmayan diyalogu yüzünden kesik kesik olduğunu, bazı kelimelerin arasında es olduğunu, bir şekilde belirtmenizde fayda var. Burada yaptığınız gibi sadece (…) kullanırsanız yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilir.

  23. Yahya der ki:

    Merhabalar…

    Hocam senaristin seyirciye oynadığı bir oyun olan dublör meselesi.
    Diyelim bölümde gizemli birini görürüz (elini). Ve bu adam 10 bölüm sonra ortaya çıkacak. O adam eğer şu anda bir dublör ise yani senarist bile kim olduğuna karar veremediyse kararı verdikten sonra dublör sahneleri bir daha ortaya çıkan karaterle çekilir mi?(yüz artık ortada) Böyle olmalı değil mi? Çünki 10 bölüm önce ayak ve el görünürken ve kimliği belirsizken, şimdi belli.

    Bu arada bir senarist böyle bir karakter gerektiğini düşünüp yazar ve ondan sonra kim olduğuna karar verir mi hiç? Yoksa herşey planlı mı olur?

    Teşekkürler…

    • Gökhan der ki:

      Doğru olan sezonluk hikayenin bitmiş olması ve sonra bölüm bölüm senaryo yazımına geçilmiş olmasıdır. Yani senarist kimin kim olduğuna ne olduğuna en baştan karar vermiş olmalıdır. Eğer tepenizde birileri size şunu yaz bunu değiştir, şu karakter ölsün böyle bir karakter kadroya dahil olsun vs. gibi direktifler vermiyorsa senaristin her şeyi bilen ve her şeye karar veren kişi olması gerekiyor. Senarist için kendi senaryosunda bir sürpriz ya da bilmediği bir şey olamaz.

  24. Fatih der ki:

    Hocam parantez nerelerde, hangi durumda, ne sebeple kullanılır? Birer örnek ile açıklar mısınız? Teşekkürler

    • Gökhan der ki:

      Diyalog yazarken konuşan karakterin diyalog içinde bir aksiyonu varsa, ve bu aksiyonu özellikle belirtmek istiyorsanız parantez içinde yazarsınız. Bazen bir aksiyon değil bir duygu durumunu belirtmek için de olabilir. Mesela iki karakter konuşurken birisi eski günleri hatırlar. Bakışları dalar gider. Parantez içine (Geçmişi hatırlar, bakışları donuklaşır) vs. yazabilirsiniz.

      Ahmet ve Mehmet kalabalık kaldırımda yürümektedir. Yanlarından insanlar gelip geçmekte, arada hiç tanımadığı insanlar Ahmet’le çarpışır gibi olmaktadır.
      AHMET
      İnanabiliyor musun, bana resmen
      ‘git başka iş bul’ dedi. Bunca
      yıldan, şirkete verdiğim onca emekten
      sonra…
      MEHMET
      İş dünyası böyle.
      AHMET
      İş dünyası böyle değil, (yürümeyi bırakıp
      Mehmet’in koluna sıkıca yapışarak)
      siz böylesiniz!

      Mehmet beklemediği tepki karşısında şaşırır.

  25. Fatih der ki:

    Sayın hocam bir sorum daha olacak şimdiden teşekkürler… Senaryoda ne yazılmaz? Ne yazılır? Örnek üzerinden devam etmek istiyorum.

    -Leyla:Artık seni sevmiyorum.
    Ali yıkılır. Neye uğradığını anlamaz. Sanki kalbini sökmüşlerdir.

    -Gökhan içeri girer. Sinirlidir.

    -Ali:Çok iyi bir iş çıkarttın.
    Gökhan gülümser.
    Gökhan: Eyvallah sağ ol.

    • Gökhan der ki:

      Senaryoda olmasın diyebileceğim tek cümle var:

      Sanki kalbini sökmüşlerdir.

      Ancak bu cümle bile bu dozda kalacaksa senaryoda olabilir. Çünkü bu haliyle oyuncuya o anki oyunu hakkında bilgi veriyor. Ama işi abartıp tasvir üzerine tasvir yapmamalıdır. İç dünya tasviri yerine karakter içinde olan biteni nasıl dışa vuruyor, bunu senaryoda yazmak lazım.

  26. Simay Balcı der ki:

    Merhabalar Gökhan Hocam. Ben senaryo yazım biçimi hakkında bir soru soracaktım. Yerli dizi / film senaryolarından bir çoğunu okudum. Ancak neredeyse hiçbiri kitaplarda anlatılanın aksine geniş zamanla yazılmamıştı. Katıldığım birçok seminer ve söyleşide de senaryo yazarları senaryo yazmaktaki esas amacın duyguyu doğru aktarmak olduğunu söylediler. Formatı ve biçemi az çok bildikten sonra ha geniş zaman ha şimdiki zaman takılmayın denildi. Hatta ülkemizdeki yapımcılar, hikaye gibi yazılan senaryoları daha şanslı görüyorlarmış. Düz bir metinden ziyade, okunur kılınan bir metini tercih ediyorlarmış. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Mesela şöyle bir örnek sahne olsun diyelim:

    “Elif yerinde oturuyor. Sıkılmış, bunalmış. Etrafına bakar. Etrafına bakınırken kendi yaşlarında genç bir adamın (KEMAL) ona baktığını fark eder. Utanır,
    gözlerini kaçırır. Önce başka tarafa, sonra önüne bakar.
    Ama tabii merak eder: Acaba adam hâlâ ona bakıyor mu? Göz
    ucuyla tekrar bakar. Bakan çocuk yakışıklı. Düzgün birine benziyor. Elif bir kez daha adama baktığında adam kalkar ve ona doğru gelmeye başlar. Elif ne yapacağını şaşırır.
    Fakat adam çoktan geldi bile yanına.”

