İzleyince


Düşmekte olan bir uçakta ateist yoktur!

Dönüp durmakta olan Lost geyiklerine bir tane de ben ilave etmiş olayım: “Düşmekte olan bir uçakta ateist yoktur” derler. Oceanic 815′te de yokmuş meğer. Altı yıl boyunca doğrudan bir gönderme yapmadan, dolaylı göndermelerle okültizm, paganizm, babil, mısır, tevrat falan derken “olayda” yani düşmekte olan bir uçak gibi “May Day! May Day!” diye bas bas bağıran [...]

Damages

İyi yazılmış karakterler, çok iyi oyunculuk. Dizinin en büyük güzelliği ise iki protagonistin birbirlerinin antagonisti oluşu. Resimdekiler: Glenn Close, Lilly Tomlin ve Martin Short.

Hayat Filmlerdeki Gibi Değil, Hayat Çok Daha Zor

Hayat Filmlerdeki Gibi Değil… Hayat Çok Daha Zor

Yazının başlığındaki bu cümlenin bir filmden alınmış bir replik olduğunu söylersek ortaya çıkan durum, bize sinemayla ilgili söylenebilecek şeylerden önemli bir kısmını söylemiş oluyor. Biraz açıklayalım: Bir sinema filmi izliyorsunuz. Film boyunca bir çocuğun büyümesini, okul yıllarında arkadaşlarıyla olan çocukça duygularını, savaştan hiç dönmeyen bir babanın yokluğunda yetişkin [...]

James Cameron, TED konuşması

Tutkusunu ve mesleğini anlatıyor.
“Merak, sahip olduğunuz en güçlü şeydir.”
“Kendinizi sınırlandırmayın. Bunu zaten diğer insanlar yapmaya çalışacak. Risk alın.”
“Failure is an option, but fear is not.”

That’s my wish…

Hayata dair en dramatik cümlelerden biridir: “İkinci bir şansım olsaydı…”
“Ayışığı” Graham olarak da anılan Archibald Graham, 1905 yılında New York Giants beyzbol takımının kadrosunda yer alan, sadece bir kez sahaya inebilme yani gerçek bir oyun içinde yer alabilme şansını elde eden ama o oyun içinde bir tek vuruş yapabilme şansı yakalayamayan genç bir oyuncuydu… Sonraki [...]

İvedik vs. House

Recep İvedik’le ilgili hep yazılıp söyleniyor: “İnsanların yapmak isteyip de yapamadıkları bir anti kahraman olduğu için çok sevildi” Aynı şeyi Dr.House için de söyleyebiliriz. Peki Recep İvedik ile House M.D. gerçekten aynı / benzer / özdeş mi?
Mesele özdeşlik meselesi değil, hedef kitle meselesi. Birinde hedef kitle 8-15 yaş (ancak  buna rağmen filmin reytinginin “R” - [...]

The Prisoner

Çok yakından baktığında, Dünya güzel görünmüyor. Vahşete aşık oluyoruz. Pornografi yapıp adına haber diyoruz. Günlük korku dozları… Gelen felaketin ekolojik olduğunu sanıyoruz, ama, hayır…  Sorun politik… En büyük savaş psikolojik olandır.
Burada.
Kendimizi şişmanlatıyoruz ve nefes almakta zorlanan solgun hayvanlar oluyoruz duygudan yoksun yetişiyoruz, acımasızlık bizi eğlendiriyor. Yani “sanki, insana ait olan” yeni bir dünya yaratıyoruz..
Bir fısıltı [...]

Bu Bir Tuti Kuşunun Hikayesi…

- Nedir bu? Okuduğunuz?
Müfit zaten bu sorunun geleceğini biliyor gibiydi
- Bu bir Tuti kuşunun hikayesi.
- Tuti kuşu?
- Dudu kuşu ya da meşhur adıyla papağan…
Aslı şaşırdı.
- Bilmiyordum…
Müfit, minyatür kitabına sadece birkaç satırla alınmış bu öykünün tümünü biliyor gibiydi.
- Öyküyü Mevlana anlatır. Son derece sembolik ve aslına bakarsan bir o kadar da derin bir öyküdür.
Aslı gözlerini minyatürden [...]

Tarla Kuşuydu Juliet

Ephraim Kishon‘un Tarla Kuşuydu Juliet adlı oyununu yıllar önce TRT’de izlemiş ve çok etkilenmiştim. Belki de TRT’nin siyah beyaz olduğu dönemlerdeydi. Romeo rolünde Çetin Tekindor, Juliet Rolünde Ayten Gökçer ve Shakespeare rolünde İstemi Betil. Yıllar sonra Şehir Tiyatroları’nda aynı oyunu, tabii ki farklı oyuncularla, izlemek oldukça hoş oldu, tavsiye ediyorum.
“Ben yazar değilim, sadece bir şakacıyım, [...]

Marty (1955)

Minimalist bir öykü. Şebeke(Network (1976))’nin da senaristi olan Paddy Chayefsky, büyük hayalleri olmayan sıradan insanların hayatlarına göz atıyor. Oldukça evrensel bir öykü. Ernest Borgnine‘ın oscarlı performansı kaçırılmamalı. En iyi senaryo dahil dört oscar almış bu filmden bir parça:
- Son zamanlarda sürekli ağlamaya başladım.
- Ben de çok ağlıyorum. İyi ağlarım.
- En ufak bir şeyde gözümden yaşların [...]

Last.fm