Gol atmak ya da hamaset

1. isim Yiğitlik, kahramanlık, cesaret
Bir hamaset destanı.
2. Dinleyenleri etkilemek veya heyecanlandırmak amacıyla yapılan abartılı anlatım (TDK)

Kısa yoldan zengin olmak, kısa yoldan şöhret olmak, gücü ya da başarıyı alın teriyle değil de çabuk ve zahmetsiz elde etmek… Kendisi için bir takım hayalleri olan hemen herkesin gördüğü bir rüyadır. Hayal kurmak başlangıçta mazur görülebilir. Örneğin ortaöğrenim yıllarında. Zengin, iktidar sahibi ya da meşhur biri olacağını hayal etmek çocuklar için belki gereklidir de. Ne var ki ortalıkta dolaşan başarı öyküleri çoğumuzun çocuk olarak kalmasını sağlıyor, büyümemizi engelliyor. Bir başarı öyküsü duyduğunuzda ya da okuduğunuzda başarıya giden yol çoğu kez çok kolaymış gibi anlatılır. Yenilen kazıklar, ihanetler, geri çevrilmeler, anlayışsızlıklar ve daha milyonlarca acı verici tecrübe o başarı öyküsüne sığmaz, sığıştırılsa bile bir hoşluk ya da “naif anılar demeti” gibi geçiştirilir. Şans her zaman göz önündedir. “Fırsatları değerlendirme yeteneği” hemen her zaman emek vermekten, ter dökmekten daha önemli gösterilir. Başarı öykülerinin altında, örneğin şöyle tavsiyelere rastlanmaz: “yeteneğinizi geliştirmek ve bir konuda iyi olduğunuzu başkalarına ispatlamak için yıllarınızı hatta on yıllarınızı; sonuç beklemeden, iltifat övgü beklemeden, aşağılanarak, hakarete uğrayarak, parasız kalarak, sevdiklerinizi üzerek geçirmeye hazır olun” Bir pop-star olmak istiyorsanız bile pop-star olma sürecinizin bal-kaymak olacağını bilemezsiniz. Birileri size bu acıları çekmeden yeteneklisin ya da değilsin de diyemez. Bir hayaliniz varsa uyanıklıkla, çabuk ve kolay cevaplar alamayacağınız bir durumdasınız demektir. Bedel ödemeden başarılı olacağınızı size kim öğrettiyse onu bulup hesap sormalısınız. Muhtemelen size bunu öğreten yine kendinizsiniz. Pop-star olmayı bırakın kitlelere faydalı bir birey olmak istiyorsanız hem sürecinizin hem de sonuçların göz kamaştırıcı zaferlerle dolu olacağını garanti edemezsiniz. “Acaba yetenekli miyim?” diye kendi kendinize sorduğunuzda cevabınızı şu soruda arayın: “Hiç bir alkış, kazanım, ödül, başarı elde edemeden yıllar, on yıllar geçirdiğim halde hala aynı hayalin peşinde koşabilecek miyim?” Hobilerden değil yaşam tarzınızdan bahsediyorum. Kırk yıl boyunca pul biriktirmeniz değil konu. Müteahhitlik yapabileceğiniz halde kitap yazıyorsanız, birinden birini tercih etme arefesindeyseniz…

Modern insana en çok reklamı yapılan ürün; başarı!

Modern insana en çok reklamı yapılan ürün; başarı!

Hamasi söylemleri ve gol atanları gördükçe sonuçlardan başka bir şey göremeyen gözlere sahip olabilirsiniz. Bir bebeğin doğması, büyüyüp adam olması için annesinin aylarca, yıllarca eziyet çektiğini düşünmezsiniz. Size göre bebek doğacak ve hemen başarıdan başarıya koşan bir Einstein olacaktır. Modern insana en çok reklamı yapılan ürün; başarı… Bu yazıdan “başarı kötüdür” dediğimi zannedenler de çıkacaktır, ama tersine ben şunu söylüyorum; başarı geldiğinde hazır olmayanlar için başarı kötü olabilir. Hazır olmanın sırrı da başarıya götüren süreçte saklı. Gidilecek yer kadar yolculuk şekli de önemli. Kendi kalenizin önündeyken tek vuruşla rakip kaleye gol atmanın şıklığı büyüleyicidir. Sizi bir star yapar. Flaşlar üzerinizde patlar. Oturup şunu hesaplayın o halde: Yıllarını harcayıp Messi olmak mı daha kolay yoksa o ölümcül vuruşu yapıp tek vuruşla gol atmak mı? Hangisi gerçek başarıdır? Hangisi sonuçtur hangisi süreçtir?

Bu yazı Çeşitli kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Gol atmak ya da hamaset için 1 cevap

  1. Esra der ki:

    Çinli bir kadın yazdığı kitapta şöyle der: herkesin üzerinize geldiğini mi düşünüyorsunuz? üstünüz başınız toz, duman, çamur içinde mi? tüm gözler size çevrilmiş tüm ağızlar hep birden hadi koşsana aptal diye mi bağırıyor? evet bunlar çok ürkütücü, korkunç. eğer bir sahanın ortasında, ayağınıza top gelmiş bir oyuncu olduğunuzun farkına varamayacak kadar aptalsanız.
    Amacımızı, ne istediğimizi, bu yolda nelerden vazgeçip nelere tutunmamız gerektiğini sürekli hatırlatmamız gerekir kendimize. Yoksa, her ‘koş forrest’ diyene koşarsak evin yolunu kaybedermişiz gibime geliyor.:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.