    Mesela bu sahnede hem geniş zaman hem şimdiki zaman kullanılmış hem de merak uyandırıcı ögeler, duygu durumları kullanarak okuyucular için estetik bakış açısı katılmış. Bu sahne genel kalıplar gereği geniş zamanla yazılsa, aynı hissi verir miydi sizce? Ben çok denedim, vermiyor.

    Son olarak da senaryoyu sunuş sürecinde sektördeki birçok yazar, sinopsis yerine anlatı metni yazın diyorlar. Filmin ve dizinin 1 sayfalık özetini geniş zamanla, giriş – gelişme – sonuç şeklinde yazmak zorunda hissetmeyin. Filmin/dizinin temasını, karakterlerin gidişatını, ana hikayeyi ve duyguyu istediğiniz biçimde yansıtın. Biçimi fark etmez diyorlar. Bunun hakkında düşünceniz ne? Ülkemizdeki yapımcılar sanıyorum senaryonun teknik özelliklerinden çok yazarın neyi nasıl anlattığına bakıyor gibi anladım ben 🙂

    • Gökhan der ki:

      İşin doğrusu bizim dizi sektörü ile ilgili ne desem boş. Söylediğiniz gibiyse işinizi olabildiğince süslemeniz daha doğru tabii. Ama ben olsam yine de işi kitabına uygun yapardım. Ben bir kaç festivalde ve yarışmada jüri üyeliği yaptım, ve ben sinemacı olduğum için kurallara uygun yazılmış bir sahnenin nasıl duygular taşıyabileceğini görebiliyorum. Hayatında doğru dürüst film bile seyretmemiş ama cebi para gördüğü için ya da güçlü tanıdıkları olduğu için film yapımcılığına soyunmuş kişilerden bahsediyorsak, onlar için ne geniş zaman kullanımının ne de sayfa düzeninin bir anlamı olacağını sanmıyorum. Karşınızda işi gerçekten filmcilik olan birileri varsa kurallara uymanızı tavsiye ederim. Ama karşınızda müteahhitten bozma yapımcılar varsa ve senaryonuzu acılı lahmacun eşliğinde sizden öykü dinler gibi dinlemek isterlerse mecburen (ya da tercihan) uyacaksınız. Bana göre ülkemizde çekilmiş en iyi filmlerden biri olan Muhsin Bey’i izleyin. İzlediyseniz hatırlayacaksınız. Durum bu yani. Ben bu durumda Muhsin Bey oluyorum 🙂
      Öte yandan yazdığınız örnekte aşırıya kaçılmazsa bir sorun yok. Zaman zaman dengeli bir şekilde duyguyu aktarmak için bu kadarlık bir ‘edebiyat’ yapılıyor, yapılabilir.
      Ben ülkemizde bir sinema geleneğinin, bir filmcilik geleneğinin oluşmasını istiyorum. O sebeple bu işi efendi gibi kurallarına göre oynama taraftarıyım. ‘Bütün dünyadaki standartları hiçe sayıp kendi sistemsizliğimizi bütün dünyaya kabul ettiririz biz’ diyorsak ‘buyurun yapın’ derim. Sözüm size değil tabi, kafasına göre takılan, beyaz takım elbiseli aç gözlü ama bir o kadar da cahil tayfaya.
      Ben bu işin ciddiye alınmasından yanayım. Var olmak için ciddiyetsizliğe uyum sağlamanız gerekiyorsa, (muhtemelen) gençsiniz, belki de uyum sağlamalısınız. Bilemiyorum, tercih sizin.

  27. Fatih der ki:

    Hocam bir sorum olacak yardımcı olursanız sevinirim.
    Aynı sahne de ilerleyen bir zamana geçersek nasıl yapıyoruz? Örnek vermek gerekirse

    -Yemek yemeye başladılar. Burada senaryoya yazacağımız bir şey yok. Yemekleri bitirdiler. Olay burada başladı. Bu durumda yeni bir sahne mi açarız yoksa yemeklerini bitirirler ifadesi yeterli midir?

    -Ali, Veli’yi bayılttı. Bundan sonra ki kısımda Veli sandalyede elleri, ayakları bağlanmış bir halde oturmaktadır. Bu tip durumlarda yeni sahneye mi geçeriz. Yoksa sadece yazmamız yeterli mi? Teşekkür ediyorum.

  28. Furkan der ki:

    Hocam Merhaba.
    Bundan önceki 2 sorumu görmediniz sanırım. Ben birinide ilave edip, tekrar yazmak istedim.

    1
    3. Bölüm finalini 4. Bölümün ilk sahnesinde gösterilir varsayalım. 3. Bölümü olduğu gibi bir sonraki bölüme mi geçirilir yoksa “3. Bölüm fini” gibi ifade mi kullanılmalı?

    2
    Bir dizi yahut film izleyeceğiz, süresine baktığımızda mesela: 2:12:45 gibi bir süre ile karşılaşırız. Bu sürenin uzunluğu senariste mi kalmış? Yani senarist olarak yazdığımız sahnelerin her biri ortalama ne kadar süredir bilir. Öyle değil mi? Bunu hesaplamak garip ve ya mümkün mü?

    3
    Örnek:
    A) DIŞ. YOL-GECE 12
    Karakterimiz bir köprüye varır, yürümeye devam eder.
    – Aynı sahne altında, yani aynı yolda ama bir kaç metre ileride çekilecek olan yurüyüşünü başka sahne altında yazmaya gerek var mı? Yoksa “20 metre kadar gitmiştir” türü ifadeler mi kullanılmalı?

    B) İÇ. EV/ODA-GECE 1
    Karakterimiz uyuyordur.
    – Bu karakter uyur ve kamera pencereye dogru yönelir diyelim mesela. Döndüğünde gündüz olur. İkinci sahne gerekmez herhalde.

    • Gökhan der ki:

      1-
      4.Bölümün ilk sahnesi olarak sahne başlığı yazın: SAHNE 1 ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN FİNAL SAHNESİ (SAHNE 122)
      altına da ‘3.bölümün final sahnesi olduğu gibi burada olacaktır’ vs. gibi bir ifade yazabilirsiniz.
      2-
      Senaryo yazım kurallarına uygun (sayfa düzeni) yazmışsanız yaklaşık olarak süre tahmin edilir. Bir sayfa bir dakika olarak düşünülür. Filmin süresi kurgudan sonra kesinleşir. Eğer süre sınırlamaları varsa kurgu sırasında bazı sahneler atılır. Sınırlama yoksa senaryoda yazdığı gibi kurgulanır ve yayına verilir. Bununla birlikte ‘dizi bölümü ya da sinema filminin süresi ne olacak?’ sorusu senaryo yazımı bittikten sonra Yapımcı ve Yönetmenin üzerinde durdukları önemli bir konudur. Duruma göre senariste geri dönüş yapılabilir, senaryoyu uzatması ya da kısaltması istenebilir. Senaristler yazmaya başlamadan önce -özellikle dizi yazıyorlarsa- mevcut örneklerin süresini bildikleri için ona göre yazarlar. Sayfa sayısı vs. yazarken de bu şekilde hesaba genellikle katılır.
      3-
      a) Verdiğiniz örnek aynı sahne altında olmalıymış gibi görünüyor. Ama farklı durumlar olabilir.
      b) Kamera pencereye yönelir sonra odaya geri mi döner? Sahnenin sonu mudur gecenin sabaha dönmesi? Bu soruların cevabına göre farklı durumlar karşımıza çıkabilir ancak genel olarak mekanı değiştirmiyorsak, kamera aynı mekanda kalıyorsa aynı sahnenin içindeyizdir.

  29. Fevzi der ki:

    Hocam Merhaba. Size bir sorum olacak.
    Diyelim birisi hastanede can çekişirken, onu bu hale sokan adam da eğlencededir. Hem hastanın akıbetini hem de eğlencede olan adamın sahnesini gösteririz. Bir yandan ölüm kalım, diğer yandan eğlence.

    Bunları bir sahne altında yazsak olmaz mı?
    Gah o sahne gah bu sahneyi yazmak zorunda kalmayalım.

    • Gökhan der ki:

      Daha önce cevapladığım bir soru. Tıpkı telefon konuşmalarında olduğu gibi kurguda kime döneceksek onun için ayrı bir sahne açmanıza gerek yok. Yapacağınız şey iki sahneyi bir bütün olarak yazmak ve arka arkaya senaryonuza yerleştirmek. Örneğin Sahne 67, BAR/EĞLENCE sahneyi yazıyorsunuz. Sonra SAHNE 68, HASTANE ODASI. Sahneyi yazıyorsunuz. İki sahnenin de başına, sahne başlığının altına, diğer sahnenin numarasını vererek; Sahne 68 ile iç içe kurgulanacaktır vs. gibi bir ifade yazıyorsunuz. Unutmayın; sahneler filmi çekecek olanlar için yazılır. Film çeken ekip, bir hastane – bir bar gel/git yapamayacağına göre, bu iki sahneyi siz nasıl bölerseniz bölün, blok olarak çekeceklerdir.

  30. Tarık İzel der ki:

    Merhabalar efendim. Yeni başlayan bir dizinin pilot bölümü ve genel hikayesini yorumlama ödevim var. Rapor yazımı konusunda birçok kaynak okudum, makale okudum. Bir de senaryo doktorluğu yapmış biri olarak size sormak istedim. Bir TV kanalında veya bir yapım şirketinde danışman olarak görev yapan arkadaşlar yeni başlayacak dizinin ilk bölüm senaryosunu okuduklarında hangi başlıklar üzerinden neleri yazıyorlar ve kaç başlıkta değerlendiriliyorlar? Ortalama kaç sayfa olması gerekiyor? Bunları cevaplarsaniz çok memnun olurum iyi çalışmalar.

    • Gökhan der ki:

      Bu konuda bir standart olduğunu sanmıyorum. Bir sayfa sayısı ya da şablon vermek mümkün değil. Eğer benim önüme böyle bir şey gelseydi belli başlı konu başlıklarına bakardım. Mesela;
      – Karakterler ve özellikle Kahraman gelişime açık mı
      – Konu ne kadar doğurgan. Neler vadediyor.
      – Anlatılan olaylar ne kadar ilginç, ne kadar sıradan
      – Konuya giriş ve pilot bölüm sonu ne kadar çarpıcı
      – Karakterler arasındaki ilişkiler nasıl yazılmış, çatışmaları yeterince güçlü mü
      – Mevcut benzerleri arasında bu projenin yeri nasıl, neyi ne kadar farklı anlatmış
      vs gibi pek çok başlık hazırlar ve temel dramatik unsurları ne derece gerçekleştirdiğini kontrol ederdim.

  31. TPLOTT der ki:

    Hocam bana Fransız formatında olan bir senaryo uygulaması söyler misiniz?(telefonum iPhone. Ona indireceğim) Fransız formatında olan bir senaryo uygulaması??

    • Gökhan der ki:

      MS Word ile çalışabilirsiniz. Ancak Word’ün içinde bazı programlamalar (makro) yapmanız gerekebilir. Ben doğrudan bir uygulama olup olmadığını bilmiyorum. Bilen varsa yazabilir.

  32. Fatih der ki:

    Hocam ben sahne konusunda çok sıkıntı yaşıyorum. Bazı durumlarda yeni sahne gerekir mi gerekmez mi karıştırıyorum. Bir kaç örnek vermek istiyorum.
    -Diriliş de Ertuğrul bey meydanda bir kişi ile savaşıyor. Diyaloglar var. 10 metre ileride de Bamsı başkası ile savaşıyor ve diyaloglar var. Birisi kameradayken diğeri görünmüyor. Bu tip durumlarda yeni sahne mi gerekir? Nasıl yaparız hocam.

    -Başka bir örnek: Veli bir eve hırsızlık için girmiştir. İçeriden sesler gelince yatağın altına saklanır. Ali odaya girer. Veli cebinden bıçağını çıkarır. Ali çekmeceden bir şey alıp çıkar. Burada yatağın altı ayrı, oda ayrı sahne mi olur?
    Yardımcı olursanız çok memnun olurum hocam. Teşekkürler

    • Gökhan der ki:

      – Çekim ekibinin yeni bir teknik kurulum (ses, ışık, dekor vs) yapması gerekiyor mu?
      Sahne açarken kendinize sormanız gereken soru bu. Verdiğiniz ikinci örnekte kesinlikle yeni bir sahneye ihtiyaç OLMADIĞINI söyleyebilirim. İlk örnek ise duruma göre değişebilir, ama gerekmiyor gibi anlıyorum. İki olay aynı zamanda geçiyor değil mi? Geniş bir mekanın bir köşesinde biri diğer köşesinde öteki var. Genel kurulum (ses, ışık, kamera vs) değişmiyorsa tek sahne yeterli. Ama Işıklar, set ekibi, her şey farklı bir mekana taşınıyorsa yeni sahne.

  33. Edis der ki:

    Merhaba Hocam…

    Yurt dışındayız… Diyelim Türkiye’nin planladığımız bir yerine uygun olarak, mekanları ve yerleri bildigimiz için hayal olarak düşünüp, yazsak ve yurt dışından dönüp bu senaryoyu birilerine görücü çıkarınca beğenilir diyelim. Ve herşey hazır olur da dizi olarak yayın hayatına başlar. O zaman bizim belirlediğimiz sahneler değiştirilip de belirlenen konumun sahnelerine uygun çekilebiliyor mu? Yani senaryoyu baştan aşağı değiştirmeyelim diye. Zaten hikaye, akış bellidir ama sadece sahne farkı vardır.

    (Kasabada hayal edilir hocam. Fakat bir şehire uygun sahneler yazılır. Aslında çok iddialı bir projedir bu. Tutacağından, begenileceğinden mutlak eminlik var. Bu halde o kasaba sahneleri, bir zaman bu proje diziye dönüştüğünde belirli konuma uygun sahneler olarak değiştirmek mümkun müdür? Eğitimsiz senarist olunur mu net olarak bilmiyorum ama olmuyorsa da araştırıp, edindiğim bilgiler sonucu öğrendiğim bilgiler sayesinde yaşadığın bölgeye uyumlu yazıyorsun.
    Elbette köy mahallesiyle şehir aynı değil ve de her yerde çekim yapılmaz evet. Yani kahve, karakterlerin evleri, dükkan ve s. Gibisi şeyler olacaktır. Geleceğe engel mi?
    Ve eğitimsiz, yaş sınıri olmadan senarist olunur ve dikkate alınır mı?
    Teşekkürler..)

  34. Gökmen Kaya der ki:

    Gökhan hocam merhaba.
    Birden çok kişi tarafından sahiplenilen bir köpekle ilgili bir senaryo yazıyorum. Köpeğe her sahiplenmede başka isim takılmış. Senaryoda hangi ismi kullanmam gerek; ilk verilen isim mi yoksa son verilen isim mi? Bir türlü çıkamadım işin içinden.

  35. Yasin YAZICI der ki:

    Selamlar hocam. Benim aklıma takılan iki soru var. Müsaadenizle hemen sorayım.

    1-) Film senaryosu ve Dizi senaryosunda içerik farkları olduğu kadar teknik farklar da var. Hem yerli hem yabancı birçok film ve dizi senaryolarını okuma imkanım oldu.

    Filmlerde sahne girizgahları “mekan betimlemeleri” üzerine başlıyor. Ardından karakterin durumu, davranışları gösteriliyor ve diyaloğa geçiliyor.
    Dizilerde ise sahne girizgahları “karakterin durumu ve davranışları” üzerine başlıyor. Yani mekan betimlemesi olmuyor. Neredeyse birçoğu böyle. Plot bölümlerde de keza öyle.

    Yaptığım birkaç araştırma sonucu dizilerin proje tasarım safhasında “mekan tasarımı” dosyası da hazırlandığını öğrendim. Bu mekan dosyasında dizide kullanılacak ana mekanların betimlemeleri mi yapılacak? Nasıl hazırlanıyor?

    Bir de bütün mekanları dizinin ilk aşamasında bilmek, betimlemek zor olsa gerek. Birkaç bölüm veya sadece o bölümde kullanılacak mekanlarda sahne yazıldığında o mekanı betimlemeye ihtiyaç var mıdır? Ne ölçüde betimlenebilir?

    2-) Birçok okuduğum yerli senaryoda “kamera karakter yüzüne odaklanır”, “kamera karakterlerin koşuşturmalarını takip eder”, “Ayşe konuşurken Mehmet’e odaklanırız”, “Kaldığımız sahneden açılırız”, “Ahmet’in yüzünde kalırız”, “Görüntü, bir deponun genel görüntüsüyle açılır”, “İstanbul genel gösterilir” gibi cümleler kullanılıyor. Bunlar doğru mu? Kullanılabilir mi?

    • Gökhan der ki:

      1- Siz senaryoyu ekranda ya da perdede nasıl görüyorsanız öyle yazın. O senaryo üzerinde başka çok sayıda insan çalışacak. Bahsettiğiniz mekan tasarımı vs. gibi şeyler senaristin işi değil. Siz olmasını istediğiniz ve senaryonuz için mutlaka gerekli ne varsa senaryoya yazın. Sonra dekor kostüm tasarımcıları ya da her kimse, ‘burada ne düşündün’ diye eğer sizin fikrinizi almak isterse zaten sizi bulur.
      2- Senarist olarak sizin için olmazsa olmaz bir kamera hareketi ya da açısı varsa yazarsınız. Ama Kamera sizin işiniz değil, coşup da her sahnede kamera açısı vs. yazarsanız senaryonuz ciddiye alınmaz.

  36. Halim der ki:

    Alana Selam…

    Hocam 2 sorum vardı size. Müsaadenizle..

    1 –

    2 karakter arasında geçen bir tartışma sonrası aralarından biri gider ve diğeri ise onun söylediklerini yahut kendi söylediklerini hatırlıyordur. Ama flashback olarak geriye gitmeyiz. Sadece diyaloglar arkaplandan duyulur.

    2 –

    Hadi bu tamam. Peki ya atıyorum; “Halil, se’nden nefret ediyorum” şeklinde diyalog seslenir ve karakter bunu söyledikten sonra uzaklaşır. Yukarıdaki gibi. Ancak gittikten sonra diğeri bunu hatırlar hatırlamasına da yine atıyorum; “Senden nefret ediyorum” şeklinde diyalog duyulur arkaplandan. Halbuki “Halil, se’nden nefret ediyorum” şeklindeydi diyalog. Ama işim çıkarıldı.
    Aslında Uzun diyaloglarda sesli ya da normal flashback kullanıldığında esas meselelere değinilir. Peki bunu biz paranteze ya da mizansende “Falan anda, falan cümleyi söyler” diye yazsak olur mu?
    Peki ya uzun cümle arasından seçersek kendimiz mi diyaloğa yazarız, yoksa “Esas konuyu öz geçeriz” tarzında bir ifade mi kullanmalıyız?

    3 –

    Dizi ortasından ve ya son sahnesinden bir flashback ile başlar. Diyelim dizinin ilk 30, 40 – ıncı takımlarından bir sahneyle.
    Peki biz bu sahneye kadar yazdık senaryoyu tamam ama o sahneye varıldığında aynen yazmalı mıyız bir daha?
    Şöyle yolları var bunun; A) Bu sahne flashback’te gösterildiği gibi ve gösterildiği yere kadar yazılır ya da mizansende “Şu sahne” diye belirtilir. (Burada cevap sizden gelecek)
    B) Flashback’te gösterilen sahnenin aslında kesilmiş sahneleri de olur. Yani ilk sahne olduğundan dolayı çok şey sona saklanır. O zaman burada bizzat tekrardan yazmak gerekir diye düşünüyorum. Çünki ilk sahnedeki flashback’te arasına sıkıştıracağımız sahneler de vardır. Öyle mi?

    Saygılar…

    • Gökhan der ki:

      1 ve 2 – )
      Bir karakter hem konuşuyor hem de içşinen bir şeyler geçiriyor ya da hatırlıyorsa, yani görüntüde gerçekte duyulmayan bir ses varsa; konuşan karakter için ayrı sesi duyulan karakter için ayrı diyalog açılır. Kafa sesi gibi olan duyulmayan diyalog için kim konuşuyorsa onun isminin yanına (SES) ya da (DIŞ SES) yazılır. Yani
      AHMET (SES)
      şeklinde bir karakter açmış gibi olursunuz. Bu açtığınız SES yazan diyalogun altına ya da üstüne gereken açıklamayı yapabilirsiniz. Mesele ne yapmak istediğinizin anlaşılmasıdır.
      3 – ) Sahneyi ilk gösterdiğiniz sahne numarası ile flashback olarak gösterdiğiniz sahne numaralarının aynı anda çekilmesi lazım. Yani Bölüm 2 Sahne 30 için çekim ekibi çekimi yaptıktan sonra Bölüm 5 Sahne 51 için aynı sahneyi birebir canlandırmak zorunda kalmasınlar. Çünkü bu duruma göre mümkün olmayabilir. (Örneğin aralarda bir yerde evdeki bir vazo senaryo gereği kırılır, o zaman Bölüm 5 için o vazonun aynısını tekrar bulmak ve yerine koymak gerekir bu da yapım ekibini hiç hoşnut etmez.) Bu şekilde önceden olacak her leyi bilen kişi olarak hem orijinal sahneye hem de flashback yapılan sahneye gereken açıklamaları yapmanız lazım. Mesela şöyle: DİKKAT: Her iki sahnede uygun bir yere Bölüm 2 Sahne 30 ve Bölüm 5 Sahne 51 birlikte çekilecektir! gibi… Önemli olan senaryonun kendisini yeterince açık ifade etmesi.

  37. Harun der ki:

    Hürmetler hocam.

    Avrupa ülkelerinden birinde daha ergen çağında senaryo eğitimi almadan ve birlikleriyle yazarak onay alan çocuklar az değil. Merak ettiğim; Liseli, senaristin değil de başka bir meslekten mezun olup, senarist olmak düşünüldüğünden daha mı kolay? Mümkün mü yani? Senaryo beğenilirse yaşın, mesleğin, durumun ne olursa olsun oturup bir senaryoyu yazma lüksümüz var mıdır? Okul hayatı devam eden birisi bunu nasıl yapıyor? Ayrıca bunun maddiyatı da vardır değil mi?

    • Gökhan der ki:

      Senaryo yazarlığının eğitimi olmalıdır. Eğitim alırsanız hem alanla ilgili gereken bilgileri almış olursunuz hem de sizin gibi insanlarla tanışmış olursunuz. Yüz tane senaryo dersi almış öğrenci olsa içlerinden sadece beş tanesi senarist olmayı başarsa bile sizin için bir avantajdır. Beş tane senaristi bizzat tanıyor olursunuz. Başka bir eğitim almış olup da bu iş yapılamaz mı? Tabii ki yapılabilir ama çevre edinmek için ayrıca çaba göstermeniz gerekir. Yazar illa ki yazarlık okullarından mezun olmuş kişi değildir. Ama eğitim almanın faydasız olduğunu söylemek çok büyük bir hata olur. Yazdıklarınız beğenilirse yaşadığınız toplumu iyi okuyabiliyorsanız, kendinizi iyi yetiştirmişseniz, yazma işinden geçiminizi de sağlayabilirsiniz. Buna bir engel yok. Eğitim alsanız da almasanız da hepsi size bakıyor.

  38. Selim der ki:

    Hocam kısa film senaryosu yazılırken ortamda birden fazla kadın, birden fazla erkek varsa ve bunların sadece iki-dört arasında diyalogları olacaksa “KADIN 1, KADIN 2, KADIN 3, ADAM 1, ADAM 2, ADAM 3, YAŞLI KADIN, GENÇ KIZ, GENÇ ADAM” şeklinde yazabilir miyiz? Nasıl yazılmalı?

    Bir sorum da şu: Sahnede görünmeyen ama sesini duyduğumuz bir karakter var. Önemi olmayan yine iki-üç diyaloğu olan bir karakter olsun diyelim bu. Şöyle mi yazılmalıdır.

    SES (OFF SCREEN – KADIN)
    Diyalog…
    SES (OFF SCREEN – GENÇ KIZ)
    Diyalog…

    Şimdiden teşekkür ederim, saygılar

    • Gökhan der ki:

      Çok karakter varsa, sizin soruda yazdığınız gibi numaralandırmalar okumayı güçleştiriyorsa karakterlere isim verin ve isimlerini kullanın. Diyalogları olmasa bile ya da isimleri senaryoda hiç zikredilmeyecekse bile karışıklıktan kurtulmuş olursunuz. Hiç değilse hem okuyan hem de filmde çalışacak olanlar 4 numara kimdi 3 numara kimdi diye karışıklık yaşamamış olur.
      Off Screen, görüntü üstü, altı ne yazarsanız yazın orada ne yaptığınızın anlaşılmasını sağlayın. Gerekirse açıklama yapmaktan çekinmeyin. Görüntüde olan biteni güzelce anlatabilmeniz gerekiyor. Esas olan budur.

  39. Hayri. H der ki:

    Hocam Selam

    Dizi senaryosu yazarken, haziran ayında dizilerin sezon finaline çıktığını biliyoruz. Haziran sonuna kadar 35-40 bölüm arası bölüm yapar. Eylül-Ekim başlangıcından. Sorum; “Biz sezonun hikayesini yazarken 35 bölüm sürsün mü diyoruz, haziranın 2. Haftası kaçıncı bölüme denk gelirse, o bölüme kadar mı planlarız?”
    Yani aya mı, bizim kararımıza mı bakar?

    Teşekkürler

    • Gökhan der ki:

      Henüz proje aşamasındaki bir diziyi yazıyorsanız bunların hiçbirini düşünmenize gerek yok. Proje yazıldıktan sonra hayata geçene kadar, bir takvim belirlenene kadar köprünün altından çok sular akacak. Sizin yazar olarak odaklanmanız gereken tek şey senaryonuz, hikayeniz. Proje aşamasında 3 bölüm senaryo, 13 bölüm sinopsis, genel gidişat ve diziyi tanıtıcı bir metin sizden beklenir (duruma göre değişebilir ama genellikle böyle). Bazen TV kanalları dizi yayına geçtikten sonra bakıyor ki reytingler düşük, üç bölümde diziyi yayından kaldırıyor, ya da benzeri durumlar… Senaristin görevi sadece senaryosunu en güzel haliyle yazmaktır.

  40. Gaffur der ki:

    Hocam İyi haftalar. Şöyle ki; Karakterimizin aklında bir plan vardır. Ve bunu yürütmeye başlar. Karakterimiz bir başkasına planını anlatıyorken, aynı zamanda da planını uyguladığı sahneleri görürüz. Yani plan anlatıldığı sahnenin arasına uygulandığı sahneler koyulur ya? İşte bu sahneler ayrı ayrı başlık altına mı sığacak?

    • Gökhan der ki:

      Arka arkaya göreceğiniz sahneler uzunsa ayrı sahne açmanız ve bu sahnelerin bir öncesindeki sahnede; sonraki 3-5-10 sahnenin nasıl gösterileceğini anlatmanız lazım. Yok eğer kısa kısa birer kare görecekseniz bu sahneleri, aynı sahne içine alabilirsiniz. Yine durumu sahne içinde anlatmanız lazım.

  41. Seval der ki:

    Gökhan Bey size bir şey daha sorayım. Şimdi benim elimde roman olarak yazılan finaline çok az kalmış bir hikaye var. Ben bunu bir dizi olarak da yazıp sunmak istiyorum ve benden yapımcımın istediği 8-9 sayfalık hikayenin genel bir özeti. Bunu nasıl yazmalıyım bana bu konuda yardımcı olursanız çok sevinirim.

  42. Fatih der ki:

    Hocam iyi günler
    Karakterin konuşurken yaptığı mimik veya işleri hangi şekilde belirtmeliyiz.
    Örnek 1:
    Ömer gülümseyerek
    ÖMER-Hadi geç kalıyoruz.

    Semih kapıyı kapatırken
    SEMİH-Sen kendi işine bak.

    Örnek 2:
    ÖMER (gülümseyerek)-Hadi geç kalıyoruz.

    SEMİH (kapıyı kapatırken)-Sen kendi işine bak.

    Örnek 1 mi doğru örnek 2 mi hocam? Yoksa doğru olan 3. bir örnek var da ben bilmiyor muyum? Teşekkürler…

    • Gökhan der ki:

      İkisi de olur. Ancak birinciyi kullanamayacağınız yerler olabilir. Mesela Uzunca bir diyaloğun ortasında bir şey belirtmek isterseniz parantezle diyalog arasında verirsiniz, çünkü ilk yöntem orada işe yaramaz. Bir de parantez diyalog ile birlikte kullanılır. Buraya yazdığınız gibi karakterin adının yanında yazılmaz.

  43. Demir der ki:

    Selamlar efendim;

    Bir senaryo yazarının yarattığı hikayeler, üç boyutlu tasarladığı karakterler, anlatım biçimi, diyalog yazım bilgisi yeterli veya üst düzey diyelim.

    Ancak “yapı” kurgusunda yeterli değil veya kendini eksik görüyor. Yani hikayeyi sahnelere ayırma, ekip tretmanı konusunda iyi değil diyelim.

    Sizce bu yazar, bir sinema filmi/ dizi yazarken bir tretmancı, bir yapı kuracak ekip arkadaşı ile çalışmalı mı?

    Türkiye’deki dizi senaryo ekipleri ve Amerika’daki senaryo ekiplerinde de gördüğüm kadarıyla hikaye ve sahne/diyalogları bir veya birkaç yazar yazarken; bölümün veya filmin yapısını kurgulayan genellikle başka bir kişi/kişiler oluyor.

    Siz yazarlara eksik olduğu alanlarda “kolektif” çalışma biçimini önerir misiniz?

    • Gökhan der ki:

      Kolektif çalışma, eğer ekip içinde iletişim sorunu yaşamıyorsa çok çok faydalı bir çalışma şeklidir. Çalışmaya katılanların birbirini iyi tanıması ve egolarını bir kenara bırakmalarını gerektirir. Çok öğretici olur. Yine de ekipte mutlaka son sözü söyleyecek biri olmalıdır. Bu da kargaşanın ve kararsızlığın önüne geçer. Başarabiliyorsanız kolektif çalışma muhteşem bir deneyimdir.

  44. Tekin der ki:

    Hocam dizilerde “10 dakika” kuralı sahidende önemli midir? 10 dakikanın altı ya da üstüne çıkılmaz mı? Zaten ilk sahne ya da ilk 10 dakika seyirciye etkileyici gelmişse merak eder ve izler, kararını verir. Ben yinede bu kuralı uygulamaya çalışmalı belki de mecbur muyuz sorusuna cevap arıyorum.

    Hocam ayrıca sizden bir öneri almak isterim. Bir dizi. İlk bölüm, ilk sahne. Sahnede dış ses eşliğinde yüzleri görülmeyen, ama sesi duyulan karakterlerdir. Bu dış ses, bize ana karakterlerin tanıtımını yaparken, bizde o karakteri vurgulayacak kısacık sahne yaparız. Böyle bir sahneyle giriş mi, Flashback ile giriş mi yoksa direkt olarak bir yerden başlatıp, hikayeyi akıtan bir girişle başlamak mı en iyisi? Öneriniz?

    Sağolun…

    • Gökhan der ki:

      Kural, senaryoyu okuyan kişi etkilensin devamını da okusun diye ya da film olduğunda seyirci kumandanın tuşuna dokunmadan izlesin diye ortaya çıkmıştır. Kural, kural değildir. Uymak zorunda değilsiniz. Ama uymazsanız bedelleri olabilir. Senaryoya bağlı. Seyirciyi ya da senaryoyu okuyan yapımcıyı devamını getirmek için ikna edebilecek misiniz?

      İkinci sorunuz için bir şey söylemek zor. Her yazarın farklı görüşü olabilir. Zaten sizi yazar yapan da bu olmalı, değil mi? Bu tür tercihleri kendi bakış açınızla yeteneğinizle çözmeniz gerekir.

  45. Berke der ki:

    Merhabalar. Hikaye gereği iki ayrı karakteri (A ve B diyelim isimlerine) aynı oyuncu oynayacak. Oyuncuyu filmin büyük kısmında A karakteri olarak izleyeceğiz. Ancak ilk sahnede B karakteri olarak girecek. Ama seyirci henüz filmin başında B karakterinden habersiz olduğu için onu en başında A karakteri sanacak, filmin sonunda meğerse en başta B karakteri imiş diye öğrenecek. Senaryoda ilk sahneyi yazarken bu nasıl ifade edilir? Aynen bu şekilde, “A ve B’yi aynı oyuncu canlandırır. Seyirci henüz B olduğunu bilmez.” gibi bir ifadeyle mi? Çok teşekkürler yardımlarınız için 🙂

  46. Fatih der ki:

    Senaryo yazarken, bir masa üzerindeki detayları görmek istersek veya karakterin yüzünü detaylı göstermek istersek veyahut kalabalık bir ortamda sadece bir grup kişinin diyaloğuna, hareketine odaklanacaksak didaskalya kısmına “odaklanırız, yakınlaşırız” gibi ifadeler yazmak doğru mudur?

    Kamera, Mehmet’in yüzüne odaklanır/yakınlaşır.
    Mehmet’in yüzüne odaklanırız/yakınlaşırız vb.

    • Gökhan der ki:

      Doğrudur, uygundur, yerindedir. Tercihen birinci çoğul şahıs kullanmayın derim. Kamera yaklaşır, görür vs. daha uygun.

      • Fatih der ki:

        Kamera hareketlerinden daha doğrusu “kamera” sözcüğünden uzak durun derler ya hocam genelde. O yüzden hani odaklanırız, yakınlaşırız diye örnek verdim. Yerli senaryolarda çok kullanıldığını gördüm birinci çoğul şahısın “geçmiş bölümden açılırız, kalan sahneden devam ederiz, yüzünde kalırız vs.” gibi tabirler sık kullanılıyor.

        Kamera hareketi belirtmeden, birinci çoğul şahıs eki de kullanmadan “odaklanılır, yakınlaşılır, geniş planda görüntülenir” gibi geniş zamanlı ifadeler kullanılsa anlaşılır ve yerinde olur mu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.